Zafer Partisi Kastamonu İl Başkanı Özcan Büyükşen, AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay’ın TV366 televizyon kanalında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmelerin ardından yazılı bir açıklama yayımladı. Uluay’ın açıklamalarını gündemine alan Büyükşen, terör örgütünün Türkiye sınırları dışına çekilmesinin tamamen ortadan kaldırıldığı anlamına gelmeyeceğini belirterek sürecin kapsamına ve sonuçlarına ilişkin çeşitli sorular yöneltti.

Büyükşen, Uluay’ın PKK’nın silahlı unsurlarının Türkiye dışına çıkarıldığını, ancak örgütün dünyanın farklı ülkelerinde varlığını sürdürdüğünü, uluslararası destek gördüğünü ve propaganda faaliyetlerine devam ettiğini ifade ettiğini aktardı. Bu değerlendirmeden hareketle örgütün yalnızca Türkiye sınırları dışına çıkmasının terör tehdidinin sona erdiği şeklinde yorumlanamayacağını savundu.

“Örgütün bütün yapılanması tasfiye edilmeli”

Açıklamasında Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın görüşlerine de yer veren Büyükşen, PKK’nın yalnızca Türkiye’deki unsurlarının değil, Suriye, Irak ve İran'daki uzantılarıyla birlikte bütün yapılanmasının tasfiye edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Silah bırakma iddiasının somut verilerle ortaya konulması gerektiğini belirten Büyükşen, açıklamasında şu soruları gündeme taşıdı:

“Bir terör örgütünün Türkiye sınırları dışına çekilmesi, ortadan kaldırıldığı anlamına mı gelir? Silahlı unsurların yer değiştirmesi, örgütün tasfiye edildiğini gösterir mi?”

“Meclis çoğunluğu, milletin vicdanının yerine geçmez”

Milletvekillerinin süreçle ilgili tutumlarının toplumdaki bütün kaygıları ortadan kaldırmayacağını savunan Büyükşen, Meclis'teki 367 milletvekilinin bir düzenlemeye destek vermesinin o düzenlemenin her yönüyle doğru olduğunu kanıtlamayacağını ifade etti.

Akif Güzel’den Milletvekili Uluay’a “fon” tepkisi
Akif Güzel’den Milletvekili Uluay’a “fon” tepkisi
İçeriği Görüntüle

Vatandaşların milletvekillerinin kararlarını sorgulama ve eleştirme hakkı bulunduğuna dikkat çeken Büyükşen, demokrasinin çoğunluğun kararlarını tartışılmaz hâle getirmek olmadığını belirtti.

Öcalan üzerinden yürütülen tartışmalara tepki gösterdi

Büyükşen'in açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri de terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın süreçteki konumu oldu.

Yerel televizyon programında gazeteci İrfan Salcı'nın yönelttiği, “Terörsüz Türkiye olsun ama niye bebek katili Abdullah Öcalan'la görüşülüyor?” sorusunu hatırlatan Büyükşen, bu soruya tatmin edici bir yanıt verilmediğini ileri sürdü.

Öcalan'ın siyasi sürecin merkezinde yer almasına yönelik tartışmaların şehit aileleri, gaziler ve toplumun vicdanında rahatsızlık oluşturduğunu savunan Büyükşen, devletin önceliğinin terör örgütü elebaşına siyasi muhataplık kazandırmak değil, milletin güvenliğini ve devletin egemenliğini korumak olması gerektiğini kaydetti.

“Üniter devlet yapısı pazarlık konusu yapılamaz”

Açıklamasında ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Temmuz 2025'te Türkiye için Osmanlı millet sistemini uygun bir model olarak değerlendiren sözlerine de değinen Büyükşen, Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit vatandaşlık temelinde kurulduğunu vurguladı.

PKK'nın uluslararası desteklerini ve siyasi hedeflerini Türkiye'nin üniter devlet yapısı açısından değerlendiren Büyükşen, bu konuda taviz verilmesine yönelik endişelerini dile getirdi.

Büyükşen, Halil Uluay'a hitaben şu soruyu yöneltti:

“PKK elebaşına verilebilecek siyasi ve hukuki tavizlerin yarın Türkiye'nin üniter devlet yapısı, millî egemenliği ve anayasal düzeni açısından nelerin önünü açabileceği endişesini hiç mi taşımıyorsunuz?”

Türkiye'nin geleceğinin dışarıdan önerilen modellerle veya terör örgütünün siyasi beklentileriyle şekillendirilemeyeceğini savunan Büyükşen, ülkenin millî egemenliğinin ve devlet bütünlüğünün korunması gerektiğini ifade etti.

Büyükşen'den Uluay'a son soru

Zafer Partisi olarak terörsüz bir Türkiye istediklerini belirten Büyükşen, bunun yolunun terör örgütüyle siyasi pazarlık yapılmasından veya örgüt elebaşının meşru muhatap hâline getirilmesinden geçmediğini savundu.

Mücadelelerinin herhangi bir vatandaşa ya da etnik kimliğe karşı olmadığını vurgulayan Büyükşen, terör örgütüne, bölücülüğe ve Türkiye'nin millî bütünlüğünü hedef alan siyasi projelere karşı olduklarını kaydetti.

Açıklamasının sonunda Halil Uluay'a bir kez daha seslenen Büyükşen, şu ifadeleri kullandı:

“Terör gerçekten sona mı eriyor, yoksa yalnızca Türkiye sınırları dışına mı taşınıyor? Türk milletinin ihtiyacı temenni değil güvence, siyasi söylem değil somut sonuçtur. Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği, terör örgütünün elebaşının beklentilerine göre değil, Türk milletinin iradesine göre şekillenir.”

Büyükşen, açıklamasını “Ne mutlu Türk'üm diyene!” sözleriyle tamamladı.

Muhabir: Hakan Emiroğlu