Küre'nin tarihi, ilk çağlara kadar uzanmakta olup, ilçede bulunan bakır madeni, bölgeye hükmeden medeniyetlerin, kavimlerin ve imparatorlukların dikkatini çekmiştir. Paflagonyalılar döneminden günümüze kadar uzanan bir yerleşim tarihi, Küre'nin zengin mirasını açığa çıkarmaktadır. 

Tosya MYO Yıldıztepe Turizm Merkezi'nde Tosya MYO Yıldıztepe Turizm Merkezi'nde

Yaklaşık 1500 m yüksekte, iki dağ arasında bir vadide kurulmuş ilçenin en görkemli dönemi, 1300 ile 1500 yılları arasında yaşanmıştır. Bu dönemlerde bakır madeninin faaliyet gösterdiği ve kültürel açıdan pek çok eserin inşa edildiği bilinmektedir. Ayakta kalan veya yıkıntıları bulunan tarihi yapılar arasında camiler, medreseler ve hamamlar bulunmaktadır. Özellikle, 1455 yılında yapıldığı tahmin edilen Molla Şemsettin Camii, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış ve günümüzde halen ibadete açıktır.

Bizans döneminden günümüze uzanan tarihi izler arasında ise Ağlı Kalesi gibi önemli yapılar bulunmaktadır. Küre, tarih boyunca çeşitli egemenliklere ve dönemlere tanıklık etmiştir. Özellikle, 1292'de Candaroğulları Beyliği'nin egemenliğine geçmesi, Küre'nin en hareketli dönemlerinden birini yaşamasına yol açmıştır.

Kurtuluş Savaşı'nda da aktif bir rol oynayan Küre halkı, cephede mücadele etmekten geri durmamış ve İnebolu'dan cephanelerin taşınmasına kadar destek sağlamıştır. Bu dönemde yaşanan fedakarlıklar, Küre'nin milli mücadeleye olan katkısını gözler önüne sermektedir.

Cumhuriyet dönemiyle birlikte yeniden yapılanan Küre, yangınlar ve madenin kapanması gibi zorluklarla karşılaşmıştır. Ancak, ilçenin zengin doğal kaynaklarının işletilmesi ve turizm potansiyelinin değerlendirilmesiyle ekonomik canlanma sağlanmıştır. Özellikle, ormancılık ve madencilik sektörlerinin öne çıktığı Küre ekonomisi, günümüzde turizme odaklanma çabalarıyla daha da güçlenmektedir.

Küre'nin coğrafi yapısı da ilgi çekicidir. İsfendiyar Dağları üzerinde konumlanan ilçe, Türkiye'nin batı Karadeniz bölgesinde bulunmaktadır. Ormanlarla kaplı ve sarp bir araziye sahip olan Küre, zengin bitki örtüsüyle dikkat çekmektedir. Köknar, kayın, çam gibi ağaçların yanı sıra birçok meyve türü de ilçede yetişmektedir.

Küre'nin iklimi genel olarak tipik Karadeniz iklimidir ancak bahar aylarında sis hadiseleri yaşanabilmektedir. Yüksek nem seviyesine sahip olan ilçe, ılıman bir iklime sahiptir ve yaz aylarında serin havalar hakimdir. Kışlar ise uzun ve yağışlı geçmektedir, zaman zaman kar yağışı da görülmektedir.

Turizm açısından da önemli potansiyele sahip olan Küre, tarihi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini kendine çekmektedir. Belören Köyü, Kara Cehennem Boğazı Kanyonu ve Küre Dağları Milli Parkı gibi yerler, doğa tutkunlarını cezbetmektedir. Ayrıca, tarihi izler taşıyan Doğanlar Kalesi ve İstiklal Yolu gibi noktalar da tarih meraklılarını memnun etmektedir.

EŞSİZ GÜZELLİĞİ İLE KÜRE'DEN KARELER:
Kure3Küre-5Küre2

Küre'nin misafirperverliği ve zenginlikleri, her geçen gün daha fazla insanın ilgisini çekmektedir. Turizm ve ekonomi alanındaki çalışmaların devam etmesiyle birlikte, Küre'nin potansiyelinin daha da artması beklenmektedir.

KÜRE'NİN NESİ MEŞHURDUR?
Küre ilçesinin bakır madenini bir kenara koyarsak sofraların vazgeçilmezi; "Ecevit Çorbası" meşhurdur.
Küre'ye yakın bir noktada Ecevit geçidi bulunuyor. Geçide yakın bir noktada bulunan Ecevit konağında ise Ecevit çorbası yaklaşık 700 yıldır yapılan bir lezzet. Bu sebeple Kastamonu çorba kültürünün en önemli lezzeti arasındadır. 1925 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Kastamonu’yu ziyaretinde de kendisine Ecevit çorbası ikram edilmiş.

Hem tarihi hem de kültürel değeri olan Ecevit çorbası besleyici özelliği ile de ön plana çıkıyor. Pirinç, et suyu, nane, tereyağı gibi gıdaların bir arada kullanıldığı Ecevit çorbası hemen herkesin damak tadına hitabeden bir lezzet olarak ön plana çıkıyor. 

Ecevit Çorbası

Kastamonu Mutfağı Osmanlı ve Türk Mutfağında önemli bir yere sahiptir ama gerçek değerini sunamıyor. Yalnızca bir kaç yemekle anılıyor hâlbuki yalnız Küre ilçesinde kayıtlı 532 tane yemek tarifi vardır.

Editör: Serkan Kebecioğlu