Kastamonu’nun Hepkebirler Mahallesi’nde, Eligüzel Sokağı’nda yer alan caminin yapılış tarihi ve banisi kesin olarak bilinmiyor. Eski belgelerde “Kebkebirler Mahallesi Camii” olarak geçen yapı, moloz taştan inşa edilmiş, çatısı ise ahşap üzeri kiremit kaplıdır.

Caminin minaresi, geçmişte taş kaide üzeri tuğladan yapılmışken, sonradan ahşap malzeme kullanılarak kapalı şerefeli hale getirilmiş ve bugünkü görünümünü kazanmıştır. 6x13 metre ölçülerindeki harimde ahşap döşeme ve tavan yer almakta; alçı mihrap çiçek motifleriyle süslenmiştir. Tarihi değere sahip ahşap minber de bitkisel motiflerle dikkat çekmektedir.

SAHABE KABRİ İNANCI

Caminin batısında bulunan mezarda, sahabeden olduğuna inanılan Kaysü’l-Hemedânî Asgar’ın (ra) yattığı kabul edilmektedir. Nakşibendi şeyhi Şerafeddin Efendi’nin 1911 tarihli aktarımına göre, Eyüp Sultan Hazretleri (ra) ile birlikte Anadolu’ya gelen iki kardeşten küçüğü Kaysü’l-Hemedânî Asgar’ın, Eyüp Sultan’ın emriyle Kastamonu’ya yöneldiği belirtilmektedir. Nesiller boyunca aktarılan bu inanç nedeniyle halk, kabre büyük hürmet göstermiştir.

OSMANLI VAKFİYELERİ

Hepkebirler Camii, Osmanlı döneminde hayırseverlerin vakıflarıyla da yaşatılmıştır.

Şa’ban Çelebi bin Hacı Hüseyin, 1588 tarihli vakfiyesinde Kur’an-ı Kerim okunması için beş hafıza günlük ücret bağışlamıştır.

Somuncuzâde Mehmed Efendi, 1690’da cuma vaizi için vakıf kurmuştur. Yuva köylü Nimetizâde Hacı Mehmed Efendi ise her sabah namazından önce Kur’an okunması için vakıf tahsis etmiştir. Kuzyaka’da da vakıf arazileri bulunan cami, bugün Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde olup ibadete açık şekilde hizmet vermektedir.

Muhabir: Banu Kebecioğlu