Çok şefkatli pek merhametli Allah’ın adıyla başlıyorum.
Değerli okurlarım,
10.05.2023 tarihli Kastamonu İstiklal Gazetesinde, bu köşemde “BİRLİKTE RAHMET, AYRILIKTA AZAP VARDIR” başlıklı bir yazı yazmıştım.
Dört gün sonra Türkiye seçime gidiyordu. Herkes gergindi. Siyasetçiler etrafta düşman arıyordu. İnsanımız birbiri ile konuşmaktan çekiniyordu. Yanlış bir şey söylesen hedefe oturtuluyordun. Siyasetin tabiriyle etraf terörist doluydu. Hatta o günlerde fiyatı artan “soğan” dahi teröristti.
O gün, “Birlik ve beraberlik bize her zamankinden daha çok şimdi lazım” demiştim.
O gün, “Kimse kusura bakmasın. Siyasetçi uzun düşünmez. Seçim akşamı ekranda kimin kutusu büyük çıkacak, bunu düşünür.” demiştim.
O gün, “Yaşı elliye varmış, pek çok seçim görmüş birisi olarak sizleri temin ederim bende oluşan kanaat budur.” demiştim.
O gün, “Maalesef, siyasetçi ekrandaki o kutunun büyük çıkması için bazen ortaya farklı ayrışma noktaları arar.” demiştim.
O gün, “Biz vatandaşlar da onlara bakarak birbirimize sanki düşman oluruz.” demiştim.
O gün, “Seçimler tamamlanır. Görüşmeler başlar. Daha ilk gün mecliste el sıkmalar mı dersiniz, kafaları tokuşturmalar mı, el öpmeler mi? Neler neler.” demiştim.
O gün, “Hükümet kurma görüşmelerinde yetkililer el sıkışmaya başlar.” demiştim.
O gün, “Kameralar önüne geçerler, tokalaşırlar, el sıkışırken bir de kameraya bakarak seyirciye, size, bize uzun uzun gülerler.” demiştim.
O gün, “Seçim öncesi birbirine küsen, darılan gariban vatandaş da olan bitene bir anlam veremez.” “Yahu biz amcaoğluyla niye darıldık.” “Ya, ben yirmi yıllık en yakın arkadaşımla, komşumla niçin kavga ettim, şimdi nasıl barışacağız.” diyerek başını ellerinin arasına alıp düşünmeye başlar.” demiştim.
O gün, “Öyle ise dikkatli olalım. Kalp kırmayalım. Birlik ve beraberlikten ayrılmayalım.” demiştim.
O gün, “Arkadaşlık, dostluk, akrabalık, yarenlik, şimdiki neslin ifadesiyle kankalık kolay elde edilen değerler değildir. Kaybetmeyelim. Bir seçime feda etmeyelim.” demiştim.
O gün, “Örnek isterseniz, herkesin elinde internet var. Önceki seçimlerde kim kime ne demiş açıp bakınız, çok net anlaşılacaktır.” demiştim.
Hatta yazımı bitirirken:
“Aradan geçmiş şu kadar yıl. -Anladık mı? -Hayır.” demiştim.
Peki Ne Oldu
Değerli okurlarım,
Seçimler bitti.
Kazanan kazandı, seçilen seçildi.
Etrafta terörist falan kalmadı.
Mecliste herkes birbirini tebrik etti.
Bir şehirden seçilen farklı partinin adayları da birbirlerini tebrik etti.
Her seçimden sonra olduğu gibi siyasetçiler bizlere dönüp dediler ki:
“Türkiye Kazandı”.
Eyvallah anladık.
Biz bu milleti niçin gerdik, diyen oldu mu?
Hayır.
Biz insanımızı birbirine niçin düşürdük, diyen oldu mu?
Hayır.
Millet olarak bu süreçte birlik ve beraberlikten neler kaybettik, diyen oldu mu?
Hayır.
Biz kazandık ama milletin bütünlüğünü, beraberliğini yitirdik, diyen oldu mu?
Hayır.
Hal böyle ise, seçimi siyasetçi mi kazandı, millet mi kazandı?
Seçimi siyasetçi mi kazandı, birlik ve beraberlik mi kazandı?
Her seçimde olduğu gibi seçimi siyasetçi kazandı. Milletin, vatandaşın bölünüp parçalandığı, birbirine düştüğü kaldı.
Başkanlarımıza İki Kere Teşekkürler
Birinci Teşekkür
Değerli okurlarım,
Kastamonu İstiklal Gazetemizde 25.06.2023 tarihinde “ÖZLENEN TABLO! Eski rakipler bir arada poz verdi” başlıklı bir haber. “2019 yılı Yerel Seçimlerindeki Kastamonu Belediye Başkan Adayları bir araya gelerek özel bir anı oluşturdu.” diyor haberde.
Ve haberde devamla “2019 Yerel Seçimlerinde aday olan AK Parti Belediye Başkan Adayı Tahsin BABAŞ, MHP'li Kastamonu Belediye Başkanı Rahmi Galip VİDİNLİOĞLU ve CHP Belediye Başkan Adayı Mustafa ÖZTÜRK, samimi bir şekilde el ele poz verdi. Bu kare, Kastamonulular için birlik ve beraberlik örneği olarak nitelendirildi.” yorumu var.
El-Hak doğrudur.
Özlediğimiz tablolar.
Her üç başkanımıza da teşekkür ederiz.
Sağ olsunlar, var olsunlar.
Biz siyaseti böyle istiyoruz.
Bu birlik ve beraberlik, bu samimiyet için birinci teşekkür.
İkinci Teşekkür
Değerli okurlarım,
İkinci teşekkür de beni haklı çıkardıkları için.
Bu resmi gördükten sonra,
“Ben dememiş miydim?” “Ben size söylemedim mi?” demeyeyim mi.
Haksız mıyım, siz söyleyin.
Tabi ki, yukarıda uzun uzun eleştirdiğim ayrıştırıcı siyaseti bu başkanlarımız yapmadı. Biliyorum. Sizler de biliyorsunuz.
Ama yapılmadı mı? Yapıldı.
Niçin bunları yazıyorum?
Bir sonraki seçimler için, daha sonraki seçimler için ders olsun, diye yazıyorum.
Yeni nesiller için ders olsun, diye yazıyorum.
Bizim nesilden bu anlamda olumlu bir beklentim yok.
Sağlıcakla kalın.
Ne Zaman Düzelü?
Kul hakkı yemenin de domuz eti yemek gibi haram olduğunu anladığımız gün.