İLİ KASTAMONU
İLÇESİ AĞLI
YERİ AĞLI İLÇESİ BATISI
Halk arasında Ağıllı kale veya harf düşüşü ile söylenmesinden sonra Ağlı Kalesi olarak günümüze kadar ulaşan bu kale doğal bir kaya üzerindedir. Türklerin bu bölgeye gelmeden önceki ismi ise Şabbat Kalesi olarak bilinen kaledir.
Şabbat veya daha düzgün ifadesi ile Şabbath kalesinin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi henüz elde edilememiştir. Kalenin doğusundaki düzlük yerde yaklaşık kaleye 2 km kadar uzağındaki küçük bir tümülüs günümüzde Ağlı tümülüsü diye adlandırılmaktadır. Bu tümülüs ağlı panayırının kurulduğu yerin yanındadır. Bu güne kadar burada bilimsel bir çalışma da yapılmamıştır.
Şabbat kalesinin üzerindeki düzlük alan eskilerden beri, kısaca İslam öncesi dini tatil günlerinde Yahudilerin ibadet yaptıkları ve dinlendikleri yer olarak bilinmektedir. Bu gün ise her hafta Cumartesi günüdür.
Şabbat Kalesinin kuzeyi tabi bir kayalıktır. Büyük kayalık alanın aşağısı ormanlar ile kaplıdır. Bu tabi kaya kalenin bu cephesinin tamamen güvenliğini ve korunmasını sağlar. Batı tarafı yani Aslanca ve Bereketli tarafı da kalenin üzerine çıkılmasına imkan vermez. Kalenin en zayıf tarafı ise günümüzde Ağlı İlçesinin de bulunduğu doğu tarafıdır. Buradan kalenin üzerine ulaşmak daha kolaydır. Güneyi ise kuzeyine göre daha zayıftır. Ancak bu tarafta da Devrekani Çayı çoğu zaman kaleye bu yönden ulaşmayı da zorlamaktadır. Kalenin üzerinde eskiden ibadet yeri olarak kullanılan düzlük alan ise günümüzde Ağlı Şenliklerinin yapıldığı bir yer haline gelmiştir.
Bu doğal kalenin üzerinde İnsan eli ile yapılmış olan su sarnıcı dikkati çekmektedir. Ayrıca Ağıl tabir edilen ve hem sıcaktan ve de soğuktan buradaki insanları koruyabilecek bir de mağara görünümlü bir korunak yeri vardır. Burası Ağıl olarak yani toplanma yeri olarak eskilerde kullanılmıştır.
Ayrıca eskilerden beri sonbahar aylarında Ağlı ilçesinde daha ziyade Hayvan satışı yapılan ve bunu eğlence ile de taçlandırmaya vesile olan Ağlı panayırı yapılmaktadır. Azdavay, Daday, Seydiler, Devrekani ve Küre civarlarından sürüler halinde satılmak üzere gelen hayvanlar adına ağıl denilen ve çevresi ağlo denilen kıyı dediğimiz ağaçlar ile çevrilmiş alanlara yerleştirilmekte ve buralar ise panayır boyunca burasının koruyuculuğunu ve güvenliğini sağlayan Panayır ağasının Mangaları yani güvenlik elemanlarının emniyetini sapladığı yerlerdir. Ayrıca bu hizmeti sağlan Manganın 9 kişiden oluştuğu da bilinmektedir. Burada Panayırın kalabalık durumuna göre bazen birkaç manga da görev yapabilmekte ve bunlar Manga ağasına Yani Mangalo’ya bağlı olarak çalışmaktadır. Ağıllardaki hayvan sayısına göre de bu elemanların alacağı ücret Nark olarak Mangalo’ya ödenmektedir.
Ağlı kalesi savunması kolay olan ve dış alanlardan yüksekliği nedeni ile kolayca korunabilecek bir kayalık alan üzerindedir. Bu nedenle de Türkler tarafından kolayca alınamayan kalelerdendir. Miladi 1102 yılında Danişmende komutanlarından Alınca Bey tarafından kuşatılmış ancak bir türlü de burası alınamamıştır. Kastamonu’da Hüsameddin Çoban Beyin hüküm sürmeye başladığında Alınca Beyden bu kalenin ne pahasına olursa olsun alınması bunun Karadeniz kıyılarına ulaşmak için elzem olduğu bildirilmiştir. Alınca Bey Miladi 1106 yılında bu kaleyi kuşatmış, Çevresindeki yerleri almayı başarmış, ancak doğu tarafındaki, bu günkü Mancılık, Şahpat, Hüseyin Efendi, İbrahimli, Tepe Köy Civarlarındaki ormanlı alandan iç kesimlere doğru laledeki tekfurun çevresindeki askerlerin kaçmalarını sağlamak için biraz boş bırakmıştır. Bu savaş tekniği düşmanı Ağıla almak ve ağıl dışına kaçanları da aldığı güvenlik tedbirleri ile yok etmek şeklindedir. Ancak kalenin yüksek oluşu bir türlü kalenin düşmesini zorlaştırmış ve kuşatma da 38 gün sürmüş ve bu sırada da Alınca Bey Gazi olmuş yani yaralanmıştır.
Hüsameddin Çoban Bey bu sırada Daday üzerinden Yayla, Cörmeren, Fındıklı tarafından gelerek elindeki güçlerle kalenin doğu tarafından da güçlü bir kuşatmadan sonra kaleyi almış. Ancak çok fazla da zayiat verilmiştir. Bundan sonra Sahil kısmına ilerleyen Türk güçleri sahilde bir çok yeri ele geçirmişler ve burada da hedefi Suğdak olan Deniz Ötesi sefer için donanma inşasına başlamışlardır.
Bu nedenle Alınca Bey’in de gazi olması pahasına çok saydı Şehit verilerek de olsa Ağlı kalesi Tekfur Nikol ve askerlerinden temizlenmiş ve ebedi Türk yurdu olarak bizlere hediye edilmiştir.
Ağlı Kalesinin alınmasından sonra bu kalenin alınması sırasında Gazi olan Alınca bey ise bundan on yıl kadar sonra miladi 1116 yılında vefat etmiş ve bu günkü Alınca Köyünde ebedi istirahat yerindeki türbesinde hakka yürümüş yani uçmağa varmıştır. Yanında ise sonradan Müslüman olan tekfur Nikol’ün kızı Lili, yani Alınca Sultanın eşi ise miladi 1121 yılında vefat etmiş olup Gazi Alınca Bey’in yanına defnedilmiştir.
Bize bu kalenin Fethinde Şehit olanlara Allahtan rahmet mekanları cennet olsun demek düşer.
Next