Keloğlu, keklik figürünün Kastamonu taş baskı geleneğinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, kalıbın geçmişine dair kendilerine aktarılan bilgileri paylaştı. Buna göre, kalıbın ortaya çıkışı, ormanda ağaç kesimi sırasında bir kekliğin ağacın altında kalması ve o dönemde yaşayan insanların bu duruma üzülerek kekliği “ölmeden yaşatmak” istemesine dayanıyor.
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Hacer Keloğlu,
“Bu keklik kalıbı 150-200 yıla yakın, elde oyulmuş bir kalıp. Bize anlatıldığına göre, kekliğin ormanda ağacın altında kaldığı ve insanların buna çok üzüldüğü söyleniyor. Bu kalıp bir hatıra olarak korunuyor” dedi.
"DOĞAL BOYALAR KULLANILIYOR"
Taş baskı çalışmalarında doğal boyalar kullandığını belirten Keloğlu, bu boyaların kalıcılığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Boyalar yeşil olarak başlar, kurudukça renk değiştirir. Yıkandığında ise tamamen siyaha döner ve bu boyaları çıkarmak mümkün değildir. Bu nedenle doğal boyalar nesiller boyunca kalıcılığını korur.”
Yakupağa Külliyesi’nde faaliyet gösteren atölyede, Kastamonu’ya özgü taş baskı geleneği yaşatılmaya devam ediliyor.




