Ilgaz, ilk eğitimini 5 yıl Cide'de bir yılını ise Terme'de aldı. Ortaokula Kastamonu'daki ablasının yanında devam eden yazar, yatılı okuduğu Kastamonu Muallim Mektebi'nden 1930'da mezun oldu.

Bolu Maarif Müdürlüğünce 1931'de Gerede'ye ilkokul öğretmeni olarak atanan Rıfat Ilgaz, ardından Akçakoca ve Gümüşova’da görev yaptı.

İlk evliliğini 1931'de öğretmen arkadaşı Nuriye Hanım ile yapan yazarın, 1932'de kızı Gönül dünyaya geldi. Ilgaz, 1933'te askere gitti ve askerdeyken eşinden ayrıldı.

Usta edebiyatçı, 1934'te hayatında büyük önemi olduğuna inandığı Kastamonu'yu simgeleyen Ilgaz soyadını seçti.

UZUN SÜRE VEREM TEDAVİSİ GÖRDÜ

Gazi Eğitim Enstitüsünde 1936-1938'de okuyan Ilgaz, Adapazarı'na Türkçe öğretmeni olarak atandı. Ancak verem olan yazar, rahatsızlığı ağırlaştığı için İstanbul'a gelerek Yakacık Sanatoryumu'nda tedavi gördü.

Ilgaz, hastalığının tedavisi nedeniyle İstanbul'a tayin istemesinin ardından, 1939'da Karagümrük Ortaokulunda göreve başladı. Aynı yıl öğretmen Rikkat Hanım ile evlenen usta kalemin, 1940'ta oğlu Aydın, 1946'da ise kızı Yıldız dünyaya geldi.

"Çığır", "Oluş", "Ulus", "Güneş", "Yücel", "Varlık", "Hamle" ve "Yeni İnsanlık" gibi çeşitli gazete ve dergilerde yazmaya başlayan Ilgaz, aynı yıllarda Hasan Tanrıkut, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel'le tanıştı.

Başarılı edebiyatçı, 1942'de şair İbrahim Abdülkadir Meriçboyu ve Ömer Faruk Toprak ile "Yürüyüş" dergisinin kadrosunda yer aldı ve dergide ayrıca Orhan Kemal, Sait Faik Abasıyanık, Cahit Irgat ve Nazım Hikmet'le çalıştı.

"Yarenlik" isimli ilk şiir kitabını 1943'te edebiyatseverlerle buluşturan Ilgaz, 1944'te yayımlandıktan 25 gün sonra toplatılan "Sınıf" adlı şiir kitabından dolayı 6 ay hapis cezası aldı. Hapisten çıktığında sağlığı iyice kötüleşen yazar, öğretmenlik işini ve İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde başladığı öğrencilik hakkını kaybetti.

Hastalığı dolayısıyla İstanbul Validebağ Sanatoryumuna yatan Ilgaz, 1947'de buradan çıkarıldı.

Yaklaşık 8 yıl farklı hastanelerde verem tedavisi gören Rıfat Ilgaz, kendi yaşantısından yola çıkarak "Pijamalılar" romanını yazdı ve bu eserinde verem hastanelerinde yaşam mücadelesi veren hastaların hayatını güldürü usulüyle kaleme aldı.

TOPLUMCU GERÇEKÇİ YAZILAR KALEME ALDI

Yazılarında ve yaşamında toplumcu gerçekçi bir çizgi sürdüren Ilgaz'ın 1953'te yazdığı "Devam" adlı kitabı da toplatıldı. Yazıları ve şiirleri nedeniyle kovuşturmaya tabi tutulan Ilgaz, yaklaşık 5 buçuk yıl mahkumiyet alsa da hem hastalığından hem de af kapsamına girdiği için cezasının bir kısmını yattı.

İnceleme yazarı ve eleştirmen Asım Bezirci, "Papirüs" dergisinin 19. sayısında, şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Kutsi Tecer, Halit Fahri Ozansoy gibi hececi şairlerin etkisinde kalan Ilgaz için, "Rıfat Ilgaz'ı çoğumuz oldum bittim 'toplumcu' şairi diye tanırız. Uzun bir süre 'toplumcu olmayan' şiirler de yazdığını bilmeyiz. Çünkü, bu tür şiirler eski dergilerin sayfaları arasında kalmıştır. Ilgaz, onları hiçbir kitabına almamıştır. Bundan ötürü de oldum olası, toplumsal konuları işleyen bir şair sayılmıştır. Oysa, Ilgaz'ın toplumcu bir şair olarak başarı kazanmasında bu şiirlerin de bir payı vardır." değerlendirmesini yapmıştı.

Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin ve Esat Adil gibi isimlerle "Gerçek" gazetesini çıkardı. Necati Sözen'in sahibi olduğu "Adembaba" dergisinde 1952'de yazmaya başlayan usta yazarın, "Dolmuş", "Külah" ve "Taş" adlı popüler mizah dergilerinde de yazıları yayımlandı.

Düzce Yığılca'da patpat kazası! 5 yaralı Düzce Yığılca'da patpat kazası! 5 yaralı

Öğretmenlik yaparken öğrencileriyle kendi çocukları gibi ilgilenen, daha sonra çocuk edebiyatında da eserler veren Ilgaz, öğretmenlik hayatındaki gözlemlerini eserlerine yansıttı.

İLK KEZ DOLMUŞ DERGİSİNDE "HABABAM SINIFI"NI OKUYUCUYA SUNDU

Ilgaz, 1952-1960'ta "Tan" gazetesinde düzeltmen, dizgici ve röportaj yazarı olarak çalışırken "Dolmuş" dergisinde "Stepne" takma adıyla "Hababam Sınıfı", "Bizim Koğuş" ve "Don Kişot" eserlerini dizi olarak okuyucuyla buluşturdu.

Oğlu Aydın'ın okul maceralarıyla "Hababam Sınıfı"nı oluşturan Ilgaz, öykülerine öğretmenlik anılarıyla gözlemlerini de ekledi.

Unutulmaz yazarın, 1959'da kaleme aldığı ve büyük üne kavuşturan "Hababam Sınıfı" kitabı, 1966'da oyunlaştırılarak Ulvi Uraz Tiyatro Topluluğu tarafından sahnelendi. Oyun, 1969'da İstanbul Tiyatrosu'nda yeniden sahneye koyuldu, 1975'te ise Ertem Eğilmez'in yönetmenliğinde beyaz perdeye aktarıldı.

Mehmet Saydur, "Rıfat Ilgaz'lı Yıllar" adlı anı kitabında, yaşadığı dönemde eğitim sisteminde gördüğü aksaklıkları ele alan Ilgaz'ın, "Hababam Sınıfı"nı yazma amacını şu sözlerle açıkladığını aktardı:

"Hababam Sınıfı bir eğitim yergisidir. Mizah beyazdır, olumludur. Mizahta gülme ana öğe değildir. İsteyen ağlar, isteyen güler. Ben yergi yapıyorum, komedi bile düşünmüyorum. Hababam Sınıfı'nda üç şeyin yergisi yapılmıştır, kopyanın, ezberin, uydurma saygının. Benim mizahım düşündürmeye dayanır. Hababam Sınıfı'nda bize yakışmayan eğitimsel şeylerin yergisini yapıyorum."

Ilgaz, "Vatan", "Demokrat İzmir", "Yeni Gün", "Yeni Ulus" gazeteleri ile "Akbaba" dergisinde de yazılar yazdı. Daha sonra Sınıf Yayınları'nı kuran yazar, kendi kitaplarını buradan yayımladı.

Basın şeref kartını 1970'te alan, 1974'te emekli olup doğum yeri olan Cide'ye yerleşen Ilgaz, 12 Eylül 1980 darbesinde yeniden gözaltına alındı.

Rıfat Ilgaz, "Yıldız Karayel" adlı eseriyle 1982'de "Madaralı Roman Ödülü" ve "Orhan Kemal Roman Ödülünü", "Ocak Katırı Alagöz" ile de 1987'de "Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü"ne değer görüldü.

Yaşamı boyunca 5 kez evlenen Ilgaz'ın 4 çocuğu oldu. Rıfat Ilgaz, 7 Temmuz 1993'te İstanbul'da vefat etti ve Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi.

Vefatının 31. Yıl dönümünde saygı ve sevgi ile anıyoruz…

Kaynak: AA