Kastamonu’da yangın tehlikesine karşı havadan nöbet
Kastamonu’da yangın tehlikesine karşı havadan nöbet
İçeriği Görüntüle

İstanbul’da yaklaşık 30 yıl yaşayan Turgut ve Dilek Karasu çifti, kızları Ela’nın tip-1 diyabete yakalanmasının ardından hayatlarını değiştirme kararı aldı. Şehrin kalabalığı, trafiği ve stresinden uzaklaşmak isteyen aile, yıllar önce yatırım amacıyla satın aldıkları Kastamonu’nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl köyündeki arsalarına yerleşti.

Kızlarının daha doğal bir ortamda yaşamasını isteyen aile, İstanbul’daki hayatlarını geride bırakarak yaklaşık bir yıl önce tamamen köye taşındı. Evlerinin yanına küçük bir ahır yapan Karasu ailesi, büyükbaş hayvan ve tavuklar alarak kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir yaşam kurmaya başladı.

Daha önce çiftçilik ve hayvancılıkla ilgili herhangi bir deneyimi bulunmayan aile, köye ilk geldiklerinde komşularının desteğiyle hayvanlara bakmayı ve köy işlerini öğrenmeye başladı.

“Çiftliğimizi daha da büyütmek istiyoruz”

Daha önce 15 yıl bankacılık sektöründe çalışan 39 yaşındaki Turgut Karasu, yaklaşık 30 yıl İstanbul’da yaşadıklarını belirterek köye yerleşme sürecini anlattı.

Karasu, “30 sene İstanbul’da yaşadık. Kastamonu’nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl’de yedi sene önce bir arsa almıştık. İstanbul’da çalıştığımız dönemde izin günlerimizde buraya gelirdik. Kafa dinlemek, şehrin gürültüsünden, kalabalığından uzaklaşmak için gelip giderdik” dedi.

10 yaşındaki kızına 8 yaşındayken tip-1 diyabet teşhisi konulduğunu belirten Karasu, bu sürecin ardından köye yerleşme fikrinin oluştuğunu söyledi.

Karasu, “Daha doğal hayat, iklim şartları, daha temiz havanın kızım için daha iyi, uygun olacağını düşündüm. İstanbul’da kalabalık, stres, trafik, yoğunluk çocuğu etkiliyordu. Burası da bizim için uygundu. Yerleşmiş bulunduk. Tam bir senedir burada yaşıyoruz” diye konuştu.

Kızları Için Şehri Bıraktılar, Köyde Yepyeni Hayat Kurdular

Köye taşındıktan sonra kendi üretimlerini yapmaya başladıklarını ifade eden Karasu, “Taşındığımızda ‘ne yapabiliriz’ diye düşündük. Ufak çaplı bir ahır yaptık, yan tarafa bahçemizi yaptık. Kendi sebzemizi, meyvelerimizi üretmek amaçlı böyle bir yola koyulduk. İnşallah Allah nasip ederse çiftliğimizi daha da büyütmek istiyoruz. Hayvan sayımızı daha da artırmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Burası kızımıza da iyi geliyor”

Kızının köy yaşamına kısa sürede alıştığını ve burada daha hareketli bir hayat sürmeye başladığını dile getiren Karasu, aile olarak kendi ürünlerini üretmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

Karasu, “Kendi sütümüzü yapıyoruz, kendi yoğurdumuzu yapıyoruz, kendi tavuklarımız var. Her şeyimizi kendimiz yapıyoruz. Kızımız için köy mü daha iyi, şehir mi daha iyi düşündüğümüzde, köyde biraz daha hareketli. Bahçeye çıkıyor, annesine ve bana yardım ediyor, hayvanlarımıza bakıyor. Burası kızımıza da iyi geliyor” dedi.

“Tamamen çok farklı bir hayat kurduk”

Dilek Karasu ise kızının hastalığının ardından daha doğal bir yaşam kurmak istediklerini belirterek, köye taşınma kararını ailece aldıklarını söyledi.

