4 Ocak 2026 Pazar günü ikâmet ettiğim Ankara Çankaya Ayrancı Mahallesi Köşk Apartmanı’ndaki dairemizde büyük bir mutluluk yaşadık. Hafta içinde Kastamonu Valiliği Basın Yayın Sorumlusu Hamdi Nalbant Bey’in Sayın Vali Meftun Dallı’nın talimatıyla gönderdiği bir kitap Kastamonu kültürü emektarlarından Mustafa Bektaşoğlu vasıtasıyla bize getirilmişti. Hem de baskıya hazırlayan Kastamonu Üniversitesi öğretim elemanları Dr. Serap Denizmen ve Arş. Gör. Mehmet Öztürk’ün şahsıma ithaf ve imzalarını taşıyarak…Kastamonu Valiliğince yayımlanmış, bu dünyadaki azığımın çok azaldığı şu günlerde üzerimden ağır bir yükü, sorumluluğu almıştı:

Süheyl Ünver’in Kastamonu Defterleri, bs.haz. Serap Denizmen, Mehmet Öztürk, Ankara 2025, 307 s. Kastamonu Valiliği Yayınları.

Nai̇l Tan Köşe (2)-19

Çok bahtiyarım ki, anne tarafından (ünlü hattat Seydilerli Mehmed Şevki Efendi’nin kızı Safiye Rukiye Hanım’ın oğlu) KASTAMONULU olması, ayrıca Türk halk kültürü araştırmaları dolayısıyla kendisiyle 1973 yılından öldüğü tarihe (14 Şubat 1986) kadar görüşen, İstanbul Göztepe’deki evine (Gökyay Hoca’ya yakın) ziyarete giden bir kişiyim. Bakanlıkta idarecilik yaptığım yılların (1971-1998) Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü Muammer Ülker, Hoca’nın ölümünden sonra bu defter ve dosyalardan söz etmiş, yayımlamamı veya aracılılık etmemi salık vermişti. Yerine getiremediğim bir görevdi yani. Üzerimde vebali vardı. Bu sebeple, başta Sayın Vali Meftun Dallı olmak üzere yayımlanmasında emeği geçen herkese önce şükranlarımı sunuyor, sonra da bu zevkli hizmet dolayısıyla kutluyoruz.

Değerli dost, vefalı yazar Mustafa Bektaşoğlu, her ziyaretine fotoğraf makinası ve kamerasıyla gelir. Anlattıklarımı kaydeder. Süheyl Hoca’ya anne tarafının Kastamonulu olmasının yanı sıra hattat, müzehhipliği (suluboya ressamlığı, minyatürcülüğü, ebruculuğu da) dolayısıyla büyük saygı duyardı. Kendisini de iyi tanıdığımı bildiğinden 4 Ocak 2026 kaydının konusu A. Süheyl Ünver Nail Tan dostluğu idi. Anlattıkça açıldım. Bir buçuk saat konuşmuşum, farkında değilim. Bu kaydı, Bektaşoğlu’nun iyi değerlendireceğini biliyorum.

Yazımın başlığından anlaşılacağı üzere, bu yazım bir başlangıç kabul edilmelidir. Kitap üzerine değerlendirmememizi yaparken, ister istemez, zevkle beni yetiştiren, hayatıma yön veren şahsiyetlerin ilk sırasında yer alan, manevi hocam, üstadım Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver’le ilgili bazı hatıralara da temas etmem kaçınılmaz bir görev olmaktadır. Parkinsonumun izin verdiği kadar bu görevi de yerine getireceğiz.

