Farklı saiklerle ülkemizdeki bitkisel üretim 2025’te bir önceki yıla göre (hemen) tüm kalemlerde azaldı, insan doya mı, sofrasından kese mi?...
Kastamonu’daki kayıp nice?
Tarımsal üretimde en verimli yıllarda dahi ne yönünü tam tayin edebilen ne de attığı taş ürküttüğü kuşa değen ve “tarım ili” olmadığı ön kabulü bizatihi sektör temsilcilerinin dillerine pelesenk Kastamonu…
Cemi cümle kuraklığın boy verdiği 2025 yılında kim bilir ambarından ne kadar azaldı?
Sermayeden kim bilir ne kadar gitti?…
Gideni yerine koyabilmek ne de zordur.
Kastamonu’nun “tarımsal” güzergahta yön tayin edememesi dünün bugünün meselesi değil elbette…
Yıllar sari mazide ne ekeceğine ne dikeceğine bir il karar veremez mi veremez.
Oysa…
Kıt ama envai ve kıymetli tarım potansiyelini pekala yüksek meblağlara tevdi etmesi çok da mümkünken.
Orman bekleyen gözlere…
Koru içindeki yekpare ağaç neylesin?

(Moral bozucu bir tablo 2025 yılı tarımsal üretim verileri…
İthalat mı çare ola?
“Buğday üretimi” misal…
“Yüzde 13,7” azaldı 2024 harmanına göre ülkemizde.
Şampiyon “yulaf” eksilmede…
“Yüzde 26,3” oranında azaldı.
Yoksulun gıdası “patates”…
“Yüzde 7,2” oranında azaldı.
Hele “tatlı patates”…
“Yüzde 55” azaldı.
Onlarca “kalem” içinde artış gösteren tarım ürünleri de olmadı değil oldu…
“Darı, mısır, yer elması, salep, aspir, kolza, tütün, haşhaş, yonca, korunga”.
“Her derde deva” desem yeri “yer elması”...
“Yüzde 32.5” artış gösterdi.
Çiğ de yenir “yer elması”…
Yemeği de olur.
İddia ediyorum…
Kastamonu’nun sahiplenmesi ve kök sürdürmesi gereken bir “hazine” yer elması.
2025 hasadı yer elması 2026’da döke saça yeter…
Talim yıl boyu.)
(“Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı” 2025 yılında bir önceki yıla göre “yüzde 30,9” oranında azaldı…
Kastamonu’da da çarşı-pazar hallerinden belli zaten.
Negatif seyre bakar mısınız?...
Elma “yüzde 48,3”, şeftali “yüzde 46,1”, nektarin “yüzde 44,1”, kirazda “yüzde 70,6”, üzüm “yüzde 27,5”.
İthal meyveye doyacağız önümüzdeki yıl!...
Tropikale devam.
Ayva tatlısına “mola”…
“Yüzde 58.1” azaldı ayva.
Kayısı hoşafını “ara”…
“Yüzde 73.9” azaldı.
“Üryani” zaten tarih olmuştu da…
Namı da kalmayacak bu gidişle.
“Çaya çorbaya limon” devri değil bu yıl…
Limonda azalış “yüzde 34,4”.
“Fıstıksız baklava” devrine girdik…
Antep fıstığında eksilme “yüzde 61,5”.
Şampiyon eksilme “yüzde 88.7” ile “zerdali”…
A. Kadir’in “Çile” şiirini oku dur: “Sen orada dalından koparılmış bir zerdali gibi dur / Ben burada zerdalisiz bir dal gibi durayım.”)

(Kuraklık başta olmak üzere doğa afetlerinden tarımsal üretimi ari kılmanın yolu elbette “şartlara uyum sağlamaktan” geçiyor…
“Bildiğini okuyan” sistem harici kalmaya mahkum.
Ne kadar uyum…
O kadar sürdürülebilirlik.
Ülkemizin olduğu gibi Kastamonu’nun da “su fakiri” olduğu hakikati üzerinden pozisyon alarak “kuru tarım” külliyatını hatmetmek mi gerekir evvela?...
Yoksa “baraj/gölet/kanal” edebiyatına devam mı?
Ki yerine göre “gelenekten çıkmak” mı lazım?...
“Su yoksa çeltik yok” formülü bir doğa kanunu değil mi doğruluğu asla tartışma götürmez.
Yahut “yerine göre” de tam da “geleneğe dönmek” mi lazım?...
İthal büyükbaşlar yerine “karasığır” tercih ederek.
Yerel koyun…
Yerel tavuk.
Matematiğin en az uğradığı alandır tarım/hayvancılık…
Suyun üstünde mi altında mı olunduğunun keşmekeş olduğu bir evrendir.
Hele ki çiftçiliğin “ata mesleği” kaldığı Kastamonu’da…
Geleceğe ne kalacak bugünden meçhul.)
