Kastamonu merkeze yaklaşık 18 kilometre uzaklıktaki Kasaba Köyü’nde bulunan Mahmut Bey Camii ilk bakışta sade bir köy camisi gibi görünebilse de kapıdan içeri adım attığınızda ahşap direkler, kökboyasıyla süslenmiş tavan ve kirişler sizi bambaşka bir dünyaya götürür. 1366 yılında yapılan ve halk arasında “Çivisiz Cami” adıyla da bilinen Mahmut Bey Camii’nin neden bu isimle anıldığını, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne nasıl girdiğini ve orijinal ahşap kapısının bugün nerede bulunduğunu yazımızda bulabilirsiniz.
Dışarıdan gördüğünüz moloz taş duvarlar içeride karşılaşacağınız renkli ahşap işçiliği hakkında pek ipucu vermediğinden, caminin kapısından geçtikten sonra göreceğiniz tavan ve kirişler oldukça şaşırtıcı olabilir. Yaklaşık yedi asır önce yapılan ahşap direklerin ve üzerlerindeki desenlerin önemli bir kısmının hâlâ görülebilmesi de Mahmut Bey Camii’ni Kastamonu’da gezerken uğranabilecek sıradan bir tarihî duraktan ayırıyor.

Mahmut Bey Camii Kastamonu'nun Neresinde?
Kastamonu Merkez ilçesine bağlı Kasaba Köyü’ndeki Mahmut Bey Camii’ne şehir merkezinden Daday yönüne doğru ilerleyerek yaklaşık 18 kilometrelik bir yolculuğun ardından ulaşabilirsiniz. Kültür Portalı’nın ulaşım tarifinde köyün Daday Yolu’nun 15’inci kilometresinde gösterilmesi ise farklı bir adres verildiği anlamına gelmiyor çünkü 15 kilometre bilgisi köyün Daday yolu üzerindeki konumunu, yaklaşık 18 kilometrelik mesafe de şehir merkezinden camiye kadar gideceğiniz toplam yolu ifade ediyor.
Özel aracınızla gidecekseniz Kastamonu merkezden Daday yönünü takip edip Kasaba Köyü’ne doğru ilerleyebilirsiniz. Köye yaklaştığınızda harita uygulamasında “Kasaba Köyü Mahmut Bey Camii” şeklinde arama yaparsanız camiye kolaylıkla ulaşırsınız, toplu taşımayı kullanmayı düşünüyorsanız seferlerde dönemsel değişiklik olabileceği için güncel ulaşım bilgisini yola çıkmadan önce kontrol etmeyi unutmayın.

Mahmut Bey Camii Neden Önemli?
Candaroğulları döneminde Emir Mahmut Bey tarafından 1366 yılında yaptırılan camide yaklaşık yedi asır önce kullanılan ahşap işçiliğinin önemli bir kısmını bugün de görebilirsiniz. Taş duvarların arkasındaki ahşap sütunlar, tavan, kirişler ve kökboyasıyla hazırlanmış süslemeler büyük ölçüde korunduğundan burayı gezerken yalnızca eski bir caminin içinde dolaşmaz, 14. yüzyılda kullanılan malzemeleri ve süsleme biçimlerini de yakından inceleme fırsatı bulursunuz.
Ahşap tavanının yapım biçimi ve büyük bölümü korunmuş süslemeleri, yapının 2023 yılında “Anadolu’nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Hipostil Camileri” adıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren beş tarihî camiden biri olmasında önemli bir yere sahiptir.