Öncelikle; bilinen, yaygın adıyla Süheyl Hoca’nın Kastamonu Defterleri kitabı hakkında kalem oynatalım. Dr. Öğrt. Üyesi Serap Denizmen ve Arş. Gör. Mehmet Öztürk, Hoca’nın İstanbul Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesindeki 00120, 00921 numaralı defterleri ile 00048, 00050 numaralı Kastamonu’yla ilgili dosyalarını değerlendirerek kitabı baskıya hazırlamışlardır. Defter ve dosyaların ana konusu (Yılanlı Dârüşşifası ve yazma eserleri görme amaçlı) Hoca’nın 14-16 Temmuz 1966 tarihleri arasındaki aslında üç gün bile sürmeyen Kastamonu seyahati olmakla birlikte, seyahat öncesi ve sonrası Kastamonulu ünlü kişilerle mektuplaşmaları Candaroğlu Mahmud Bey Câmisi Süslemeleri ve Kastamonulu hattatlar da yer almaktadır.

Süheyl Hoca’nın Kastamonu seyahati 14 Temmuz 1966 tarihinde Ankara’da başlamış, Çankırı üzerinden 12.45’te ilimize gelmiş, 16 Temmuz 1966 günü de saat 13.00’de hareketle Karabük, Bolu üzerinden İstanbul’a dönmüştür. Beş saat kadar Kastamonu İl Kitaplığı’nda yazma eserleri inceleyip notlar almış; Arkeoloji Müzesi, Yılanlı Dârüşşifası, Hz. Pir Külliyesi, Candaroğlu İsmail Bey Külliyesi ve şehrin merkezindeki meydanları gezmiştir. Sadece; İhsan Ozanoğlu ve Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı, gazeteci Ahmet Koral, Dr. Ziyaeddin Nuhoğlu, Dr. Şevket Servili ile görüştüğü anlaşılıyor. Toplam iki gün şehirde kalmışlardır.

Baskıya hazırlayanlar; defter ve dosyaları şu plan çerçevesinde düzenlemişlerdir:

· Takdim (Vali Meftun Dallı)

· Takriz (Gülbün Mesara-Kızı)

· Ön Söz (Serap Denizmen, Mehmet Öztürk)

· Kastamonu (Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver)

· Kastamonu’da Mahmud Bey Türbesi (Ord. Prof. Dr. A.Süheyl Ünver). Bu başlık (s. 208), yanlış okunmuş. Kastamonu’da Mahmud Bey Câmii Süsleri olacak.

· Hattat Emrullah Demirkaya Kastamonulu (Ord. Prof. Dr. A.Süheyl Ünver)

· Hattâtin-i Kirâm Resimleri ve Kastamonulu Hattatlar (Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver)

· Dizin (S. Denizmen-M. Öztürk)

Denizmen-Öztürk’ün Süheyl Hoca’nın Arap Alfabesi ve Yeni Türk Alfabesiyle yazdığı notları ile kendisinin ve Ozanoğlu, Demirkaya gibi şair yazar ve hattatların mektuplarını titizlikle okumaya aktardıkları; diline, bilgilerine, tenkitlerine dokunmadıkları memnuniyetle görülmüştür. Hocamızın şehirde sadece Arslan Otel’de iki gece kalması, yine toplamda şehirde 48 saat yaşaması, İhsan Ozanoğlu dışında yanında mihmandarının bulunmaması, bazı ağır tenkitler yapmasına sebep olmuştur.14-16 Temmuz 1966’da Kastamonu Kız İlköğretmen Okulunda öğretmendim. 30 Haziran’da okul tatile girince eşim Mefharet’le memleketi Hendek’e gitmiştik. Kitapta adı övgüyle geçen Mustafa Eski Bey ise taşrada öğretmenliğe yeni başlamıştı. İkimizden biriyle karşılaşsaydı, tenkitlerinin yarısı olmazdı. Ozanoğlu, 1960 yılında genç bir hanımla üçüncü evliliğini yapmıştı. Evine misafir alamazdı. Maddi durumu iyi olmadığından (iyi kazanıyor ama harcıyordu da) iyi bir lokantaya da götürememiş.1966 yılının Kastamonusunu gayet iyi biliyorum. Yemek yenen yerler içinde Hoca’mızı memnun edecekler vardı. Öyle alel acele hareket etmiş ki annesinin, dedesinin memleketi Seydiler’e bile gidememiş.

