Sonbahar geldi mi farz edin yokuş aşağı freni kopmuş bir kamyon heyulası vakit, insan ise olanca hızıyla sonuna yaklaşırken “ölü yaprak vuruşunu” izleyen kaleci, yuvarlanmakta bitirmeye meşin yuvarlak…

Eylül’ler, Ekim’ler, Kasım’lar kulak açar dalından kopan sükuta.

Ne bir duaya vakit kalır…

Ne de teselliye.

Baharın sonu erken iner kadim şehirlere…

Yamaçları derindir.

Mezarlıklar şenlenir…

Yolun başında görünen keder katarlarıyla.

Asıl sensindir giren…

Omzundaki tabutla kabre.

Sonbahardır mevsimin tüm ayları kadim şehirlerin…

Eksilen insanları, yıkılan konakları, kapağı kapanan hikaye kitapları ile.

Katrandır tüm renkler…

Çığlıktır sesler.

(“Eylül toparlandı gitti işte

Ekim filan da gider bu gidişle

Tarihe gömülen koca koca atlar

Tarihe gömülür o kadar”

Turgut Uyar.)

(“Asıl öğretmenlik okul kapısından çıkınca başlar”…

Tüm mekan ve zamandır çünkü öğretmenin sınıfı.

Toplum öğretmen hattını ip tutarak hizasını bulur…

Öğretmenle yükselir medeniyet ivmesinde.

Öğretmenlik bir “meslek” değil…

“Pusula, ayna, kroki”.

“Toplumsal kimlik” öğretmenlik…

Öğretmenin kara tahtası kendi yaşamı bilakis, her an ve her şartta, insanları eylemleri ile eğitmek, öğretmek, doğruluk tornasından çıkarmak.

Öğretmen kadardır toplumların ilerleyişi ufka…

Dalgalı denizde limanı bulabilmeleri.

Elbette dolu dizgin “dönüşüm” sarmalındaki dünyada “öğretmen” imgesi de törpülenen kavramlardan biri…

Karşı durdu “UNESCO” ve “ILO”.

“5 Ekim”…

Tüm dünyada “Öğretmenler Günü” ilan edildi.)

(Türkiye’de “öznel” sebeplerden dolayı kafalar karışık…

Ekseriyet “24 Kasım” tarihini “Öğretmenler Günü” kabul ederken istisnaen “5 Ekim” de takvimde işaretli.

“24 Kasım” “yerel”…

“5 Ekim” “evrensel”.

“24 Kasım”…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 24 Kasım 1928'de "Millet Mektepleri'nin Başöğretmeni" unvanını kabul ettiği gün olması hasebiyle 1981 yılında “Öğretmenler Günü” olarak ilan edildi.

“5 Ekim” ise…

30 Temmuz 1993 tarihinde düzenlenen UNESCO 27. Genel Konferansı'nda alınan kararla yürürlük kazandı ve 1994 yılından beri “Öğretmenler Günü” olarak kutlanıyor her ülkede.

5 Ekim’in esbabımucibesi ne?...

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) "Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi" isimli tavsiye kararını 5 Ekim 1966 tarihinde imzalamıştı da o sebeple.

Evet…

Öğretmenlik bir “statü” çünkü.)

(Türkiye’de kimi meslek örgütleri 5 Ekim’i “Öğretmenler Günü” olarak kabulleniyor 24 Kasım’a nazaran…

“Yerelin öncelikli olması lazım” de dur.

5 Ekim’e hususiyet veren “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi" metninden pek de haberdar olduklarını sanmıyorum ama…

“Klişe” üzerinden devam etmelerinden kuşkuluyum.

Web ortamında mevcut “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi"…

Giriş kısmından bir bölümü aşağıda vereyim ki mevzunun özü anlaşıla tepenin ardından.

“Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”…

“Öğretmenlerin statüsü konusunda Hükümetlerarası Özel Konferans, Eğitim hakkının insanın temel haklarından biri olduğunu anımsatarak; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 26. maddesine, Çocuk Hakları Bildirgesi’nin 5, 7 ve 10. maddelerindeki ilkelere ve halklar arasında gençlerdeki barış, karşılıklı saygı ve anlayış ülkülerinin geliştirilmesine ilişkin Birleşmiş Milletler Bildirgesi ilkelerine uygun olarak, devletlere düşen herkese uygun (elverişli) bir eğitim sağlama sorumluluğunun bilinciyle; Moral ve kültürel değerleri geliştirmenin ve sürekli bir ekonomik ve toplumsal ilerlemenin zorunlu koşulu olarak, var olan tüm zihinsel (entellektüel) yetenek ve kaynaklardan eksiksiz biçimde yararlanmak ereğiyle genel öğretim ile teknik ve mesleksel öğretimi geliştirme ve yaygınlaştırma zorunluluğunu göz önünde bulundurarak; Öğretmenlerin eğitimin ilerlemesindeki temel rolünü ve onların insan kişiliğinin ve çağdaş toplumun gelişmesindeki katkısının önemini kabul ederek; Öğretmenlere bu role yakışır bir statü sağlamak isteğiyle; Çeşitli ülkelerde öğretimin yapısını ve örgütlenmesini belirleyen yasaların ve geleneklerin büyük bir çeşitlilik taşıdığını göz önünde bulundurarak; Ayrı zamanda, çeşitli ülkelerde öğretmenlere, özellikle onların kamu hizmetlerine ilişkin kurallar bütününce yönetilip yönetilmemelerine (bu kurallara bağlı olup olmamalarına) göre uygulanan rejimlerin çeşitliliğini de göz önünde bulundurarak; Bununla birlikte bu ayrılıklara karşın, öğretmenlerin statüsüyle ilgili olarak tüm ülkelerde ortak sorunların ortaya çıktığına ve bu sorunların, bu Tavsiye’nin açıklamayı amaçladığı bir ortak kurallar ve önlemler bütününün uygulanmasını gerektirdiği inancıyla…”

146 madde sıralanıyor alt alta…

Çeşitli başlıklar altında.

Her maddesi haklı…

Uğrunda mücadele edilesi.

Hele ki son madde manidar…

“Öğretmenler kimi alanlarda, bu Tavsiye kurallarında belirtilmiş olanlardan daha elverişli bir statüden yararlandıkları zaman, bu kurallar hiçbir durumda daha önce tanınmış avantajlardan (güvenceye alınmış statüden) vazgeçmek için (bir gerekçe olarak) ileri sürülmemelidir.”

Nikbinlik bu olsa gerek…

“Daha elverişli bir statü” kim bilir nerede ve hangi zamanda?