Kastamonu’nun “ekonomik kalkınma” ve “sosyal gelişme” ibresini arızalandıran tarihi sürecin ucunu 4 asır önceye kadar götürsek ne olur, Osmanlı’nın içine düştüğü “sosyo-ekonomik” buhranın meylettirdiği “Celali” ayaklanmalarının akabindeki “Büyük Kaçgun” depreminden Kastamonu da nasibini almadı mı, bugünün “mülk parselizasyonu” o vakte kadar uzanmıyor mu?…
Yoksulluğu anlamak için varsıllığı anlamak lazım evvela.

Afacan Köşe (4) (27)

1600’lerin başı Kastamonu’su “az acıklı” değildi…
Kastamonu’yu yaktı/yıktı “Yularkastı”.

Yönetimi ele geçiren Yularkastı’dan Kastamonu’yu kurtarmak uzun süre mümkün olmadı, Osmanlı’nın gönderdiği askeri kuvvetler her keresinde yenildi, bakıldı ki başka çare yol “Kastamonu Sancakbeyi” ilan edilmek zorunda kalındı “Yularkastı”…
Keza aynı yöntem başka bölgelerde de çare bilindi, kimi Celali beyleri isyan ettikleri yörelerin uzağındaki bölgelere beylerbeyi yapıldı, ateşi söndürme yönetimiydi bir nevi ama tutmadı.

Afacan Köşe (3) (31)

“Celali Ayaklanmaları” ve “Büyük Kaçgun” ile Osmanlı toprak düzeni epeyce değişti, devletin koyduğu ağır vergileri ödeyemediği için tefecinin eline düşen çiftçi zaten peyderpey mülkünden olmaktayken, ayaklanmaların getirdiği kargaşa üzerine tuz biber ekti, yerleşik halk topraklarını terk ederek coğrafyanın zor ulaşılır dağ başlarına kaçmak zorunda kaldı…
Bıraktıkları toprakları mültezimlerin ya da yerel yöneticilerin eline geçti.

“Büyük Kaçgun”…
Büyük göç hareketiydi aslında.

Birbirinden kopuk dağ başında yerleşimler…
Sebebi hikmeti coğrafya değildi.

Kastamonu’nun ritmini “Büyük Kaçgun” ne kadar bozdu?…
Cevabını “mülklüler” versin.

(Kastamonu’nun “sosyo-ekonomi tarihi” nedir?...
Kim(ler) yazacak?

Aslında “tarihçilik” ne?…
“Vakanüvis” olmak kesmez.)

Afacan Köşe (2) (33)

Not: Tokyo’da düzenlenen 20. Dünya Atletizm Şampiyonası ülkemiz namına karamsar sonuçlar ile nihayetlendi, “12 erkek-8 kadın” sporcuyla şampiyonaya katılan Türkiye, madalya yüzü göremedi…
Tıpkı Ağustos 2023’te Macaristan’daki 19’uncu Dünya Atletizm Şampiyonası’nda 17 sporcusu ile aynı akıbeti yaşadığı gibi.

Tokyo’da madalya umudumuz 2 sporcu finale yükselse de kürsüye çıkamadı…
Cümle başarımız bu.

Şampiyonanın lideri “26” madalyalı ABD’yi “11” madalyalı Kenya izledi…
Botsvana 5’inci olurken Jamaika 10’uncu.

Türkiye’nin Afrika ülkelerinin ardında kalmasını “genetik” etkenlerde mi aramak lazım?...
Bahane mi bahane plansızlığa.

“Yüksek atlama” kulvarında İskandinavları mümkün değil geçemeyiz “biyolojici” idareyi maslahatçılara göre…
Kemik boyumuz yetmiyor!

“Gülle” için ne gerekçe bulunabilir acaba?...
“Cirit” için de?

(Efsane sırıkla yüksek atlamacı Sergey Bubka’nın rekorlarını yerle bir eden İsveçli Armand Duplantis’in olimpiyat şampiyonu olduğu finali 5’inci bitiren Ersu Şaşma’yı örnek göstererek 7 Ağustos 2024 tarihindeki yazımda “Kastamonu’da Ersu’lar yetişsin” temennisinde bulunmuştum…
“Yazmak” işin kolayı tabii ki!

Kastamonu’da “atletizm” denildiğinde zihnim en az 10 sene önceki vakte takılıp kalıyor, Nuh nebiden kalma siyah-beyaz boyalı Ford minibüsün taşıdığı Kastamonu Polisgücü’nün fedakar emekçileri ve genç atletleri, kah Gazi Stadı’nda kah köy yollarında…
Kastamonu’nun atletizm baharıydı “Polisgücü”.

7 Şubat 1916’da “Avrupa Şampiyon Kulüpler Kros Yarışları'” Kastamonu’da yapıldı…
Kastamonu “kros” merkezi olmasın da neresi olsun?

9 yıl önce Kastamonu’da düzenlenen “Avrupa Şampiyon Kulüpler Kros Yarışları” haber ve fotoğrafları Kastamonu Gençlik ve Spor Müdürlüğü web sitesinde mevcut…
Kurumun idareyi maslahatçıları hiç mi merak etmezler atletizmin Kastamonu’daki mazisini, ders almazlar mı, şevke gelmezler mi?

Gelmezler…
Adı üstünde “idareyi maslahat”.

Kastamonu’da atletizm baharlarından bir bahar da “Fikri Uçkan”…
Kastamonu Lisesi’nde beden eğitimi öğretmenliğinin ardından “1965-72” döneminde Merkez Ortaokulu Müdürü olarak atletizmin fidesini hazırladı.

Kastamonu Üniversitesi’nde “Spor Bilimleri Fakültesi” var günümüzde…
Kastamonu’nun orta öğretiminde “spor lisesi” hakeza.

Var da…
Elde ne var?

Kastamonu’nun bin küsur köyünden atlet çıkaramayan bir dünya beden eğitimi öğretmenine, kamudaki cümle antrenöre, üniversitedeki o kadar akademisyene ne demeli?...
Spordan uzak “il gençlik ve spor idareyi maslahatı” ile bu ancak kadar.

Afacan Köşe (1) (33)