Nai̇l Tan Köşe (1)-16

Süheyl Hoca, 1973 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Başkanlığından, 75 yaşında emekli oldu. Cumhuriyet’in 50. Yılı kutlanıyordu. Ben KB Millî Folklor Araştırma Dairesi Başkanlığına atanmıştım. 8-14 Ekim 1973 tarihleri arasında Ankara TTK Konferans Salonu’nda düzenlediğimiz I. Uluslararası Türk Folklor Semineri’ne katılıp bir bildiri sundu. Böylece, işbirliği ve dostluğumuz başladı. İkinci yazıda Hoca’mızla ilgili ilginç anı ve şahsiyet tespitlerimden söz edeceğim. 1983 yılına geldiğimizde Hoca’mızın “Üstadım” hitabına (tabii gerçekte değil) layık görülmem, ömrümün en değerli ödülü olmuştur. Üç sayfalık bu mektubun ilk sayfasını veriyorum.

Hoca’nın seyahatleri emekli olunca artmış, defterlere fatura, yemek fişi, otobüs bileti, davetiye gibi belgeler yapıştırılmış, binilen taksilerin plakaları yazılmıştır. Defter ve dosyaların sayısı 5.000 civarındadır (Ana Britannica Ans. C. 21’de 1500). Bir bölümü, ölümünden sonra ilgili kuruluşlarca yayımlanmıştır. Nihayet Kastamonu’yla ilgili iki defter, iki dosya bilim dünyasının istifadesine sunulmuştur.

Bu yayınları yapan ve okuyanlar şu hususu gayet iyi bilmelidirler. Söz konusu dosya ve defterler, Hoca’nın makale ve kitaplarının arşiv malzemesidir. Defter ve boş kâğıtlara yapıştırılan belge, kesik, fotoğraf ve Hoca’nın adını taşıyan not kartlarından oluşmaktadır. Daha sonra elde edilecek malzemeyi yapıştırmak üzere bazı sayfa ve kâğıtlar boş bırakılmıştır. Hoca birçok, toplantıda sözlerine şöyle başlamıştır: “Şimdi beni çok ayıplayacaksınız, ben hiç kitap okumadım ama yüz binlerce kitap, dergi karıştırdım. Üzerinde çalıştığım konularla ilgili notları aldım. Harita ve resimlerin kopyalarını kaydettim. Benim beynim teyp değil ki…Her okunanı kaydetsin. Ne zaman bu notlar, belgeler makale kitap yazacak hâle gelir, işte o zaman ilgili kitabı bulur, notlarımı kontrol ederim.” İşte Hoca’nın dosya ve defterleri (Lise Defterini tercih ederdi) işte böyle oluşmuştur. Ham malzemedir. Hoca’nın yazmayacağı özel görüşlerini de içerir. Hoca, sağ olsaydı bu defterleri böyle asla yayımlamazdı. Bu arşiv malzemesini, ancak araştırmacılar için dijital olarak (yazma eserlerde olduğu gibi) hizmete açmak mümkündür. Türkiye’de arşivcilik yeterince gelişmediğinden, zaman zaman (az olmak şartıyla) bu tür yayınlara ihtiyaç duyulmaktadır. 2016 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinden Vefa Ödülü’ne layık görülen Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver’e Kastamonuluların da bu vefayı göstermeleri doğru bir davranıştır. Hoca’nın diğer dosya ve defterlerinde Kastamonu’yla ilgili birçok bilgi, belge bulunduğunu biliyoruz. Kastamonu Üniversitesinde bir yüksek lisans veya doktora tezi konusu olarak değerlendirilmesi temenni olunur.

Nai̇l Tan Köşe (1)-17

Emeği geçenlere tekrar teşekkür ve tebriklerimi sunuyorum. İkinci yazımda buluşmak dileğiyle…