Kastamonu İli, Talipler Köyü’nde yer alan Rüstem Paşa Camii “Mahmud Efendi Cami’i” olarak da bilinmekle birlikte halk arasında bulunduğu yere nispetle “Menekşe Camii” adıyla da anılmaktadır. Mimarı ve inşa tarihi bilinmeyen caminin banisi Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı Vezir-i Azam Rüstem Paşa’dır. G. Necipoğlu, 1561’de vakfedildiğini belirttiği yapının, Rüstem Paşa Anadolu Beylerbeyi iken Nakşibendi şeyhi Mahmud Efendi onuruna 1530’larda bir derviş zaviyesinin yanında inşa edildiğini tahmin etmektedir. Rüstem Paşanın, banisi olduğu camiye bağışladığı bir Kur’an nüshasında caminin adı, “Benefşe dağında kâin Mahmut Efendi camii” olarak belirtilmektedir. 1700 (H.1111) tarihli bir şer’iye siciline göre ise yine caminin Benefşe dağında olduğu ve burada vakıfları bulunduğu anlaşılmaktadır. Talipler Köyü'ndeki cami yerleşmeden uzak ve topografyaya egemen konumuyla dikkat çekmekte olup köy halkı tarafından "Divan Camisi" olduğu da söylenmektedir. Yerel açıklamaya göre, çevre köy halkının önemli günlerde burada buluşup ibadet etmeleri nedeniyle bu ad verilmiştir. F. Çiftçi’de yapını özel konumu ve işlevine dikkat çekerek bu yapıda Nakşibendi şeyhi Mahmud Efendi ve diğer muhterem şeyhlerin hatıralarına saygı duyulduğunu ve yağmur duası için ve özel günlerde bu caminin ziyaret edildiğini belirtmektedir. Yapıya ilişkin en önemli kaynak Rüstem Paşa’nın vakfiyesidir. Vakfiyede söz konusu cami ve cami görevlileri ve gelirleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmektedir. Kastamonu Rüstem Paşa Camisi vakfiyede, “Daday-Cami” adı ile 635 No’lu defterin 160. Sayfası 20-24. Satırları arasında geçmektedir. Burada; “…Tatay (Daday) kazasında Benefşe Dağı nam makamda bina olunan camiin hatibi ve imamı olana yevmi üç akçe ve evkat müezzinine yevmi iki akçe ve sala müezzinine günde bir akçe ola sermafile yevmi üç akçe ve dört nefer devirhane birer akçe ve kayyım ve çerakcı ve ferraş olana günde iki akçe virile…” şeklinde bahsedilmektedir.
Rüstem Paşa Cami, moloz ve kesme taş beden duvarlarına sahiptir. Ahşap sakıflı caminin üzeri kurşun bir çatı ile örtülü olup dikdörtgen planlı yapının kuzeydoğu köşesinde ise sade tek şerefeli bir minaresi bulunmaktadır. Günümüzde özgün özelliklerini koruduğu anlaşılan yapının zaman içinde pek çok kez onarıldığı anlaşılmaktadır. 1881-82 (H.1298) yılında geçirdiği bir onarımda camiin son cemaat yerine ve harim mekânına tuğla döşenmiş, minarenin dönem taşları kurşunla bağlanarak mil direği yenilenmiş, minare külahı çinko kaplanarak, yapının pencere camları ve hasır kaplamaları ile ahşap aksamı yenilenmiştir. 1972 yılında Vakıflar tarafından yapılan bir onarım sırasında ise caminin etrafı moloz taşlardan ihata duvarı ile çevrilmiştir. Kare planlı harim mekânından oluşan yapının duvar kalınlığı 117 cm. olup kesme taş ve moloz taş malzeme ile inşa edilmiştir. Üst örtüsü ahşap üzeri kurşun kaplıdır. Kuzey ön cephesinde ahşap direkli bir son cemaat mekânı yer almaktadır. Yanları kesme taş duvar ön bölümü ise iki ahşap direkle taşınan son cemaat mekânı sundurma bir çatıyla örtülüdür. Ahşap direkler arasında bulunan mevcut izlerden bu bölümün önünde ahşap korkulukların olduğu anlaşılmaktadır. Kuzey doğu duvarında basık kemerli minareye giriş kapısı bulunmaktadır. Caminin harim bölümüne, son cemaat mekânının ortasından açılan taş söveli çift bir kapı açıklığından girilmektedir. Özgününde ahşap kapı kanatları olması gereken bu kapının son yıllarda çift kanatlı demir bir kapı ile değiştirildiği anlaşılmaktadır. Kesme taş söveli bu kapı üzerinde geçme tekniğinden renkli mermer bir basık kemeri bulunmaktadır. Kemer üzerinde ise kitabe boşluğunu hatırlatan dikdörtgen bir taş silme yer almaktadır. İnşa ya da onarım kitabesi bulunmayan yapının bu bölümünde caminin isim tabelası vardır. Kapı üzerindeki tonozun iç tarafında ise mukarnaslı bir niş bulunmaktadır. Kapının sağ ve solunda dikdörtgen açıklıklı ve lokma demirli birer pencere açıklığı yer alır.

