Dört üniversite öğrencisi kız arkadaştan biri "bu akşam bütçemize uygun bir yerde beraber iftar yapalım mı?" diye bir fikir atar ortaya...

İçlerinden Zeynep mazeret belirtir ve "ben gelemem" der, diğer üç kız arkadaş ise rezerve ettikleri bir mekana gider, güle eğlene bir iftar yemeği yer ve sohbet muhabbetle güzel bir akşam geçirirler...

Fakat Zeynep eksiktir sofrada, bir plan yaparlar oracıkta, "yarın akşam sürpriz yapalım Zeynep'in evine gidelim iftara" derler...

Zeynep çalışkan bir üniversite öğrencisidir, hatta çoğu zaman diğer üç arkadaşının "bugün okulu asalım, gezelim, tozalım" söylemlerine karşı çıkan ve üç arkadaşını da ikna edip derse katılmalarını sağlayan iyi bir arkadaştır...

Ertesi gün üç kız arkadaş iftara yakın Zeynep'in evine giderken, bir taraftan da bu sürprize Zeynep'in ne kadar şaşıracağı, mutlu olup sevineceği hayalini kurarlar. Fakat kapıyı çalıp Zeynep'i karşılarında gördüklerinde şaşkınlık ve mutluluktan çok "siz nerden çıktınız, ne işiniz var burada" bakışıyla karşılaşırlar...

Çok samimi olunan fakat ailesiyle ilgili pek de bilgileri bulunmayan arkadaşın mutlu olacağı düşünülerek iftar etmek için çat kapı gittikleri evin kapısında yaşanan bu havayı yumuşatmak lâzımdır öncelikle ve içlerinden biri "oooiçeriden çok güzel kokular geliyor, yoksa annen karnıyarık mı yaptı bugün" deyiverir...

O sırada Zeynep'in annesi gelir kapıya, Zeynep annesine mahcup bir ifadeyle "anne arkadaşlarım iftara gelmişler" deyince, anne buyur eder misafirleri içeriye...

Üç kız arkadaş içeriye geçtiklerinde hiç beklemedikleri bir manzarayla karşılaşırlar ve bir anda bütün heyecanları yok olur. Çünkü yerde eski bir halı, halının üzerinde tahta bir sofra, sofranın etrafında dört küçük çocuk ve sofrada bir tepsinin içinde bayat ekmeklerden yapılmış ekmek makarnası vardır...

Dört küçük çocuk misafirleri görünce hemen sağa sola kaçışırlar. Belki üzerlerindeki eski pijamalardan, belki de hiç alışık olmadıkları misafirden utanırlar. Bu durum çok fazla sürmez ve İki üç dakika sonra okunan ezanla tekrar sofraya otururlar...

O sofranın etrafina üç misafir de oturtulur ve hep beraber çala kaşık ekmek makarnası ile iftar yapılır. Yapılır yapılmasına da o yumuşacık ekmekler bizim misafirlerin boğazından sanki demir olarak geçer. Keşke gelmeseydik de bu mahcubiyeti yaşatmasaydık arkadaşımıza düşüncesi kemirir içlerini...

Zeynep'in annesi durumu kurtarmak için "tarhana çorbası yapacaktım, kıyma almıştım köfte yapacaktım tüpçü tüpü getirmedi o yüzden yapamadım" der...!

O sırada çocuklardan en küçük olanı "anne gerçekten bunlar varmıydı bizim evde" diye mutfağa koşar, dolabı açar, bakar dolap bomboş ve bir öfkeyle sofraya döner. Annesine niçin yalan söyledin anlamında kızgın gözlerle bakar.

O gün üç kız arkadaş o sofradan nasıl kalkıyor, evlerine nasıl dönüyorlar belli değil. Fakat gördükleri ve yaşadıkları durumdan dolayı bir süre kendilerine gelemiyorlar. Gidişleri düğüne gider gibiyken, dönüşlerinin cenazeden geliyor gibi oluşunu yaşıyorlar sanki...

O gece evlerinde sahura kalkıyorlar, boğazlarından hiç bir şey geçmiyor. Deyim yerindeyse içleri kan ağlıyor. Tek düşünceleri Zeynep ve ailesi sahurda ne yer...

Ertesi sabah okula gittiklerinde ilk teneffüs bir araya geliyorlar. Üçüde yaşanan durumdan kaynaklı moral bozukluğu ile harap vaziyette olsalar da arkadaşlarınınailesine el birliğiyle yardım etmek zorunda olduklarının bilincindeler. Fakat arkadaşlarını rencide etmeden nasıl bir yardım yapacaklarını bilemiyorlar...

Bir kaç fikrin arasından en uygun olanı seçerek ivedilikle harekete geçiyorlar. Zeynep'in evine yakın olan mahalle bakkalına gidiyorlar. Bakkala "biz size bir miktar para verelim, siz bununla güzel bir kumanya paketi hazırlayın, hatta bizim kasaptan aldığımız şu paketi de içine koyup verdiğimiz adrese götürün ve böyle bir hayır kampanyası yaptığınızı" söylersiniz diyorlar. Plana harfiyen uyuluyor ve bakkal görevini eksiksiz yerine getiriyor...

Ertesi gün okula geldiğinde Zeynep'in farklı bir mutluluk içinde olduğu fark ediliyor. Zeynep üç arkadaşına diyor ki, "o gün geldiğinizde hazırlıksız yakalandık. Annem çok güzel şeyler yapardı aslında fakat siz ansızın geldiğiniz için gerektiği gibi ağırlayamadık. Yarın gelirseniz çok güzel bir iftar yaparız beraber."

Davete icabet edip, Zeynep'in ve annesinin mahcubiyetini bir nebze azaltmak isteyen üç arkadaş ertesi gün tekrar iftara gidiyorlar aynı eve...

İlk gittiklerinde buzdolabına bakmaya gidip hayal kırıklığı yaşayan en küçük çocuğun mutluluğu görülmeye değer. Sürekli konuşuyor, "annem çorba yaptı, annem köfte yaptı, annem pilav yaptı, annem tatlı yaptı..."

Ailenin belki de bir kaç günlük mutfak ihtiyacının karşılanması ile bu denli mutlu olmalarına vesile olan üç kız arkadaş hayatlarının en güzel iftar yemeğini yiyorlar ve kendilerini bu aileye destek olmaya adıyorlar. Tabii ki kimliklerini hissettirmeden...!

Bu kıssadan hisse etrafımızdaki insanların, ailelerin ya da kimsesizlerin ne durumda olduğuna duyarlı davranmamız gerektiğini ve "KOMŞUSU AÇKEN TOK YATAN" insanlardan olmamamız gerektiğini bizlere anlatıyor.

Allah razı olsun karşılıksız ve reklamsız hayır yapanlardan.