Toplantıya KÖY-KOOP Başkanı Erol Akar, KÖY-KOOP Birlik Başkan Yardımcısı, Orman Yüksek Mühendisi Sedat Özcan, KÖY-KOOP Yönetim Kurulu Üyesi, Orman Yüksek Mühendisi Özkan Kapucu, sektörün diğer başkan temsilcileri katıldı.

Köy-Koop Başkanı Erol Akar, toplantıda yaptığı açıklamada günlük 200 tonluk soğuk süt zinciri oluşturduklarını ifade ederek: “296 kooperatifimizin  yaklaşık  20 bine yakın ortağımızı temsil eden bir yapımız var birlik olarak. 296 kooperatifin yaklaşık 196 tanesi orman üretimi yapıyor ki Kastamonu'da yapılan orman üretiminin yaklaşık yüzde 65-70’ine tekabül ediyor. Yine geri kalan 120 civarında kooperatifimiz de süt pazarlamasıyla iştigal ediyor ve bizim onlarla birlikte oluşturduğumuz 40 tane süt toplama merkezinde yaklaşık günlük 200 ton soğuk zincir oluşturuldu. Bunlarla ilgili faaliyetlerimizde beraberce onlarla yürütüyoruz” dedi.

KÖY KOOP (1)

Toplantının önemi hakkında konuşan Akar: “Bu arkadaşlarımızla beraber biz ormancılık sektörünün sorunlarını bugün paylaşıyoruz. Belki aramızda bazı kararlar alacağız. Bu sorunlarına belki çözüm önereceğiz veya çözüm bulunmazsa nasıl bir yol izleyeceğimizi tartışmak için toplandık. Dolayısıyla bizim arkadaşlarımızla beraber sabahtan bu tarafa belli konuları tartışma imkanımız oldu. Tabii sorun çok. Özellikle şu anda orman üretimindeki fiyatlar yıllara sari ihaleli satış, dikili satıştaki sorunlar, Orman İdaresi’nin üretim alanında yaşadığı sorunlar, yol ve makine parkı sorunu. Bunun dışında personel sorunu zaman zaman ortaya çıkan orman işletmesinin sorunları. Biz şunu doğru bulmuyoruz açıkçası. Kastamonu gibi ciddi anlamda üretim sahası olan bir bölgede bu tür sorunların yaşanmasını doğru bulmuyoruz. Çünkü hem orman üretiminden hem de satışlarında ciddi miktarda Kastamonu'ya giren bir meblağ var. Bu meblağı bizim Kastamonu'da hizmet vermemize rahatlıkla yetebilecek ve bu hak ettiğimiz bir miktar. Dolayısıyla artık orman üretiminde yapacağımız zaman yol sorunuydu, makine parkıydı veyahut depo sorunuydu, bunları biz artık yaşamak istemiyoruz. Bu bizler için ciddi bir sorun olarak görülüyor. Burada bu konuların çözümüyle ilgili de ilk defa bir toplantı yapmıyoruz. Bunu sayın vekillerimizle de görüşüyoruz. Tüm mecliste grubu bulunan siyasi partilerin il başkanlıklarına da ziyaret ettik. Onlara da bu sorunları detaylarıyla anlattık. Onların da bazı girişimleri oldu, şu anda bekleme aşamasındayız. Yoksa üretimde ciddi bir sıkıntı ortaya çıkacak. Bu sıkıntı Kastamonu ekonomisini de etkileyecek. O bakımdan biz orman sektöründeki temsilcisi arkadaşlarımızla birlikte olarak da bizim tavrımız budur. Biz bu sorunlara bir anlamda mutlaka çözüm üretilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu çözüm de aslında çok zor bir şey değil. Biz sadece enflasyonun getirdiği fiyat artışlarının orman üretimindeki bedele de yansıtılmasını istiyoruz. Yani üretim konusu aslında kimsenin insafına bırakılmamalı. Üretim yapılacaksa bunun bedelini neyse bunun hak ettiği bedel neyse bunun ödenmesi gerekir. Bu Ahmet'in, Mehmet'in Hasan'ın, Hüseyin'in veyahut da genel müdürlüğün veya işletmenin insafına falan bırakılmamalı. Eğer bir üretim yapılacaksa bunun karşılığı mutlaka olmalı diye düşünüyoruz.  Öyle kimse cebinden de bu parayı vermiyor. Bu doğrudan doğruya üretim yapan insanlarımızın bir hakkı sonuçta. Dolayısıyla bu konuda da bize destek olunacağına inanıyoruz, O inancımızı hala koruyoruz. Dolayısıyla bu sorunların çözümü de hem Kastamonu için önemli hem de kooperatiflerimiz ve orman köylüsü için önemli” ifadelerini kullandı.