Harime girişte sağda ahşap fevkani bir mahfil bulunmaktadır. Müezzin mahfeli olan bu mahfelin alt ve üst katı günümüzde, iplere gerili bir perde ile kadınların namaz kılabilmesi için, kadınlar mahfili olarak kullanılmaktadır. Kuzey duvarının sağından dokuz rıhtlı ahşap bir merdivenle ulaşılan bölüm ahşap direkler üzerine oturtulmuş olup direkler arası da ahşap korkuluklarla çevrelenmiştir. Harim mekânının beyaz badanalı duvarlarında, son cemaat cephesi hariç, altta ve üstte olmak üzere ikişer sıra pencere açıklıkları bulunmaktadır. Pencerelerden alttakiler sivri kemerli dikdörtgen açıklıklı ve kesme taş söveli olup dışardan lokma demirli olup içerden sade ahşap kanatlara sahiptir. Üsttekiler ise sivri kemerli içlik ve dışlık şeklinde revzenlidir. Yapının kıble yönünde mukarnas kavsaralı alçı mihrabı vardır. Yedi sıra mukarnasla hareketlendirilen mihrap hücresi iç bölüme 48 cm. çıkıntı yapmakta olup dış cepheye çıkıntısı bulunmamaktadır. Üç tarafı üç sıra şeklinde sade profilli silmeler ile hareketlendirilmiştir. Mihrap nişinin üzerinde sağda; “Lâ İlâhe İllâ’llâh”, solda ise “Muhammedün Resûlû’llah” (Allah’tan başka ilah yoktur; Muhammed Allah’ın elçisidir) mealindeki Kelime-i Tevhid okunmaktadır. Mukarnaslı nişin ortasında ise özgün olmayan küçük bir ayet levhası asılmıştır. Mihrabın üzerinde ise iki yuvarlak metal levha bulunmaktadır. Bu levhalardan sağdakinde “Allah” soldakinde ise “Muhammed” yazısı okunmaktadır. Mihrabın sağında caminin özgün taş minberi yer almaktadır. Minberin kapı üstlüğü yekpare taştan yapılmış olup kabartma tekniğinde geometrik süslemelere sahiptir. Minber külahı da yekpare taştandır. Minber yan aynalıklarında üçgen şeklinde taş panolar bulunmaktadır. Altında Bursa kemerli ikişer süpürgelik bulunmaktadır.
Yapıda dikkati çeken en önemli süsleme unsuru minber de yer almaktadır. Taş minberin geçidinin tam ortasına gelen tavan bölümünde ise kabartma tekniğinde geometrik desenli bir süsleme dikkati çekmektedir. Bu taş süslemede iç içe altıgen yıldızlardan oluşan ana kompozisyonun ortasında yine bir altıgen yıldız ile köşelerinde de altı adet altıgen motifler görülmektedir. Mühr-i Süleyman adıyla bilinen altı köşeli yıldız evrensel bir motif olup özellikle Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Dönemi camilerinde ahşap kapı ve pencere kanatları ile kapı, mihrap ve minber gibi taş yüzeylerde yaygın olarak karşılaşılan bir bezeme öğesidir. Bu altıgen süsleme F. Çiftçi’ye göre Nakşibendi Tarikatının sembolüdür. N. Atasoy “Derviş Çeyizi” adlı çalışmasında Yahyâ Âgâh b. Sâlih el—İstanbulî’den naklen Nakşibendi tacı (başlık) için dört terkli şeklinde tanımlamaktadır. Yine aynı çalışmanın “Altı terkli taç” bölümünde; “… Nakşibendî pîri Muhammed Bahâeddin’in lâkabı olan Nakşibend kelimesi altı harften oluşur ve her bir harfi Nakşibendî erkânı olan usule delâlet eder…” demektedir. Bu nedenle söz konusu taş süslemenin Nakşibendi Tarikatının sembolü olabileceği gibi37 tahmin edilmekle birlikte yapıyı koruyan bir tür nazarlık görevi üstlendiği de söylenebilir. Ayrıca, harimin doğu ve batı duvarlarında üçer adet kıble duvarında iki adet yuvarlak levhalar bulunmaktadır. Özgün olmayan bu yuvarlak metal levhalarda mihrabın sağından başlamak üzere sırasıyla “Allah, Muhammed, Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan ve Hüseyin” isimleri okunmaktadır. Osmanlı dönemi selatin camilerinin kubbeye geçişlerinde görülen ve “çehâr yâr-ı güzîn” olarak tabir edilen “dört halife” (Allah, Muhammed, Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali), haseneyn “Hasan ve Hüseyin” levhalarının modern örnekleri Rüstem Paşa camisinin ana beden duvarlarında da görülmektedir. Böylece Osmanlı camilerinin hat programında yer alan sekiz ikonik ismi bu levhalarla tekrarlanarak duvarları süslemektedir.

RÜSTEM PAŞA CAMİ'NE NASIL GİDİLİR
Kastamonu Talipler Köyü'nde bulunan camiye gitmek isteyen kişiler Kastamonu-Daday yolu istikametinde ilerledikten yaklaşık 15-16 kilometre sonra Talipler Köyü tabelası sapağından köyün içine ilerledikten sonra camiye ulaşım sağlayabilirler. Toplu taşıma aracı kullanarak camiye ulaşmak isteyen kişiler ise Kastamonu'dan kalkan Daday minibüslerine bindikten sonra Talipler Köyü sapağında inip yürüme mesafesi sonrası camiye ulaşabilirler. Rüstem Paşa cami açık adresi şu şekilde:
Talipler Köyü İç Yolu, 37000 Talipler Köyü (Merkeze bağlı), Merkez/Kastamonu
KAYNAK: Dr. N.Çiçek AKÇIL HARMANKAYA




