Yaklaşık 250 milyon TL maliyetle anahtar teslimi kurulabilecek fabrikalar üzerinden yapılan değerlendirmede, yalnızca TL mevduatıyla 276 fabrikanın hayata geçirilebileceği belirtiliyor. Bankalardaki altın mevduatının da eklenmesiyle bu sayı 327’ye, devlet teşviklerinin dahil edilmesiyle ise toplamda 650 fabrikaya kadar çıkabiliyor.
Yatırım ölçeğinin küçültülmesi halinde ise tablo daha da çarpıcı hale geliyor. Fabrika yatırımlarının yarı kapasitede planlanması durumunda bin 300, daha küçük ölçekli işletmelerde ise 2 bin 600 üretim tesisinin kurulabileceği hesaplanıyor. Bu potansiyelin hayata geçirilmesi durumunda, Kastamonu’da işsizlik ve gelir sorunlarının önemli ölçüde azalabileceği ifade ediliyor.
Ancak veriler, Kastamonu’daki birikimin büyük ölçüde üretim yerine mevduat, altın ve diğer rant araçlarında değerlendirildiğini gösteriyor. 2024 sonu itibarıyla 58,9 milyar TL olan toplam mevduat, 2025 Haziran sonunda 75,8 milyar TL’ye kadar yükseldi. Altı ayda mudilerin faiz ve getirilerden elde ettiği kazancın yaklaşık 16,9 milyar TL olduğu hesaplanıyor.
Devletin mevduata yönelik aldığı tedbirlerin ardından TL mevduatta düşüş yaşanırken, altın mevduatında ise hızlı bir artış görüldü. Kastamonu’da bankalardaki altın mevduatı bir yıl içinde 5,5 milyar TL’den 12,7 milyar TL’ye yükseldi. Bu durum, birikimlerin üretim yerine daha güvenli ve risksiz yatırım araçlarına yöneldiği şeklinde değerlendiriliyor.
Mevduat büyüklüğüyle Batı Karadeniz Bölgesi’nin lideri konumunda bulunan Kastamonu, Türkiye genelinde ise 81 il arasında 33’üncü sırada yer aldı. Komşu illerle karşılaştırıldığında Kastamonu’nun tasarruf gücü öne çıkarken, bu gücün sanayi ve üretime yeterince yansımadığına dikkat çekiliyor.
Ekonomistler, Kastamonu’da sermaye birikiminin yüksek olmasına rağmen üretim yatırımlarının sınırlı kalmasının, “iş ve aş beklentisinin üretim yerine dış kaynaklara bağlanmasına” yol açtığını belirtiyor. Kastamonu’nun kalkınmanın sağlanabilmesi için birikimlerin ranttan üretime yönlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.





