Kastamonu’da apartmanlarda kış aylarının çetin geçmesi nedeniyle balkonları kapatmak amacıyla sıkça tercih edilen cam balkonlar ve güvenlik için taktırılan demir parmaklıklarla ilgili ev sahiplerini yakından ilgilendiren emsal bir Yargıtay kararı açıklandı. Onaylı mimari projeye aykırı ve gerekli izinler alınmadan yapılan uygulamalar hakkında mahkemece söküm kararı verilebilecek.
TEK BİR KAT MALİKİNİN BAŞVURUSU YETERLİ
Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kat maliklerinin binanın mimari yapısını ve dış görünüşünü koruma yükümlülüğü bulunduğuna dikkat çekilen kararda, eski hale getirme davası açmak için tüm apartman sakinlerinin ortak hareket etmesine gerek olmadığı belirtildi. Kastamonu’daki apartman ve sitelerde mimari projeye aykırı uygulamaların kaldırılması için tek bir kat malikinin dahi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurması söküm kararı alınması için yeterli sayılabilecek.
ŞEFFAF OLMASI KURTARMIYOR: 5'TE 4 ONAY ŞARTI
Karara göre cam balkon sisteminin şeffaf, hafif veya katlanabilir olması uygulamayı tek başına hukuka uygun kılmıyor. Balkonun kapatılmasıyla dış cephe görünümünde değişiklik meydana geldiği için yönetim planında aksine bir hüküm yoksa komşuların en az beşte dördünün (4/5) yazılı onayının alınması gerekiyor. Aksi takdirde mahkeme kararıyla söküm işlemi uygulanabilecek.
DEMİR PARMAKLIKLAR DA RİSK ALTINDA
Yargıtay kararında zemin ve alt katlarda güvenlik gerekçesiyle kullanılan demir parmaklıklar da ele alındı. Tırmanmayı kolaylaştıracak şekilde tasarlanan ve üst katlardaki komşuların can ile mal güvenliğini riske atan parmaklıklar da dava konusu edilebilecek.
HANGİ DURUMLARDA SÖKÜM GÜNDEME GELİYOR?
Yargıtay değerlendirmelerine göre söküm kararı şu üç temel durumda uygulanacak:
• Onaylı mimari projede yer almayan ve binanın dış görünüşünü değiştiren uygulamalar,
• Dış cephe değişikliği için gereken %80 (5'te 4) kat maliki yazılı onayının bulunmaması,
• Tırmanmayı kolaylaştırarak diğer daireler için güvenlik riski oluşturan demir parmaklıklar.
Öte yandan karar, Kastamonu'daki tüm cam balkonların otomatik olarak söküleceği anlamına gelmiyor; her bir durum projeye uygunluk ve güvenlik riskleri çerçevesinde mahkemelerce ayrı ayrı değerlendirilecek.




