Vitrin tabanına henüz konulmadan önce havada kapışılıyor “pöç”, müdavimleri habire iz peşinde, istihbarat alır almaz kasap reyonunda bitiyorlar… Çık et halt etmiş yanında.
Kıkırdağına kurban…
Haşlamasına hayran.

Lokasyonu kuyruk sokumuna düşse de…
Büyükbaşın baş kısmı lezzette.

Bilen biliyordu evvel vakit…
Yeni nesil tez kaptı.
On numara lezzet yanı sıra…
Asıl mahareti şifası.
Pöç ye…
Ayazda kısa kollu gez.
Gürbüzleş…
Esenleş.
Kulağın delik olsun…
Nerede pöç sen orda ol.
(Büyükbaş hayvanların kuyruk sokumu ve kuyruk bölgesi “pöç”…
Yüksek oranda kolajen, bağ dokusu, protein ve demir.
Pöç için “yöresel” sınır çizmek anlamsız…
Büyükbaşın yetiştiği her coğrafyada illaki “pöç” başka isim ve usuller ile mutfakta yer bulur.
Mutfak kültürü “coğrafik” değil ancak “sınıfsal” tasnif edilebilir…
“Varsıl mutfağı” ve “yoksul mutfağı”.
Kastamonu’da “trend” haşlama…
Suyuna meftun vatandaş.
Donmaya bırak…
“Jel”.
Kastamonu mutfak ajandasının “ezber” yemek listesinden çıkması elzem…
Ekşili pilav, banduma, tarhana ile yol bitmez.
“Gastroarkeoloji”…
Kastamonu’nun ihtiyacı olan.
Zor tabii…
Kastamonu’nun içine sıkıştığı “fikri fetret” devrinde.)
Not: Bir diğer ezber de…
Kaleden başlayıp, aradaki mahalli geçip, Nasrullah’da biten hat.
Görmek ve dillendirmek lazım…
Saat kulesinden başlayıp, havalisindeki yerleşimleri içine alıp, Nasrullah’da biten hattı.
Eski şehrin batısı kıymetli de kültür mirası sandığında…
Doğu yakası kıymetsiz mi?
Dağ mı olsun?...
Dönmekte.
Çayboyunun doğu yakası ilk sıralı apartmanların ardında tam bir “virane”…
Dökük yüzlü.
Kapitalist şehirlerin kimliği tam da…
“Önde varsıllık-arkada yoksulluk”.
Sosyal mimari yok Kastamonu’da…
Kapitalizmin zirvesi.
Not 2: “Kastamonu tanıtılmayacak kadar kıymetli bir il”…
Tanıtmak; risk.

Tanıtmak için “bilgi, fikir, plan, sürdürülürlük, imece, müştereklik” lazım ki…
Kastamonu(lu)da hal nice?
Tanıtmak için kuş tüyü el lazım…
Kuyumcu terazisi izan.
Kabalık değil…
İncelik.
Nezaket…
Letafet.
İlk umdesi tanıtmanın…
“Kalıcı etki yarat” olmalı.
Gerçi…
Kastamonu’yu tanımayanlar Kastamonu’yu nasıl tanıtabilir?
Daldaki defneyi bilmezler…
Sudaki balığı.
Ne olur tanıtmayalım Kastamonu’yu…
Kendi haline bırakalım.
Bu kadar örselemek yeter…
Nefeslensin bir.
Yaralarına tütün bassın…
Bizimki tuz dökmek.
Not 3: https://www.dunya.com/sehirler/asyali-turistler-charterla-gaziantepe-direkt-ucacak-haberi-843439#google_vignette linkinde haber…
“Düzenlediği GastroAntep Kültür Yolu Festivali ile istediği Asyalı turist sayısına ulaşamayan Gaziantepliler, sorunu çözmek için THY’nin kapısını çaldı. THY yetkililerine durumu anlatan Gaziantepliler Asya ülkelerinden şehre direkt uçacak charter seferlerinin başlatılmasını istedi.”
Gaziantep’e Asyalı turist gelmiyor değil…
Kapadokya’ya gelen Japon, Çinli ve Güney Koreli turistler 5 saatlik kara yolculuğu ile Gaziantep’e ulaşıyor ulaşmasına ama bu Gaziantepliye yetmiyor.

Asya’dan direkt “charter” istiyor…
Kalkınma ve gelişme iştahı bu işte.
Karşısına Kastamonu’yu koyun…
Gülünür ancak acı acı.
