Programda, Kastamonu’da kısa süre önce hayatını kaybeden ve halk arasında “Pırseyin” olarak bilinen Hüseyin Ekicioğlu üzerinden şehrin kültürel kodları ele alındı. Trafik kazasında yaşamını yitiren Ekicioğlu’nun cenazesine gösterilen yoğun katılımın, toplumun bu tür “sıra dışı” kişilere verdiği değerin bir göstergesi olduğu vurgulandı.

“SIRADAN BİRİ DEĞİL, GÖNÜL İNSANIYDI”
Programda Pırseyin’in; kendi halinde yaşayan, cami çevresinde vakit geçiren ve şehir halkı tarafından sevilen bir isim olduğu ifade edildi. Çocuk saflığında bir kişiliğe sahip olan Ekicioğlu’nun, esnafla kurduğu bağlar ve hayat hikâyesiyle Kastamonu’nun hafızasında özel bir yer edindiği dile getirildi.
“DELİ Mİ, MECZUP MU, VELİ Mİ?”
Yayında “deli”, “meczup” ve “veli” kavramları da kapsamlı şekilde ele alındı. Özellikle “meczup” kavramının tasavvuftaki yeri anlatılarak, bu kişilerin toplumun söyleyemediklerini dile getiren birer “uyarıcı” rol üstlendiği ifade edildi.
Kastamonu’nun geçmişinde önemli bir yer tutan Deli Eşref gibi isimler örnek gösterilirken, Yavuz Bülent Bakiler’in “Kastamonu Delileri” şiirine de atıfta bulunuldu.
“MODERN HAYAT BU DEĞERLERİ SİLİYOR”
Programda dikkat çeken bir diğer başlık ise modernleşmenin etkileri oldu. Dijitalleşen ve hızlanan yaşamın, bu tür manevi figürleri geri plana ittiği, toplumun bu değerleri giderek kaybettiği ifade edildi.
Kastamonu’nun “evliyalar diyarı” kimliğiyle bu insanları sahiplenen bir şehir olduğuna dikkat çekilirken, geçmişteki hoşgörü kültürünün günümüzde zayıfladığına vurgu yapıldı.
“ÖNCE İNSAN, SONRA YATIRIM”
Programda ayrıca Kastamonu’ya yönelik önemli bir mesaj da verildi. Şehre yatırım yapmak isteyenlerin öncelikle insan odaklı bir yaklaşım benimsemesi gerektiği belirtilerek, huzur, iyilik ve toplumsal değerlerin ekonomik kalkınmanın önünde geldiği ifade edildi.
“Pencere” programı, Pırseyin’in vefatı üzerinden sadece bir insanı anmakla kalmayıp, Kastamonu’nun derin kültürel mirasını ve kaybolmaya yüz tutan değerlerini yeniden gündeme taşıdı.




