Ilgaz dağının Kastamonu veçhesinde özel sektöre ait “bir” işletme haricinde “otel” kalmadığını, “yangın” başta olmak üzere yönetmeliklere uyamadıkları için kamu misafirhanelerinin/otellerinin “birden” kapandığını, bu halin Kastamonu turizmi namına “sıkıntı” yarattığını 12 Ocak tarihli https://www.kastamonuistiklal.com/kamu-turizmciligi-ilgazi-bitirdi başlıklı yazımda ifadelendirmiştim...
“Hey gidi Kastamonu Ilgaz’ı hey, Alp’lere refikken yola çıkarken, geldiği yere bak” demiştim sözün özü.

Haliyle ne idareyi maslahattan ne de sivil inisiyatiflerden lafıma laf katan olmadı…
Kopmuş halata tutunmaya meyledene şaş.
Ekseriyeti “günübirlikçi” kayakseverler ile çarkı döndürme gayretinin ne ölçüde sürdürülebilir ve yapılmakta olanın ne hal “kış turizmi” olduğunu sorularını cevaplayacak muhatap yok…
“Topa gelişine vurarak” devran geçe.
Ilgaz’daki “kamu turizmciliği” kendince bir çare üretmiş gerçi…
Ilgaz Dağı kış turizmine jet ivmesi kazandıracak bir buluş hem de.

Kastamonu Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü önümüzdeki hafta sonu Ilgaz dağında “Ilgaz Gençlik Kış Festivali” düzenliyor…
Programda “yok” yok ki varın düşünün organizasyonun çapını.
Kendi namıma “pes” diyorum…
Ellerim havada.
Not: "Kastamonu Raporları" dizisinin üçüncü cüzü “Kastamonu İli Korunan Alanları: Envanter, Sorun Analizi ve Gelecek Perspektifi”, cennet vatanın “doğal, çevresel ve sosyo-ekonomik” yapısı bilimsel veriler ışığında ayan beyan, kaleme gelenler bir de sahaya yazılabilirse pek ala…
Zordur bilirim.
“Milli park”, “tabiat parkı”, “sulak alan”, “yaban hayatı geliştirme sahası” dendi mi durup düşüneceksin…
Hatta 180 derece dönüp topuklayacaksın.
Evvela tüm bu alanları “varlık sebebi” olarak görülen “turizm” sektöründen koruyacaksın ki ne mümkün…
Oteli doğanın tam alnının şakına kondurmadıktan sonra içi rahat etmiyor turizmcinin.
“Huzur” diyor bir de…
Kime huzur?
Elde “kazma-kürek” bekleyen madenci hakeza…
Kim kapıyı göstere “kamusal müştereklik yararı olmayan madencililiğe”?
Kim isteye “ÇED”?…
Kim esas tuta “maden alanı çevresinin plebsit sonuçlarını”?
Kim ucunda tuta “enerji iletim hatlarının” doğa ekosistemine ziyansız olmasını?..
Tek karıncanın dahi hakkını kim savuna?
Hey de hey…
Kim bile Kastamonu’dan dünya literatürüne giren “Küçük Asya Kanyon Eğreltisi” endemiğini?
Nere düşer “Olukbaşı Tabiat Parkı”?...
Kim göre?
Alt alta yazsam Kastamonu’nun doğa koruma alanlarının aldığı tehditleri bir bir…
Kim okuya?
Varsay ki okuya…
Kim kılını kıpırdata?

(Kastamonu Üniversitesi’nin hazırladığı ve yayımladığı “Kastamonu İli Korunan Alanları: Envanter, Sorun Analizi ve Gelecek Perspektifi” raporunun “tehditler” kısmını paylaşıyorum…
“Okunur” iyimserliği içinde.
“Tehditler…
Maden, taş ocağı ve enerji yatırımlarının arazi kullanım baskısı: Korunan alanlar üzerinde maden, taş ocağı, HES ve enerji iletim hatları gibi yatırımların baskısı hem literatürde hem de bölgesel raporlarda açık biçimde vurgulanmaktadır (ÇOB, 2007; Atmış ve ark., 2020).
İklim değişikliği kaynaklı riskler: Sel, taşkın, heyelan, kuraklık ve su rejimi dalgalanmaları, Batı Karadeniz için kritik tehditlerdir ve ulusal uyum stratejilerinde özellikle vurgulanmaktadır (ÇŞB, 2011).
İstilacı türler ve orman patojenleri: Yabancı istilacı zararlılar ve patojenler, orman sağlığı ve biyolojik çeşitlilik üzerinde artan bir tehdit oluşturmaktadır (OSİB, 2019; Ulaş, 2019).
Artan ziyaretçi baskısı: Milli parklar ve tabiat parklarında artan ziyaretçi sayıları; kirlilik, habitat baskısı ve yaban hayatı rahatsızlığı gibi etkiler yaratmaktadır (Göktuğ & Kurkut,2016; Zengin ve ark., 2019; Atmış ve ark., 2020).
• Statü ve yetki çakışmaları: Bazı tabiat parkları, doğal sitler ve orman rejimi alanları arasında görülen çoklu statüler; planlama ve uygulama süreçlerinde yasal karmaşaya yol açabilmektedir (Atmış ve ark., 2020; Sarı, 2022).)

(“Tehditler” kısmında bir cümle var ki altını yeniden çizmekte fayda var…
“Korunan alanlar üzerinde maden, taş ocağı, HES ve enerji iletim hatları gibi yatırımların baskısı hem literatürde hem de bölgesel raporlarda açık biçimde vurgulanmaktadır.”
Raporlara ve literatüre kadar geçen “tehdit”…
Tehdit olmaktan çıkıp “normalleşmiş” hatta “kanunileşmiş” oluyor olsa gerek.)
(Kastamonu Üniversitesi’nin “Kastamonu Raporları” dizisi ilin ali menfaatleri namına takdir edilesi…
Ancak sahaya yansıması ne ölçüde?
Üniversitenin satırlarından “ders alıyor mu” kamuoyu?...
Raflarda mı kalıyor yoksa?
Emek kıymetli…
Takdir edile en azından.
Ki bu satırların da ucu bucağı budur…
“Emeğe saygı”.)