Kastamonu'nun bilinmeyen yönleri merak uyandırdı
Kastamonu'nun bilinmeyen yönleri merak uyandırdı
İçeriği Görüntüle

Kastamonu denince akla çoğu zaman Taşköprü sarımsağı, çekme helva, tarihî konaklar ve İstiklal Yolu geliyor. Oysa bu simgelerin her birinin ardında, şehrin geçmişini ve kültürünü anlatan ayrı bir hikâye var. Kastamonu’da 1919’da binlerce kadının katıldığı bir miting düzenlendi; İnebolu mavnacıları İstiklal Madalyası aldı; 1366’da yapılan bir cami ise ahşap bölümlerinde çivi kullanılmadan inşa edildi.

İşte Kastamonu’yla özdeşleşen, ancak hikâyesi çok bilinmeyen 10 şey.

1. Kastamonu’da binlerce kadının katıldığı bir miting düzenlendi

10 Aralık 1919’da Kastamonu’da, işgalleri protesto etmek amacıyla bir kadın mitingi yapıldı. Kastamonu Valiliğinin aktardığı bilgilere göre 3 binden fazla kadın, Kastamonu Kız Öğretmen Okulunun bahçesinde bir araya geldi. Bu buluşma, resmî kaynaklarda “ilk Türk kadın mitingi” olarak anılıyor.

Miting, kadınların Millî Mücadele’ye yalnızca cephe gerisinde destek vermediğini; işgale karşı seslerini meydanlarda da duyurduğunu gösteren önemli olaylardan biri oldu. Kastamonu’da her yıl 10 Aralık’ta düzenlenen anma programları da bu tarihî buluşmayı hatırlatıyor.

2. İnebolu mavnacıları beyaz şeritli İstiklal Madalyası aldı

Millî Mücadele yıllarında cephane ve malzemeler, İnebolu Limanı’na deniz yoluyla ulaştırıldı. Limana gelen yüklerin karaya çıkarılmasında İnebolu mavnacıları önemli rol oynadı. Bu hizmetlerinden dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi, 9 Nisan 1924’te İnebolu Mavnacılar Loncası’na Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası ve Vesikası verdi.

Kastamonu’nun az bilinen tarihî ayrıntılarından biri de bu madalyanın bir kişiye değil, bir loncaya verilmiş olması. Mavnacıların katkısı, İnebolu’dan başlayan Millî Mücadele lojistik hattının deniz kıyısındaki ilk halkasını oluşturuyordu.

3. İstiklal Yolu, İnebolu’dan Ankara’ya uzanan 340 kilometrelik bir hattı kapsıyordu

İnebolu Limanı’na ulaşan cephane ve malzemeler, Kastamonu üzerinden Ankara’ya taşındı. İnebolu Belediyesinin verdiği bilgiye göre tarihî İstiklal Yolu; İnebolu, Küre, Seydiler ve Kastamonu üzerinden Ankara’ya uzanan yaklaşık 340 kilometrelik bir güzergâhtı.

Yolun hikâyesi yalnızca kağnılarla taşınan cephaneden ibaret değil. Bu güzergâhta yükleri taşıyanlar arasında kadınlar, yaşlılar ve köylüler de vardı. İnebolu’dan Ankara’ya uzanan hat, Kastamonu’nun Millî Mücadele’deki rolünü şehir merkezinin çok ötesine taşıdı.

4. Şapka ve kıyafet değişiminin ilk adımlarından biri Kastamonu’da atıldı

Mustafa Kemal Atatürk, 1925’te Kastamonu ve İnebolu’ya yaptığı ziyaretlerde şapkayı halka gösterdi ve kıyafet değişimine ilişkin konuşmalar yaptı. Atatürk’ün 30 Ağustos 1925’te Kastamonu Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan binada verdiği konuşma, bu ziyaretlerin önemli duraklarından biriydi.

Bugün müze olan yapı, 1917’de İttihat ve Terakki Kulübü olarak inşa edilmiş; 1921’de ise İstiklal Mahkemesi olarak hizmet vermişti. Yani binanın duvarları, Kastamonu tarihinin birbirinden farklı dönemlerine tanıklık etti.

5. Mahmut Bey Camii’nin ahşap yapımında çivi kullanılmadı

Kastamonu merkeze bağlı Kasaba köyündeki Mahmut Bey Camii, 1366 yılında Candaroğulları döneminde yaptırıldı. Halk arasında “Çivisiz Cami” olarak bilinmesinin nedeni, ahşap yapımında çivi kullanılmaması.

Caminin hikâyesindeki bir başka ayrıntı ise kapısı. Ahşap oymacılığının önemli örneklerinden sayılan özgün kapı, güvenlik nedeniyle bugün Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi’nde korunuyor. Mahmut Bey Camii, 2023’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.

6. Taşköprü’nün altında Roma döneminden kalma bir kent yatıyor

Taşköprü ilçesindeki Pompeipolis Antik Kenti, MÖ 64’te Roma döneminde Paflagonya Eyaleti’nin merkezlerinden biri olarak kuruldu. Antik yerleşimden çıkarılan bazı eserler ve mozaikler, Kastamonu Arkeoloji Müzesi’nde görülebiliyor.

