Hatun, Kastamonu’yu uzun yıllar öncesinden hatırladığını ancak yakın çevresindeki Kastamonuluların ve yöresel lezzetlerin etkisiyle kente yönelik özel bir merak taşıdığını belirtti. Gezinin ardından Kastamonu’nun sanılandan çok daha derin bir kültürel dokuya sahip olduğunu vurgulayan Hatun, kentin “derin Anadolu” kimliğini güçlü biçimde hissettirdiğini yazdı.

“SAFRANBOLU’DA ZAMAN” BELGESELİNDE ANLATILANLARA ÇOK BENZEDİĞİNİ FARK ETTİM
Yazısında Kastamonu izlenimlerini Süha Arın’ın “Safranbolu’da Zaman” belgeseliyle ilişkilendiren Hatun, Kastamonu’nun camileri, mahalleleri, insanları ve tarihi yapılarıyla benzer bir zaman duygusu oluşturduğunu belirtti.
Hatun, rehberleri eşliğinde kenti gezerken Kastamonu’nun yalnızca tarihi yapılarıyla değil, insanlarının şehirlerine bağlılığıyla da dikkat çektiğini ifade etti.
“KASTAMONU’NUN KIYMETİ KADAR BİLİNMEDİĞİNİ DÜŞÜNDÜM”
Kastamonu’nun zamanın ve modernleşmenin etkilerine rağmen kültürel dokusunu koruyan şehirlerden biri olduğunu belirten Hatun, “Gidip görünce bunu daha çok hissettim ve gözlerden ırak olduğu için Kastamonu’nun kıymeti kadar bilinmediğini düşündüm” değerlendirmesinde bulundu.
Yazıda Horma, Valla ve Çatak kanyonlarına da geniş yer verildi. Hatun, Horma Kanyonu’nda yapılan yürüyüşten etkilendiğini, Ilıca bölgesindeki doğanın ve vadilerin kentin doğal çeşitliliğini ortaya koyduğunu aktardı.
“KARA ÇORBA” VE “ECEVİT ÇORBASI” DA YAZIDA YER ALDI
Kastamonu mutfağına da değinen Hatun, Pınarbaşı’na özgü coğrafi işaretli Kara Çorba’dan övgüyle bahsetti. Yazıda ayrıca Ecevit çorbasının hikayesine de yer verilerek, Bülent Ecevit’in ailesinin Kastamonu bağlantısına dikkat çekildi.
Hatun, Taşköprü sarımsağı, Tosya pirinci, yöresel mantarlar ve Kastamonu’nun zengin mutfak kültürünün de kentin kimliğinde önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.
“İSTİKLAL YOLU’NDA NICE KADIN, İHTİYAR, ÇOLUK ÇOCUK DA ŞEHİT DÜŞMÜŞTÜR”
Yazıda Kastamonu’nun Milli Mücadele’deki rolü de özel bir başlık altında anlatıldı. Şerife Bacı’nın fedakarlığı, İnebolu’ya verilen İstiklal Madalyası, Şapka İnkılabı’nın Kastamonu’da açıklanması ve İstiklal Yolu’nun tarihi önemi hatırlatıldı.
Hatun, Kastamonu’nun düşman işgaline uğramamasına rağmen Milli Mücadele’de en çok şehit veren iller arasında yer aldığını ifade ederek, kentin Kurtuluş Savaşı hafızasındaki yerine dikkat çekti.
“ANADOLU’NUN EN ÖNEMLİ AHŞAP ESERLERİNDEN BİRİ”
Kastamonu gezisinde Kasaba Köyü’ndeki Mahmut Bey Camisi’ni de ziyaret eden Hatun, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan caminin Anadolu’nun en önemli ahşap eserlerinden biri olduğunu aktardı.
Köşe yazısında Kastamonu konakları, hanları, müzeleri, Abdurrahmanpaşa Lisesi, Rıfat Ilgaz, Behçet Necatigil ve Oğuz Atay gibi isimlerle kentin edebiyat ve eğitim geleneği de öne çıkarıldı.
“SÜREKLİLİK GÖSTEREN BİR KENT MEDENİYETİ”
Hatun, yazısının sonunda Kastamonu’ya ilişkin izlenimini şu sözlerle özetledi:
“Ben de müzeleri, meydanları, hanları, kaleyi ve çevresindeki camileri gezerken şehrin dokusunu, mimari mirasını, yemeklerini, insanlarını hissettim ve Kastamonu’nun coğrafyası, insanları, tarihi, evleri, kurtuluş savaşındaki rolü, Rıfat Ilgaz, Behçet Necatigil, Oğuz Atay gibi yazarları, şehrini seven insanlarının hizmetleri, eğitimi önemsemeleri, şehirlerine bağlılıkları ile süreklilik gösteren bir ‘kent medeniyeti’ yarattığını düşündüm.”




