Kastamonu’nun Devrekani ilçesine bağlı Çeribaşı çevresinde, tarım arazilerinin ortasında sessizce yükselen dikili taşlar, görenleri yüzyıllar öncesine götürüyor. “Kastamonu Menhirleri” olarak anılan bu taşlar, herhangi bir tabela, bilgilendirme levhası ya da koruma sınırı olmadan, adeta geçmişten bugüne ulaşmış gizemli tanıklar gibi ayakta duruyor.

70 YILDIR GİZEMİ ÇÖZÜLEMEDİ
Bu dikili taşların varlığı yeni değil. Türkiye’de tarihöncesi araştırmaların öncü isimlerinden İ. Kılıç Kökten, 1950’li yıllarda Kuzeybatı Anadolu’da yaptığı saha gözlemleri sırasında Devrekani çevresindeki bu taşlara dikkat çekmişti. Aradan geçen onca yıla rağmen, Çeribaşı’ndaki taşların kimler tarafından, ne amaçla ve hangi dönemde dikildiği hâlâ bilinmiyor.
RESMİ KAYITLARDA DİKİLİTAŞ OLARAK GEÇİYOR
Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün Devrekani tanıtım metinlerinde ilçede “birkaç dikilitaşın” varlığına yer veriliyor. Aynı anlatımda, Eksen mevkiindeki bazı taşların Kulaksızlar Barajı nedeniyle sular altında kaldığı belirtiliyor. Bu bilgi, Devrekani çevresinde tek bir noktadan ibaret olmayan, daha geniş bir taş geleneği olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
SIRADAN BİR TAŞLIK DEĞİL...
Çeribaşı çevresindeki menhirleri özel kılan şey, tek bir taştan ziyade birden fazla dikilitaşın aynı alanda bulunması. Tarla sınırlarını aşan boyutları, toprağa bilinçli şekilde dikilmiş izlenimi veren duruşları ve belirli aralıklarla sıralanmış görünümü, bu alanın sıradan bir taşlık olmadığını düşündürüyor.
Taşların üzerinde yazı, figür ya da bezeme yok. Ancak yüzeylerindeki aşınma ve doğayla bütünleşmiş halleri, çok uzun bir zaman dilimini işaret ediyor.
DİKİLİTAŞLARIN HİKAYESİ NE OLABİLİR?
Bilimsel kazı yapılmadığı için bu taşlar hakkında kesin konuşmak mümkün değil. Yine de uzmanların ve araştırmacıların dile getirdiği bazı ihtimaller var:
- Çok eski bir topluluğa ait anı veya hatıra taşları olabilirler.
- Bir yerleşim ya da kutsal alanın sınırlarını işaretleyen dikili taşlar olmaları mümkün.
- Trakya’daki örneklerde olduğu gibi, mezar veya atalar kültüyle ilişkili bir geleneğin parçası olabilirler.
- Doğa olaylarıyla, güneşin ya da mevsimlerin hareketiyle bağlantılı sembolik bir düzen taşıyor olabilirler.
Ancak tüm bu yorumlar, bugün için gizemin bir parçası olmaktan öteye geçemiyor.
TARIM ARAZİSİ İÇİNDE ZAMANA MEYDAN OKUYOR
Menhirlerin aktif tarım alanları içinde bulunması, onları daha da kırılgan hâle getiriyor. Sürüm, yol açma ve altyapı çalışmaları, bu sessiz tanıklar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Buna rağmen taşlar, herhangi bir koruma altına alınmış alan hissi vermeden, hâlâ açıkta duruyor.
BİLİMSEL MUAMMA
Devrekani menhirleri, bugün için bir “bilimsel muamma”. Ama aynı zamanda Kastamonu’nun tarih öncesine uzanan en dikkat çekici izlerinden biri. Bilimsel çalışmalarla belgelenmesi hâlinde, Pompeiopolis ve Kınık kazılarıyla birlikte bölgenin kültürel kimliğine yeni bir derinlik kazandırabileceği düşünülüyor.
Şimdilik ise Çeribaşı’ndaki bu taşlar, tarlaların ortasında sessizce durmaya devam ediyor. Ne söylediklerini bilmiyoruz; ama çok eski bir hikâyeyi sakladıkları kesin.




