Cengiz Aygün’ün köşe yazıları Ogünhaber’de yayımlanmıştır. Yazılar sitemizde de paylaşılmaktadır.

3 Ocak’ta/56 gün önce “Amerika, İran'da rejimi devirmek istemiyor ki…” başlıklı yazım…
Şöyle demişim:
“İran’da ne olur? İsrail ve Amerika İran’da ne istiyor?
İsrail rejim gitsin istiyor ama Amerika başka hesaplar peşinde.
Trump Amerika’sı, kimilerinin dediği gibi rejim değişikliği peşinde ve amacında falan değil.
Trump, dize gelmiş/emrine amade olmuş ve ekonomik imkanlarını/paralarını/petrollerini Amerika’ya peşkeş çekmiş bir dini liderlik istiyor.
Trump için İran rejiminin şahlık veya demokratik cumhuriyet veya dini liderlik olup olmamasının hiçbir önemi yok.
Trump için varsa yoksa o rejimi kullanabilirlik/o ülkeye çökebilirlik ve para para para…
Kaldı ki, Trump gibi karadüzen/kabadayısal yönetim tarzını benimsemiş birisi için İran’ın dinci otoriter liderliği çok daha müreccahtır.
Demem o ki;
Kısa vadede İran rejimi devrilmeyecek ama dişleri sökülecek/diz çöktürülecek ve maskaraya çevrilecektir.
Hatta İsrail ve Netenyahu’nun yıkmak istemesine rağmen…”


25 Şubat’ta/Beş gün önceki yazımda ise şöyle yazmıştım:
“Birkaç gündür İran’daki CIA/Mossad ajanları Mollalar Rejiiminden devşirdikleri komutanlarla birlikte veya bu komutanlardan gelen bilgiler çerçevesinde hedef belirleme ve işaretlemeyle meşguller.
Bu bağlamda öyle tahmin ediyorum ki en fazla 10 gün içinde Körfezin ateşi yükselecek ve içeriden/dışarıdan İran’da belirlenen hedefler vurulmaya/imha edilmeye başlanacaktır.
Bizim çok bilmiş yorumcuları da şaşırtacak şekilde tekno askeri/dijitalize bir operasyonla saldırının en başında Hamaney vurulabilir veya cümle aleme Amerika’nın eşsiz bir güce sahip olduğunu göstermek için tıpkı Maduro gibi kaçırılabilir de…”


Şu anda ne oluyor/Ne olacak?
İran Devletini yöneten Mollalar Rejimi/Devrim Konseyi Muhafızlığı kükremeye devam ediyor:
“İsrail’i ve ABD üslerini vuracağız! Gazabımız büyük olacak! İntikam alacağız…”

Arkadaşlar!

Eminim ki şuanda İran’da en fazla intikam sözü eden, ABD ve İsrail’e en beter karşılığı verelim diyenler Devrim Muhafızları içinde ABD ve İsrail’le işbirliği içinde olanlardır.
Söylenen intikam sloganları gaz alma veya kendilerini gizleme çabasından başka bir şey değildir.
Evet,
Atılacak; birkaç füze/roket atılacak…
Ama hep söylediğim bir şey var; atabilir ve hatta Kuveyt Havalimanı veya Dubai’de bir oteli vurabilir de…
Peki, Kuveyt Emirini veya Dubai Emirini veya Hameney’in vurulduğu gibi İsrail Başbakanı’nı yahut da ABD’nin Abraham Lincoln uçak gemisinin Abraham Lincoln yazısını vurabilecek mi?

Başka bir realite:
Kuvvetle muhtemel ki Necef’teki Sistani Şii Cihad fetvası verecek.
Peki,
Verecek de ne olacak? İsrail yerle bir olacak, bölgedeki Amerikan güçleri kahr-u perişan mı olacak?
Ben söyleyeyim;
Başta Irak’taki Haşdi Şabi güçleri olmak üzere bölgedeki tüm Şii örgütlerin belinin kırılması ve çökertilmesi için İsrail-ABD ve onların bölgesel müttefiklerine koz verilecek.
O yüzden;
İran cenahında, olacağı ve yapılacağı söylenen koca koca laflar hikaye ve sadece diplomatik mavra…

Şunu da demezsem olmaz;
Yarın-birgün, Hamaney’in öldürüldüğü yerin konumunu verenin, Hameney’e en yakın birisi olduğunu göreceksiniz…

Sonuç:
Arkadaşlar!
Lokal siyasette de böyledir uluslararası siyasette de böyledir: Fiili bir durumu yorumlamakla kişisel siyasi fikrini dile getirmek bambaşka şeylerdir.

Keşke bizim yazar ve yorumcularımız “Realite şöyle şöyle görünüyor ve gidişat bu şekilde” deyip; “…ama kişisel düşüncem olarak da, İsrail ve Amerika’nın zalimliğini/hukuksuzluğunu/haydutluğunu söylemek zorundayım” diyebilseler…

Duygusallık, kişinin en kötü danışmanıdır.

TV’lere çıkıyor, gazete köşelerinde yazıyor isen ya bilgilendirici olacaksın ya da salt ve saf tarafgir. İkisi bir arada olmaz. İşte o zaman, bile bile yanılmakla kalmaz; bile bile yanıltmaktan da imtina etmemiş birisi olursun!

Bir diğer tespit:
Arkadaşlar!
Dünya şuanda Hitler’den/Musollini’den beter iki adam devrini yaşıyor.
Böyleyken, kalkıp da hala “hukuksuzluktan/evrensel adaletsizlikten/küresel kanunsuzluktan/Birleşmiş Milletler kurallarından/Diplomatik teamülllerden”bahsetmek sadece ve sadece kişisel tatmindir ve kimse kızmasın ama laf olsun torba dolsun kabilinden konuşmaktır.
Fiili gerçeklik en acımasız haliyle karşımızda dururken geçmişsel örnekler eşliğinde gelecek idealite projeksiyonu yapmak/olması-olmaması gerekenleri dile getirmek sadece dile getirmiş olmaktır.
O kadar…