Bu nedenle Taşköprü, yalnızca sarımsağıyla değil, binlerce yıllık bir yerleşim geçmişiyle de öne çıkıyor. İlçe merkezindeki tarihî Taşköprü’nün yakınındaki kazı alanı, bölgenin Roma dönemindeki önemini anlamaya yardımcı oluyor.

7. Siyez bulguru, eski bir buğday türünden üretiliyor

Kastamonu’nun özellikle İhsangazi ilçesiyle özdeşleşen siyez bulguru, kavuzlu ve tek taneli başak yapısına sahip siyez buğdayından elde ediliyor. Buğday önce kaynatılıp kurutuluyor, ardından taş değirmenlerde yarılarak bulgura dönüştürülüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığının Kültür Portalı, siyez ekiminin ilk tarım köylerine kadar uzandığını ve yaklaşık 10 bin yıllık bir geçmiş taşıdığını belirtiyor. Siyezin Kastamonu’daki hikâyesi, eski bir tarım geleneğinin bugünkü mutfakta yaşamaya devam etmesi.

8. Taşköprü sarımsağının kendine özgü rengi ve coğrafi işareti var

Taşköprü sarımsağı, Kastamonu’nun en bilinen ürünlerinden biri. Ancak onu yalnızca bir mutfak malzemesi olarak düşünmemek gerekiyor: Ürün, belirli bir coğrafyayla özdeşleşen özellikleri nedeniyle menşe adıyla coğrafi işaret tesciline sahip.

Kültür Portalı, Taşköprü sarımsağının baş kabuğunun beyaz, diş kabuğunun pembe, diş etinin ise krem-sarı renkte olduğunu belirtiyor. Sarımsağın ünü, yöredeki üretim geleneğinin ve ürünün ayırt edici özelliklerinin kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla büyüdü.

9. Çekme helvanın dokusu ustanın el kararına bağlı

Kastamonu çekme helvasının ayırt edici özelliği yalnızca malzemelerinde değil, hazırlanışında da saklı. Kültür ve Turizm Bakanlığının Kültür Portalı’na göre helvanın miyanesinin yakmadan ve eşit biçimde kavrulması, ustalık isteyen temel aşamalardan biri.

Şeker kütlesinin çekilerek genişletilmesi ve tekrar katlanması da helvaya ince, lifli dokusunu kazandırıyor. Bu işlemlerin süresi ve uygulanış biçimi ustanın deneyimine dayanıyor; tarif kadar el becerisi de ortaya çıkan sonucu belirliyor.

10. Kastamonu’nun geçmişinde 70 milyon yıllık bir deniz canlısı var

Kastamonu Kent Müzesi’nde, kentte bulunan yaklaşık 70 milyon yıllık bir Mosasaurus hoffmanni fosilinin hikâyesi de anlatılıyor. Valilik, bu fosili dünyada ender görülen ve Türkiye’de tek örnek olarak bilinen bir buluntu şeklinde tanımlıyor.

Mosasaurus, denizlerde yaşamış büyük bir sürüngendi. Bugün dağları ve ormanlarıyla bilinen Kastamonu’nun geçmişinde deniz canlılarının da iz bırakmış olması, şehrin jeolojik tarihini daha da ilgi çekici hâle getiriyor.

Kastamonu’nun hikâyeleri şehrin simgelerinin ardında saklı

Kastamonu’nun simgeleri yalnızca şehri tanıtan ürünler ve yapılar değil; farklı dönemlerden kalan hikâyelerin de taşıyıcısı. Bir yanda Millî Mücadele’de kullanılan yollar ve alınan madalyalar, diğer yanda eski bir buğday türü, Roma kentinin mozaikleri ve ahşap işçiliğinin özgün örnekleri bulunuyor.

Kastamonu’yu gezerken ya da yöresel lezzetlerini tanırken bu ayrıntıları hatırlamak, şehrin bilinen yüzünün arkasındaki tarihi de görmeyi sağlıyor.

Aklınıza gelebilecek sorular

Kastamonu’da ilk kadın mitingi ne zaman yapıldı?

Kastamonu Valiliğinin aktardığı bilgiye göre miting, 10 Aralık 1919’da Kastamonu Kız Öğretmen Okulunun bahçesinde düzenlendi ve 3 binden fazla kadın katıldı.

İstiklal Yolu nereden nereye uzanıyordu?

İstiklal Yolu, İnebolu’dan başlayıp Küre, Seydiler ve Kastamonu üzerinden Ankara’ya uzanan yaklaşık 340 kilometrelik güzergâhı kapsıyordu.

Kastamonu’nun en eski yerel ürünlerinden biri hangisidir?

İhsangazi ile özdeşleşen siyez bulguru, siyez buğdayından üretiliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı, bu buğdayın ekim geçmişinin yaklaşık 10 bin yıl öncesine dayandığını belirtiyor.

Muhabir: İstiklal Admin