1898 yılında Kastamonu merkez ilçeye bağlı Duruçay köyünde dünyaya gelen Halime Kocabıyık, henüz 22 yaşında genç bir kadınken ailesini geride bırakarak cepheye koştu. Millî Mücadele yıllarında İstiklal Harbi nakliye kollarında görev aldı ve kağnısıyla cephe gerisinde askerî mühimmat taşıdı. Bu süreçte saçlarını kısaltıp erkek kıyafetleri giydiği, askerlerle birlikte zorlu şartlar altında görev yaptığı biliniyor.
2 YIL BOYUNCA ANKARA'YA SİLAH VE CEPHANE TAŞIDI
1920-1922 yılları arasında iki yıl boyunca İnebolu’dan Ankara’ya silah ve cephane taşıyan Halime Çavuş, 9 Haziran 1920’de Kılkış Zırhlısı’nın İnebolu’yu bombardımanı sırasında ayağından yaralandı. Kastamonu’da yaklaşık 12 gün tedavi gördükten sonra iyileşir iyileşmez yeniden gönüllü olarak nakliye kollarındaki görevine döndü.
Savaşın ardından kendisine “Çavuş” rütbesi verildi, İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı ve gazilik maaşı bağlandı.
HAYATINI KASTAMONU'DAKİ KÖYÜNDE SÜRDÜRMEYİ TERCİH ETTİ
Millî Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasının ardından 1924 yılında Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım’ın davetlisi olarak Ankara’ya gittiği, 10 gün boyunca misafir edildiği kaynaklarda yer alıyor. Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya yerleşmesi yönündeki teklifini kabul etmeyen Halime Çavuş, yaşamını Kastamonu’daki köyünde sürdürmeyi tercih etti. Atatürk'ün 400 lira vererek onu Kastamonu’ya uğurladığı da aktarılıyor.
1934 yılında Soyadı Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Kocabıyık soyadını alan Halime Çavuş, hayatı boyunca hiç evlenmedi. Kardeşi Hasan Kocabıyık’ın oğlu 13 yaşındaki Sadık Kocabıyık’ı evlat edinerek büyüttü.

DURUÇAY'DAKİ KABRİ ANIT MEZAR ŞEKLİNDE YENİLENDİ
Hayatının son altı yılını doğduğu Duruçay köyündeki evinde geçiren Halime Çavuş, 20 Şubat 1976 tarihinde 78 yaşında hayata veda etti. Kabri Duruçay köyünde bulunuyor; daha sonra anıt mezar şeklinde yenilendi.
Kastamonu’nun bağrından çıkan, kağnısıyla cepheye mermi taşıyan, yaralansa da vazgeçmeyen Halime Çavuş'u vefatının 50. yılında rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.