Akar son olarak Orman Kanunu’nun 30’uncu maddesinde yapılan değişikliğin son derece önemli olduğunu söyleyerek şunları söyledi: “Ben bir konunun özellikle altını çizmek istiyorum. Bu çünkü Kastamonu ekonomisi için son derece önemli bir konu. Orman Kanunu’nun 30’uncu maddesinde bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklik son derece önemli. Bugün için Çok farkında olmayabiliriz ama gelecek için Kastamonu'yu da çok yakından ilgilendiren bir konu. Yıllara sari ihaleli satış. Çok basit bir örnekle bunu anlatacağım. Ilgaz Dağları'ndaki orman üretim hakkını ihaleyle firmalara beş yıllığına kadar sürdürülerek oradaki üretim hakkını firmalara ihaleyle verme imkanı doğurdu bu yasa. Şu anda bu uygulanmıyor deniliyor. Uygulanmıyorsa o zaman o kanunu iptal edin veya değiştirin ama kanunda hiçbir değişiklik yok. Öyle anlaşılıyor ki zamanı gelince ortam oluşunca o kanun uygulamaya konulacak ve bizim alanlarımızdaki orman üretimi firmalara ihaleyle verilecek. Orman köylüsünü koyduk bir kenara, kooperatifleri de koyduk ama şu anda Kastamonu ekonomisine sadece bu kooperatiflerimiz ve orman köylüsü aracılığıyla giren 1 milyar liraya kadara yakın bir para var. Bu bizim orman köylüsü tarafından orman kooperatifleri aracılığıyla ormandan alınan bedelin Kastamonu ekonomisine katkısı demektir. Yani o insanlarımız ormanda çalışıyor, bedelini alıyor, yerelde o parayı harcayarak o ekonomiyi çeviriyor. Bir defa orman köylüsü ihaleye erildiği zaman orman köylüsünü kimse orada çalıştırmak zorunda olmayacak. Artı oradaki üretim parası tümüyle nereye gidecek? O firmanın cebine girecek ve alıp götürecekler. Bu para Kastamonu ekonomisine giremeyeceği için bazı ilçelerimizin ben köy haline geleceğini düşünüyorum. Çünkü ekonomi dönmeyecek. Böyle bir tablomuzdan da bahsetmek durumundayız. Bizim orman varlığımız yani sadece ağaç varlığı veya odun varlığı olarak görülmemeli. Burada ciddi bir endemik bitki özellikleriyle tutun da doğa özellikleri itibarıyla bizim ileriye dönük servetimiz diye düşünüyorum. Bugün kış turizminden, deniz turizminden tutun da her alanda Kastamonu hala turizm alanında bakir bir alan. Daha burada çok şeyler yapılabileceğini düşünüyoruz. Bir taraftan da şu oluyor maalesef orman köylüsüne iş vermemesiyle ilgili sıkıntılar yaşanırken devletimiz bir taraftan da genç insanları ormanda köyde tutmak adına ve hatta köye geri dönüşü sağlamak amacıyla projeler geliştirmeye çalışıyor ama bir bakıyorsun orman köylerinde genç nüfustan neredeyse kimse kalmadı. Siz bir taraftan teşvik edeceksiniz, bir taraftan da orman köylüsünün elindeki ekmeğinin işini alacaksınız. Bu da çok doğru bir yaklaşım değil.”

Erol Akar’ın konuşmasının ardından KÖY-KOOP toplantısına katılan diğer başkan ve temsilcilerde yaşadıkları sorunları anlattı. (Cengiz Muhziroğlu)