İtilaf Devletleri, Avrupa’daki savaşın kilitlenmesi üzerine İstanbul’u ele geçirerek Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakmayı hedefledi. Bu amaçla güçlü bir donanmayla Çanakkale Boğazı’na yönelen İngiliz ve Fransız kuvvetleri, 19 Şubat 1915’te kıyı bataryalarını yoğun ateş altına aldı.
Şubat ve mart ayı boyunca süren bombardıman ve mayın temizleme faaliyetlerine rağmen, Osmanlı savunması direncini korudu. 17-18 Mart gecesi Nusret Mayın Gemisi tarafından Erenköy Koyu’na döşenen mayınlar, savaşın seyrini değiştiren kritik hamle oldu.

18 Mart sabahı başlayan büyük taarruzda İtilaf donanması ağır kayıplar verdi. “Bouvet”, “Irresistible” ve “Ocean” zırhlıları batarken, birçok savaş gemisi de hasar aldı. Saatler süren çarpışmaların ardından düşman donanması geri çekilmek zorunda kaldı.
Yaklaşık yedi saat süren muharebe sonunda elde edilen bu kesin sonuç, tarihe “Çanakkale Deniz Zaferi” olarak geçti. Denizden geçemeyen İtilaf Devletleri, ardından kara harekâtına yöneldi.
Çanakkale’de verilen mücadele, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık iradesinin güçlü bir göstergesi oldu. Mustafa Kemal Paşa ve Türk ordusunun öncülüğünde sürdürülen direniş, savaşın ilerleyen safhalarında da düşmana geçit vermedi.




