Cami çıkışlarına yerleştirilen yardım kutularına atılan paraların niteliği ve bu uygulamanın dini boyutu tartışma konusu oldu.
Cuma hutbesinin ardından yapılan “Zekât, fitre, fidye kampanyamıza katılımınızı bekliyoruz” gibi ifadeler ve cami kapılarındaki bağış kutuları, özellikle zekât ibadetinin mahiyeti üzerinden eleştiriliyor.
Vatandaşlar, zekâtın İslam’ın beş temel esasından biri olduğunu hatırlatarak, “Zekât kampanya değildir” diye tepki gösteriyor.
“Zekât, yardım çağrısına indirgenmemeli”
İsmini vermek istemeyen bir vatandaş, uygulamanın üslubuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Zekât Allah’ın emridir, farz bir ibadettir. Hutbenin sonunda iki cümleyle ‘desteklerinizi bekliyoruz’ denilerek yardım çağrısına dönüştürülmesi son derece yanlıştır. Müftülüklerin görevi, zekâtın hikmetini, şartlarını, kimlere ve nasıl verileceğini anlatmaktır; rehberlik etmektir.”
Bir başka vatandaş ise zekât, fitre, fidye ve genel bağışların aynı kutuda toplanmasının soru işaretleri doğurduğunu belirterek, “İnsanlar kutulara 20-50 lira attılar. Bunun zekât mı, fitre mi, fidye mi yoksa sadaka mı olduğu belli değil. Bu paralar nasıl ayrılacak, nasıl kayda geçecek, nereye harcanacak?” ifadelerini kullandı.
“Yanlış bilinç oluşabilir” endişesi
Tepkilerin bir diğer boyutu ise dini bilinç meselesi. Vatandaşlardan bir diğeri ise, "Vatandaşlar, bazı kişilerin küçük meblağlar vererek zekât borcundan kurtulduğunu zannedebileceği uyarısında bulunuyor. Çünkü toplumda dini konularda çok ciddi bilgi, bilinç noksanlığı yaşanıyor. Pek çok kişi elli lira, yüz lira verdim, zekâtımı verdim, borçtan kurtuldum diye düşünenler olabilir. Oysa zekât hesap gerektirir. Bu durum insanların bilmeden borçlu kalmasına yol açabilir." dedi.
Kurumsal amaç soruları
Kamuoyunda dile getirilen sorular ise dikkat çekici:
Müftülük neden bunu yapma gereği duydu? Dini ve kanuni sakıncalarını hesap etme gereği hissetmedi mi? Yanlış bir iş yapma, vebale girme ve daha kötüsü yanlış bir yol/çığır açma vebalinden korkmadı mı? Karışık bir şekilde toplanan paraların içinden zekâtı ayırabilecekleri özel cihazları, mekanizmaları var mı? Zekâtlar, fitreler, fidyeler, bağışlar ayrı hesaplarda mı tutulacak? Bizzat şahıslara mı verilecek yoksa kurumsal faaliyetlerin finansmanında mı kullanılacak?
Uygulamanın yerel düzeyde müftülükler aracılığıyla yürütüldüğü belirtilirken, gözler Diyanet İşleri Başkanlığı’na çevrildi. Kurumdan konuya ilişkin bir açıklama gelir mi bilinmiyor.
“Diyanet istismar edenlerle aynı konuma düşmemeli”
Bazı vatandaşlar ise meselenin güven boyutuna dikkat çekti:
“Biz Diyanet’in dini en güzel şekilde anlatmasını isteriz. Dini ve dindarı yüceltmesini bekleriz.. Sürekli para toplayan kurum görüntüsü oluşması, kurumun itibarına zarar verir. Zekat gibi İslam’ın beş şartından biri olan ulvi bir ibadetin yardım toplama faaliyetleri için istismar edildiği algısı oluşmasına yönelik uygulamalar son derece yanlış algılara kapı aralar. Diyanet’in de dini istismar eden yapılarla aynı konuma düşmesine gönlümüz razı olmaz.”
Toplumda rahatsızlık büyüyor
Özellikle son dönemde cami çıkışlarında sıklaşan bağış çağrıları nedeniyle toplumda genel bir rahatsızlık oluştuğu ifade ediliyor. Zekât gibi farz bir ibadetin, sıradan yardım toplama uygulamalarıyla aynı zeminde anılmasının hassasiyetleri artırdığı belirtiliyor.
Tartışmanın önümüzdeki günlerde nasıl bir karşılık bulacağı ve yetkililerin konuya ilişkin açıklama yapıp yapmayacağı merak konusu.




