Kurtuluş Savaşının kadın kahramanların olan Rahime Kaptan, Cide'de bulunan Anıt Mezarının başında Kuran-i Kerim okunarak dualarla anıldı.

Rahime Kaptan’ın doğumun 141’ci senesi dolayısı ile Cide Kaymakamlığı tarafından anma programı düzenlendi. Cide sahilde bulunan anıt mezarının başında saat 11:00’de düzenlenen programa, Cide Kaymakamı Tuncay Karataş, Cide Belediye Başkanı Mehmet Eşref Mutlu, Cide AK Parti İlçe Başkanı Mustafa Aygen, Cide Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Yılmaz ve yönetimi, Cide Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanı Serdar Ketenci, Cide Belediye Meclis Üyesi Yüksel Güçerdem, Rahime Kaptan’ın yakınları ve Cideli vatandaşlar katıldı.

“GEÇMİŞİNİ UNUTANIN GELECEĞİ OLMAZ”

Cide Kaymakamı Tuncay Karataş, Rahime Kaptan’ı anma töreninde yaptığı konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Rahime Kaptan’ın 1 Temmuz itibariyle hayata gelişi ve kabri başında anmak için bir araya toplandık. Başta Kurtuluş Savaşı olmak üzere ülkemiz nice savaşlardan geçti. Bu milleti ve bu devleti ayakta tutmak için hepsi canları pahasına savaştı. Cideli Rahime Kaptan’da onlardan bir tanesi, Allah onları hayatımızdan eksik etmesin. Şerife Bacıları Rahime Kaptanları daha nicelerini. Allah onları bize unutturmasın. Çünkü geçmişini unutan bir millet yıkılmaya mahkumdur. Onlar her zaman bizim içimizde ve yanımızda. İnşallah her zaman onlardan aldığımız manevi güç ile yolumuza devam edeceğiz. Allah başta Rahime Kaptan olmak üzere tüm şehitlerime rahmet eylesin, mekanlarını cennet eylesin” dedi.

Programın devamında Cide Belediye Başkanı Mehmet Eşref Mutlu ile Rahime Kaptan’ın 3. Kuşak torunu Hayrettin Demirel birer konuşma gerçekleştirdi. 

Fatih İmam Hatibi Orhan Gürçay ile Memiş Mahallesi İmam Hatibi Mikail Gürdal tarafından Rahime Kaptan ve tüm şehitlerimiz için Kuran-i Kerim okunarak dualar yapıldı.
 


 

RAHİME KAPTAN KİMDİR

1882 doğumlu; baba adı Hasan, ana adı Ayşe. Hüseyin oğlu İzzet ile evlenir. 23.03.1964 yılında ölür. Aslen Cide’nin Malyas köyündendir. Memiş köyüne gelin gelir.

Babası “Kedioğlu” sülalesi diye anılır. Bu yüzdendir ki Rahime Kaptan “Kedioğlunun kızı” diye de ünlenilir. Ancak yüzüne karşı Rahime Kaptan adıyla konuşulurdu.
Evleri köy ilkokulunun hemen yanındaydı. Kocası İzzet manda besler, kasaplık yapardı.
Malyas Köyü yarı yarıya doğu Karadeniz Lazlarından yerleşikti. Bugün dillerinin ve şivelerinin özelliklerini yitirmişlerdir.
Kalın denecek kadar bir ses tonuyla konuşurdu. Uzun boylu, beline kadar düşen iki örük saçı, temiz ve yeni giynekleriyle, kararlı adımlarıyla yürüyüşü saygı uyandırırdı.

Köyümüzde gözlük takan tek insandı. Belinde her Cideli kadının bağladığı acem şah kuşak, kuşağa sokulu toplu tabancanın sapı görünür.

Yüzüne karşı kimsenin yılışamadığı, ters söyleyemediği, isteğini geri çevirmediği veya çeviremediği bu yürüyen otoriteden biz çocuklar da çekinirdik.