Karasu, “Kızımız tip-1 diyabete yakalandı. Tip-1 diyabete yakalanınca biz onu daha organik nasıl besleyebiliriz, onun için neler yapabiliriz diye düşündük. Daha sonra köye yerleşmeye karar verdik. Buranın onun için daha iyi olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Kızlarının da köye taşınmak istediğini ifade eden Karasu, “Onun da kararı önemliydi. Ona sorarak bu kararı aldık. O daha çok istedi. Bu hastalığa yakalandıktan sonra gürültü, kalabalık gibi şeylerden rahatsız oluyordu. Burası onun için çok iyi oldu” diye konuştu.

Kızları Için Şehri Bıraktılar, Köyde Yepyeni Hayat Kurdular2

Köyde tavuk, kedi, köpek ve büyükbaş hayvanlarla birlikte yaşamaya başladıklarını anlatan Karasu, kızının zaman zaman kendilerine “Anne, iyi ki gelmişiz buraya” dediğini söyledi.

Karasu, “Şekerini burada takip etmek daha kolay oldu. Bir karar verdik. Buraya geldik. Hep beraber olalım, ayrılmayalım, onunla ilgilenelim istedik. Oradaki hayatımızı bırakıp tamamen çok farklı bir hayat kurduk” ifadelerini kullandı.

İlk geldiklerinde ineklere yaklaşamadılar

Köy hayatını hiç bilmediklerini ve hayvancılığı komşularının yardımıyla öğrendiklerini anlatan Dilek Karasu, yaşadıkları ilk günleri de anlattı.

Karasu, “Çok yeniyiz. Bir sene oldu. İstanbul’da doğup büyümüş kişileriz. Eşim ve ben hiç köy hayatı yaşamadık, daha önce hiç ineklerimiz olmadı. Hatta biz inekleri aldığımızda, ahıra satın aldığımız kişiye bağlattık. Çünkü ineklere yaklaşamıyorduk” dedi.

Kızları Için Şehri Bıraktılar, Köyde Yepyeni Hayat Kurdular4

Köylülerin kendilerine büyük destek verdiğini belirten Karasu, “Ondan sonra köylüler bize çok yardım etti. İnek sağamadığım için gelip yardım ettiler. Ela’nın şeker tüketmemesine buradaki çocuklar daha çok dikkat ediyor, o yemiyor diye onlar da yemiyorlar. Daha iyi bir samimiyet ortamı var” diye konuştu.

“Buradaki arkadaşlarım ve köy çok güzel”

Ailesiyle birlikte köye taşınmaktan mutlu olduğunu söyleyen 10 yaşındaki Ela Karasu ise köy yaşamını sevdiğini belirtti.

Ela, “İstanbul’da da mutluydum ama oradaki arkadaşlarım benim bu şeker hastalığımı pek umursamıyorlardı. Buradaki arkadaşlarım ve köy çok güzel. Köyü seviyorum. Her şey daha doğal” dedi.

Köyde ailesinin ürettiği ürünleri tükettiğini ifade eden Ela, “Peynir de yiyebiliyorum. Şeker seviyemi yükseltmiyor. Burada annem yapıyor ve ben yiyorum. İçinde ne olduğunu biraz daha biliyorum. Tereyağını İstanbul’da sevmezdim ama annemin yaptığı tereyağını sevmeye başladım” diye konuştu.

Kızları Için Şehri Bıraktılar, Köyde Yepyeni Hayat Kurdular3

Köy yaşamında hayvanlarla ilgilenmekten de büyük keyif aldığını belirten Ela, “Bazen tavuklara yem veriyorum, yumurtalarını topluyorum, kapılarını açıyorum, babamla hayvanları otlatmaya gidiyorum, buzağıları seviyorum, süt içiriyorum” ifadelerini kullandı.

İstanbul’daki yaşamlarını kızlarının sağlığı ve daha doğal bir hayat sürmesi amacıyla geride bırakan Karasu ailesi, Kastamonu’da kurdukları küçük çiftliği büyüterek hayvan sayısını artırmayı ve kendi üretimlerini daha da geliştirmeyi hedefliyor.

Kaynak: İHA