Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne bağlı 100. Yıl İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Dünden Bugüne Nevruz Bahar Bayramı” konulu konferans gerçekleştirildi.
Konferansa Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Kerem Seven, Müdür Yardımcısı Fahrettin Şenoğlu, Kastamonu Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü Erdal Arslan, Kamu-Sen’e bağlı Türk Kültür Sanat-Sen İl Temsilcisi Kamil Akgün başta olmak üzere diğer davetliler katıldı.
Araştırmacı Yazar Yaşar Korkmaz’ın sunumlarıyla Kastamonu 100. Yıl İl Halk Kütüphanesi Konferans Salonu’nda yapılan programda, Nevruz’un tarihsel süreçteki yeri, kültürel anlamı ve günümüze yansımaları ele alındı.
Yaşar Korkmaz yaptığı konuşmasında, “Nevruz, iki kelimenin birleşmesinden meydana gelmiştir. ‘Nev’ yeni, ‘ruz’ ise gün anlamına gelir. Yani Nevruz, ‘yeni gün’ demektir. Eski inanışlara göre güneşin koç burcuna girdiği, gece ile gündüzün eşit olduğu ve yılın, aynı zamanda ilkbaharın başlangıcı kabul edilen 21-22 Mart günlerine Nevruz denir. Bu dönem aynı zamanda ekinoks zamanı olarak da adlandırılır. Ekinoks, 21-22 Mart ile 21-22 Eylül tarihlerinde gece ve gündüzün eşit uzunlukta olması durumudur.
Nevruz ile ilgili başta Fuzuli olmak üzere pek çok şair kasideler yazmış, ‘Nevruziye’ ve ‘Bahariye’ türünde şiirler söylemiştir. Bunlardan bir örnek olarak şu ifadeler dikkat çeker: ‘Her yerde ta nevruz ola, gül bu uslanı efruz ola, nevruz tek firuz ola...’ Bu dizelerde Nevruz’un her yerde kutlanması, güllerin açması, aydınlığın artması ve yeni günün uğurlu, kutlu olması temenni edilmektedir.
Nevruz, genel anlamıyla baharın gelişini kutlamak, kışın zorluklarını geride bırakmak ve yeni bir hayata başlamayı simgelemek için kutlanan bir bayramdır. Kıştan çıkışı, dirilişi ve yeniden canlanmayı temsil eder. Türklerde, Farslarda ve Kürtlerde İslam öncesi dönemlere kadar uzanan Nevruz geleneği, Araplarda ise Müslümanlıktan sonra kutlanmaya başlanmıştır.
Baharın gelişi, doğanın uyanışı, bolluk ve bereketi simgeleyen, binlerce yıllık bir bahar bayramı olan Nevruz, Türk dünyasında aynı zamanda Ergenekon’dan çıkışı ve yeniden dirilişi temsil eder. Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada ateşten atlama, demir dövme ve çeşitli renkli kutlamalarla yaşatılmaktadır.
Burada ‘Nevruz Bayramı kime aittir?’ diye bir soru akla gelebilir. Aslında Nevruz, Orta Asya’dan Balkanlara, İran’dan Anadolu’ya kadar çok geniş bir coğrafyada milyonlarca insan tarafından kutlanan ortak bir kültür mirasıdır. Yaklaşık üç bin yıllık geçmişe sahip olan bu bayram, baharın gelişini müjdeleyen ortak bir ‘yeni gün’ bayramı olarak kabul edilmektedir. Türkler, İranlılar ve birçok Avrasya halkı için Nevruz; bolluk, bereket, kardeşlik ve umut anlamı taşımaktadır.
Türklerde Nevruz, Ergenekon’dan çıkış destanıyla özdeşleşmiştir. Bu nedenle Türk toplulukları arasında yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve günümüze kadar bayram olarak kutlanagelmiştir. Gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart’tan itibaren havalar ısınmaya, karlar erimeye, ağaçlar çiçek açmaya, toprak yeşermeye ve göçmen kuşlar geri dönmeye başlar. Bu nedenle 21 Mart, bütün canlılar için uyanışın, dirilişin ve yeniden doğuşun simgesi sayılarak Nevruz Bayramı adıyla kutlanmaktadır.
Nevruz Bayramı, bazı bölgelerde farklı isimlerle de anılmıştır. Bunlar arasında ‘Nevruz-i Sultani’, ‘Sultan Nevruz’, ‘Sultan Navruz’ ve ‘Navruz-i Mülk’ gibi isimler yer almaktadır.
Peki Nevruz nasıl kutlanır? Nevruz kutlamaları; ateşten atlama, demir dövme, semeni hazırlama, özel sofralar kurma, yumurta boyama, temizlik yapma, ziyaretlerde bulunma ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenleme gibi geleneklerle gerçekleştirilir.
Ateşten atlama, Nevruz kutlamalarının en bilinen simgelerinden biridir. Bu gelenek, kötülüklerden arınmayı ve iyiliğe ulaşmayı temsil eder. Demir dövme ise Türk kültüründe Ergenekon’dan çıkışı simgeleyen önemli bir ritüeldir. Semeni geleneğinde, baharın gelişini simgelemek amacıyla arpa ya da buğday çimlendirilir. Nevruz sofralarında ise bereket getireceğine inanılan, genellikle yedi çeşit yemekten oluşan özel sofralar kurulur.
Yumurta boyama da Nevruz’un önemli geleneklerinden biridir. Çeşitli renklere boyanan yumurtalar, doğurganlığı, çoğalmayı ve yeni hayatı simgeler. Bunun yanında evler baştan aşağı temizlenir, yeni kıyafetler giyilir, mezarlıklar ve akrabalar ziyaret edilir. Kültürel etkinlikler kapsamında halk oyunları oynanır, şarkılar söylenir ve çeşitli eğlenceler düzenlenir.
Türk milletinin geleneksel bayramlarından biri olan Nevruz Bayramı’nın tarihi, Türkler kadar eskidir. Türkler, İslamiyet öncesi dönemlerden itibaren bu bayramı ‘yeni gün’, ‘bahar bayramı’ ya da farklı adlarla kutlamışlardır. Nevruz, Türk milletinin baharla birlikte yeniden dirilişini, birlik ve beraberliğini, umut ve kardeşliğini simgeleyen en önemli kültürel miraslardan biridir.” dedi.
Katılımcıların ilgi gösterdiği konferansta, Nevruz’un farklı coğrafyalardaki kutlama gelenekleri ve toplumlar arasındaki ortak kültürel bağlara katkısı da değerlendirildi.
Programın sonunda katılımcılar, konuya ilişkin görüş ve sorularını paylaşma imkânı buldu. Program sonunda Yaşar Korkmaz’a günün anısına hediye verildi.