Evimize sık sık oturmaya gelir. Anıların anlatır; anlatırken abartıya kaçmayan, kendini öne çıkarma yan bir yanı vardı:
“Bartın Deresi’ndeyiz. Tayfalar çarsıya çıktı. Ben kıç üstünde yekenin altında uzandım onları bekliyorum. Kasaptan aldığımız sığır budu yelken serenine asılı duruyor. Mısır yüklüyüz, Sakarya ağzından aldık, Cide’ye geliyoruz. Sen koca bir yılan tekneye girsin, direğe doğru sarılıp çıkıyor. Çalıların arasında kıyıya rampayız o yüzden yoksa, alarga olsak çıkamaz. Belimde tabancayı çıkardım, horozu kaldırdım, bastım tetiğe... değmedi! İkinciyi yapıştırdım, yere yığıldı. Bizim gibi bağlı yan teknelerden fırlayan geldi. Yılan bölünmemişti ama kımıldayacak hali de yoktu. Attılar dereye.” Onun ağzından dinlediğim ilginç anılardan biri.

Konuyu değiştirirken kafasını hafifçe havaya kaldırır, sonra kısa bir öksürük, kalın sesiyle tane tane ve düzgün cümlelerle konuşurdu.

Balkan-Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı... Bu uzun ve ardı kesilmeyen kırım yılları Cide denizciliğinin çöküşüdür. Tüm deniz adamları askere alınır Çoğu geri gelmez. Rusya ve İstanbul ticareti durma noktasındadır. Tuz o denli tükenir biter ki deniz suyunu günlerce kazanlarda kaynatarak elde etme yoluna giderler. Tuzun kaynağı Rus limanlarıdır bu arada İstanbul’un işgaliyle Karadeniz’e açılan İngiliz ve Yunan karakol gemileri irili ufaklı tekneleri topa tutar; batırır parçalar.
Bu boşlukta ufak bir yelken-kürekle giden tekne donatır. Buradan sonra Kedioğlunun kızı Rahime, “Rahime Kaptan” olarak anılacak.

Askere alınmayan sakat, yaşlılardan tayfa düzer.
Rus Limanlarına kereste götürür tuz ve yün getirir. İstanbul’dan Cide’ye kadar her liman, her koy avucunun içi gibi olur bir zaman sonra. Özellikle o dönem için bu zorlu işi kotarmak kolay değildir. Hele Rahime Kaptan gibi genç ve çok güzel bir kadın için... Çünkü güzelliği dillere destandır.

İstanbul’dan İnebolu’ya cephane kaçırılması sırasında teknesiyle görev almıştır.

Komşusu Yahya Coşkun Zonguldak Kilimli'de Emina diye eski bir denizcinin yanında çalışır. Eski denizci, Yahya Coşkun’a Rahime Kaptan!ı sorar sağ olup olmadığını öğrenir. Anılarını aktarır:

“Demirliyiz üç-dört tekne hepimiz İstanbul’a seferdeyiz. Uzaktan tatlı poyrazla kıyıya gelen bir tekne göründü Yelkeni yarı mayna edip ıskotayı boşlayarak bize yakın düştü. Üc el ateş edişiyle bizi selamladı. Bu Rahime Kaptandı. Sesi duyuluyordu artık, seçiliyordu kendisi de. ‘Haydi, gelin, haydi, demesiyle biz de kalktık. Kefken’i epeyce geçtik ki hava aşağıdan aldı. Boğaz yakın gel gelelim rüzgar ters. Ne ettik, yaptıysak . Rahime Kaptan önce rüzgarı iskelesine aldı epeyce açıldı. Zaten önümüzdeydi. Sonra aktardı yelkeni sancağına aldı. Gözüne gidiyordu rüzgarın. Iskotayı iyice çekti. Biz geri dönerken o çoktan girmişti boğazdan. Yaman kadındı, gözü pekti Rahime Kaptan’ın” diye sözünü bitirir.

Hatırlanacağı üzere Memiş köyünün denizciliği üzere yazılmış bir yazıda bu kişiyi detaylı anlatacağımızı söylemiştik. Böylece sözümüzü tutmaya, bu yaman denizciye olan vefa borcumuzu ödemeye çalıştık.

Rıfat Ilgaz bu yaman denizciyi Halime Kaptan olarak okuyucuya, Türk toplumuna tanıttı. Adı ne olursa olsun o bizim komşumuz olarak aramızda yaşayan unutulmaz bir denizciydi.

Konuşulan Kişiler: Yahya Coşkun- Ekrem Tekiner Fatma Nazlı-Şaban Taşkıran-Hüseyin Demirel- Muammer Karayel
(Yazı Ali Nazlı tarafından kaleme alınan Yeni Cide Postası Gazetesinin 1 Mayıs 2006 tarihli 29. sayısından alınmıştır. )

Muhabir: Mehmet Salman