Çivisiz Cami Adı Nereden Geliyor?
Mahmut Bey Camii’nin halk arasında “Çivisiz Cami” olarak anılmasının nedeni ahşap çatı ve tavan yapılırken metal çivi ya da benzeri bağlantı parçalarının kullanılmamış olmasıdır. Kültür Portalı’ndaki tanıtımda da anlatıldığı gibi ustalar çatıyı kurarken ahşap parçaları metal kullanmadan birbirine geçirip üst üste bindirmiş ve yaklaşık yedi asır önce bu yöntemle yapılan tavan günümüze kadar ulaşmış.
Dışarıdaki moloz taş duvarların ardından içeri girdiğinizde caminin inşası sırasında ahşabın ne kadar çok kullanıldığını görebilirsiniz. Tavanın yükünü dört ahşap sütun taşırken bunların üzerindeki kirişler ve diğer ahşap parçalar çatıyı destekler. UNESCO kayıtlarında bu tarz camiler için kullanılan “hipostil” terimi de aslında bu yapım biçimini ifade eder ve en basit haliyle tavanın ahşap sütunlar üzerinde durduğu camiler için kullanılır.

Kökboyası Süslemeler ve Mahmut Bey Camii'nin Ahşap Kapısı
Başınızı tavana kaldırdığınızda bitkisel ve geometrik desenlerin yalnızca birkaç noktaya uygulanmadığını, kirişlerden farklı ahşap yüzeylere kadar devam ettiğini görebilirsiniz. Kökboyasıyla hazırlanan bu kalem işlerinin önemli bir kısmı günümüze ulaştığından caminin yaklaşık yedi asır önce nasıl süslendiğini anlamak için yalnızca eski çizimlere veya anlatımlara bakmak yerine desenleri doğrudan yerinde inceleyebiliyorsunuz.
Caminin ahşap işçiliğiyle ilgili en ilginç ayrıntılardan biri de Mahmutoğlu Nakkaş Abdullah tarafından yapılan oyma bezemeli giriş kapısıdır. Bugün caminin girişinde gördüğünüz kapı orijinali değil çünkü asıl kapı Kastamonu şehir merkezindeki Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi’nde korunuyor. Vakıflar Genel Müdürlüğünün paylaştığı bilgilere göre 1997 yılında camiden çalınan kapı aynı yıl Manisa’da bulunarak Kastamonu’ya geri getirilmiş ve daha sonra koruma amacıyla müzeye alınmıştır.
Mahmut Bey Camii'nin UNESCO Dünya Mirasındaki Yeri
Mahmut Bey Camii 2023 yılında Afyonkarahisar Ulu Camii, Sivrihisar Ulu Camii, Ankara Ahi Şerafettin Camii ve Beyşehir Eşrefoğlu Camii ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Beş caminin “Anadolu’nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Hipostil Camileri” adıyla aynı listede bulunmasının nedeni yalnızca yüzlerce yıldır ayakta kalmaları değil ahşap sütunlarla taşınan tavanları ve ahşap yüzeylerde korunan işçilikleriyle Anadolu’da yüzyıllar önce kullanılan benzer bir mimari anlayışın örneklerini günümüzde de görebilmemiz.
Mahmut Bey Camii’ni ziyaret ettiğinizde UNESCO kaydında anlatılan özelliklerin karşılığını görmek için çivisiz ahşap tavana, tavanı taşıyan direklere ve kökboyası desenlere baktığınızda caminin neden diğer dört tarihî yapıyla aynı listede değerlendirildiğini çok daha kolay anlayabilirsiniz.
Mahmut Bey Camii'ni Ziyaret Etmeden Önce Bilinmesi Gerekenler
Mahmut Bey Camii günümüzde de ibadet amacıyla kullanıldığı için ziyaret saatinizi belirlerken namaz vakitlerini de hesaba katmanız camiyi daha rahat gezebilmeniz açısından iyi olacaktır. Özellikle Kastamonu dışından yalnızca camiyi görmek için gelecekseniz ziyaret saatlerinde dönemsel bir değişiklik olup olmadığını Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden yola çıkmadan önce öğrenmeyi unutmayın.
Kasaba Köyü’ndeki gezinizi tamamladıktan sonra caminin orijinal giriş kapısını da görmek isterseniz şehir merkezindeki Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi’ne uğrayabilirsiniz.




