Kastamonu denilince akla ne geliyor? Tarihi konaklar, ormanlar, ahşap işçiliği, el emeği ve yüzyıllardır devam eden bir kültür…
Yıllardır “Ahşabın Başkenti Kastamonu” diyoruz.
Peki gerçekten öyle miyiz?
Artık bu sloganın ne kadar karşılığı olduğunu da sorgulamanın zamanı gelmedi mi?
Çünkü bugün Kastamonu’da ahşap fuarı yok.
Ahşabın başkenti olduğunu söyleyen bir şehirde, ahşap sektörünü buluşturacak, üreticiyi tanıtacak, yeni pazarlar oluşturacak bir fuar neden artık yapılmıyor?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Geçmiş yıllarda düzenlenen Ahşap Fuarı, sektör açısından önemli bir buluşma noktası oluşturuyordu. Üreticiler, esnaf, sektör temsilcileri ve vatandaşlar bir araya geliyor; Kastamonu’nun ahşap alanındaki potansiyeli daha geniş kitlelere tanıtılıyordu.
Bugün ise fuarın neden yapılmadığı sorusunun cevabını bilen çok az kişi var.
Maddi imkânsızlık mı?
Organizasyon sorunu mu?
İlgisizlik mi?
Yoksa artık bu konu gündemimizde değil mi?
Bunların cevabını kamuoyu bilmiyor.
İNEGÖL’Ü BİR GÖRÜN!
Burada Kastamonu’ya biraz dışarıdan bakmak gerekiyor.
Gidin İnegöl’ü bir görün.
Mobilya sektörünü nasıl büyüttüklerini, fuarcılığı nasıl kullandıklarını, sektörü nasıl bir marka haline getirdiklerini görün.
İnegöl bugün mobilya denildiğinde Türkiye’de akla gelen önemli merkezlerden biri.
Biz ise hâlâ “Ahşabın Başkenti” sloganını kullanıyoruz.
Slogan güzel…
Ama sloganın içini doldurabiliyor muyuz?
İşte tartışılması gereken konu bu.
Kastamonu’nun ormanları var.
Ahşap kültürü var.
Ustaları var.
Üreticileri var.
Tarihi konakları var.
Geçmişten gelen güçlü bir ahşap geleneği var.
Peki bütün bunları bir araya getirip ekonomik değere dönüştürebiliyor muyuz?
Eğer cevap evetse, bunu daha fazla göstermemiz gerekiyor.
Eğer cevap hayırsa, o zaman da neden hayır olduğunu konuşmamız gerekiyor.
Çünkü “Ahşabın Başkenti” demekle başkent olunmuyor.
Üretim olacak.
Markalaşma olacak.
Tanıtım olacak.
Fuar olacak.
Sektör temsilcileri bir araya gelecek.
Yeni pazarlar aranacak.
Gençler bu sektöre kazandırılacak.
Kastamonu’nun ahşap ürünleri başka şehirlerde ve uluslararası pazarlarda daha fazla görülecek.
Bunun için de önce kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Ahşabın başkenti isek, fuarımız nerede?
Kastamonu’nun ahşap potansiyelini yeniden gündeme getirmek, bu alanda yeni bir vizyon ortaya koymak zorundayız.
Çünkü mesele sadece bir fuarın yapılıp yapılmaması değil.
Mesele, Kastamonu’nun elindeki önemli bir değeri ekonomik güce dönüştürüp dönüştürememesi.
Bugün “Ahşabın Başkenti” diyoruz.
Ama artık vatandaşın da sektörün de şu soruya cevap aramaya hakkı var:
Başkentsek, neden başkent gibi davranmıyoruz?
Belki de artık sloganları tekrarlamak yerine, gidip İnegöl’ü görmenin ve onların neyi doğru yaptığını anlamanın zamanı gelmiştir.