Kastamonu Kalesi'nde Saklı Kalmış Bir Hikaye: Mezarın Sırrı Ortaya Çıkıyor!

Kastamonu'nun gökyüzüne yükselen kahramanlık destanları arasında, kale duvarlarının gölgesinde gizlenmiş bir mezarın sırrı uzun yıllardır merak konusu olmuştur. Kastamonu halkı, kaleden şehir manzarasını izlerken gördüğü bu mezarın Bizans prensesi Moni'ye ait olduğuna inanıyordu. Ancak, gerçekler ortaya çıkıyor ve mezarın asıl hikayesi, şehri saran surların içinde bir başka efsaneyle tanıştırıyor.


DESTANSI ZAFER
Geceyi aydınlatan yıldızlar, Kastamonu Kalesi'nin tarihi duvarlarını sarmalarken, tarih bir kez daha yazıldı. Kastamonu'nun göğsünde gururla yükselen Ulubatlı Yunus Mürebbi'nin destansı zaferi, her Kastamonulu'nun gurur kaynağı oldu.

YIL 1204

Yıl 1204, Kastamonu Kalesi'nin önü. Bizanslılarla karşı karşıya, Türkmen yiğitleri cesaretle dimdik duruyor. Çobanoğlu Hüsamettin Bey'in gözleri, günün aydınlanmadığı sabahın karanlığında, kumandanlarının yanında planlarını yapıyor.

Ancak, sessizlik bozuldu. Genç bir delikanlı, Yunus Mürebbi, cesareti ve gözüpekliğiyle komutanların çadırına girdi. Atabey Hüsamettin'in gözleri, bu genç delikanlının yüreğine çarptı. Nalbant çırağı Yunus, sıradışı bir talepte bulundu: "Bana bayraktarlık görevini verin, Ata Beyim!"

RÜYASINDA GÖRMÜŞ
Bu cesur talep karşısında komutanlar şaşkına döndü, ancak Yunus'un kararlılığına karşı koyamadılar. Yunus, rüyasında peygamberi gördüğünü ve bayrakla kaleyi fethedeceğini söyledi. Hüsamettin Bey'in şaşkınlığı ve Yunus'un azmi arasında bir anlaşma doğdu.

Sevilen karakterler 'ŞİRİNLER' Kastamonu'ya geliyor Sevilen karakterler 'ŞİRİNLER' Kastamonu'ya geliyor

Gün ağardığında, Yunus Mürebbi önderliğindeki Türkmen askerleri, Kastamonu Kalesi'ne karşı muazzam bir hücum başlattı. Yunus, surları aşarak sancağı dikti ve kale kapısını açtı. Bu zaferde, Yunus'un cesareti ve kararlılığı Türkmen askerlerine ilham kaynağı oldu.

Ancak zaferin ardında bir trajedi vardı. Yunus Mürebbi, birçok okla vurulmuş bir halde kalede yaşamını yitirdi. Ancak onun mezarı, Kastamonu Kalesi'nin sağ burcunda, bayrağı dalgalanan bir anıt olarak varlığını sürdürdü. Bu mezar, Kastamonu'nun Ulubatlısı, Nalbant Çırağı Yunus Mürebbi'ye aitti.

Kastamonu Kalesi, bu destansı zaferle tarihe adını yazdırmış, Yunus Mürebbi'nin cesaretini ve fedakarlığını ölümsüzleştirmişti.  Zamanla mezarın Kastamonu’nun hikayesinde yer alan Bizans Prensesi Moni’ye ait olduğu yönünde söylentiler çıkmış hatta Kastamonulular tarafından da bu şekilde hatırlanmasına sebep olmuştur.

Editör: Serkan Kebecioğlu