“İddialı il”, “lider il”, “kalkınmakta olan il” kavramlarını dilimizden düşürmememiz lazım…

Meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve perakende ses olarak sürekli gündemde tutmalıyız ki aksi istikamet tamamen trafiğe kapansın.

Yön tabelalarında bu üç kavramın olduğu güzergahta yürümek çok mu zor?..

İstendikten sonra “ralli” bile yapılır.

Dağ varsa önünde…

Tünel de var.

“Ferhat” olmak lazım…

“Şirin” bir geleceğe ulaşmak için.

Belki farkına varamadığımızdan potansiyel çıkınımızın…

İçinde ne zenginlikler gizli, düğümü çözmek ve örtüsünü kaldırmak yeterli, ilk adım bu.

Üzerinde oturduğumuz coğrafya ve ardımızdaki tarihsel süreç “el” elinde olsa…

Ne yürümesi ne rallisi, uçar, uzay mekiği ile hem de.

(Ağız birliği yapmalıyız toplum olarak…

Kastamonu’yu ülkemizin lider illerinden biri olması için çalışmalıyız.

Yarım asır önce ekonomik ve sosyal olarak eşit yahut önde olduğumuz emsal illerin bugün katbekat gerisindeyiz her iki alanda da.

Yoksulluğu bölüşüyoruz biz…

Kalkınan iller ise zenginliği pay ediyorlar.

Varlık içinde yoksulluk çekiyoruz…

O iller ise yokluğu varlığa çevirmiş haldeler.) 

Not: İddia sahibi olmak için vaktin öncesindeki yoksunluğun farkına varmak yetmez…

Gelecekte hareketlenebilmek için “bilgi” gerekir.

O bilginin ilimizde ne oranda olduğu tartışmalı…

Kastamonu topyekun kalkınamazsa, bireysel kalkınma olanaksız, sosyal gelişme kanadı eksik kalır çünkü.

Tek kanatla uçabilen uçak henüz icat olmadı…

Ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme at başı yürütülebilmeli gelir ve yaşam düzeyi arasında uçurumlar oluşmasın.

“Brezilya” olmanın alemi yok…

Gelirleri “Uçurum” grafikli toplumların barış içinde yaşama olanakları yok.  

Not: İlimizdeki okullarda öğrenim gören öğrencilerin oluşturdukları “Minikler, Yıldızlar ve Gençler” halk oyunları ekiplerinin il şampiyonası yapıldı hafta sonu…

Görsel bir ziyafet.

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü düzenledi...

Okulların “spor” etkinlikleri bu kuruma devredildi yıllar önce.

Maarif kendi kurumlarındaki “spor” yarışmalarına “yabancı” kaldı nicedir…

İşlerine de geldi maarif idarecilerinin, üstlerinde “angarya” gördükleri bir yükten kurtulmuş oldular belki de, dedim ya belki de.

Gerçi…

Maarifin içine bir tarafından giren tek kurum gençlik ve spor il müdürlükleri değil, paydaşlardan biri de diyanet mi, olur mu olur?

Bilmiyorum…

Sordum sadece.

Kreş vesaire açabildiğine göre diyanet…

Soruya mahal yok gerçi.

Her neyse…

Konumuz maarifin bölüşülmesi değil zaten.

Maarifin kendi kurumlarının spor yarışmalarına “izleyici” olarak dahi katılmaktan imtina etmesi…

Hafta sonu okullar il şampiyonasında maarif idarecileri yoktu.

Müdür yoksa müdür yardımcılarından biri katılsın değil mi?..

Sıfır katılım üst perdeden.

“E okul müdürleri vardı”…

Bir zahmet oluversinler.

(Üzüntüm şu…

Güya, ilkokullarda geleneksel çocuk oyunlarını yaymak için çalışıyor(muş) maarif, laf bu.

Çocuklar “körebe oynasınlar”…

Oynasınlar da ne destek var ne de motivasyon idarecilerde.

Sahaya çizgi çizmekle bitmiyor iş…

Evvela halk oyunları yarışmasında ön safta yer almak lazım.

 Halk oyunları şampiyonasını izlemiyorsunuz…

Neyin gelenekselinden bahsediyorsunuz?

O kadar öğrenci ve ailelerinin olduğu salonda…

Ne müdür var ne tayfası.)