BBP Kastamonu’dan Yazıcıoğlu tepkisi: “Siz hangi vicdanla konuşuyorsunuz?"
BBP Kastamonu’dan Yazıcıoğlu tepkisi: “Siz hangi vicdanla konuşuyorsunuz?"
İçeriği Görüntüle


Yeni Parti Kastamonu İl Başkanlığı’nın 1. Olağan İl Kongresi, Kastamonu Belediyesi Nikâh ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongrede Dilek İlke Karabacak, Yeni Parti Kastamonu İl Başkanı seçildi. Kongre, açılışın ardından gerçekleştirilen saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

Daha sonra Kongre Başkanlık Divanı seçildi. Divan başkanlığını Daday Belediye Başkanı Selahattin Yanık üstlendi. Divan başkan yardımcılığına Selda Çetindağ seçilirken, yazman üyeliklerini Ayşenur Özden, Erdal Savcı ve Mehmet Sami Özcan yaptı.



Açılış konuşmalarını yapan Divan Başkanı Selahattin Yanık, “Yeni Parti Kastamonu İl Başkanlığı’nın 1. Olağan Kongresi’ne hoş geldiniz. Bugün burada sadece bir kongre gerçekleştirmek için toplanmadık. Bugün, kalkınmanın ve bu ülkenin aydınlık geleceğinin adımlarını hep birlikte daha güçlü atmak için bir aradayız. İktidar olacağız; yoksulluğu, adaletsizliği ve kara düzeni yok edeceğiz. Ülkemizin içinden geçtiği bu zor dönemde milletimizin gözü ve kulağı bu salonlarda, arkadaşlar. Halkımız ekonomiden adalete, liyakatten hakkaniyete kadar her alanda yeni bir nefes, yeni bir ses ve güçlü bir irade aramaktadır. İşte tam da bu yüzden bu partinin temelleri saray kulislerinde değil, bizzat milletimizin iradesiyle atılmıştır. Bu partinin sahibi yalnızca aziz milletimizdir. Biz, geçmişin kırgınlıklarını ve ayrışmalarını bir kenara bırakarak ayrıştırmaya değil birleştirmeye, kutuplaşmaya değil kucaklaşmaya geldik. Bizim yolumuz emeğin, hakkın, hukukun ve dürüstlüğün yoludur. Bu ülkede haksızlığa uğrayan, sesini duyuramayan kim varsa onların gür sesi olmak bizim boynumuzun borcudur, arkadaşlar. Kongreler, siyasi partilerin sadece vitrinlerinin yenilendiği yerler değildir. Kongreler; inancımızın tazelendiği, omuz omuza yürüdüğümüz bu yolda kardeşliğimizin pekiştiği demokrasi şölenleridir. Bu duygu ve düşüncelerle, partimizin kurulduğu günden bugüne kadar emek veren, gecesini gündüzüne katan tüm teşkilat mensuplarına teşekkür ediyorum.” dedi.



Söz alan Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı ise, “Yeni Parti’mizin 1. Olağan İl Kongresi hayırlı uğurlu olsun. Yolunuz açık olsun, başarılar diliyorum. Sabah Amasya’daydım. Amasya İl Kongresi’nde arkadaşlarımız sağ olsunlar, beni divan başkanı olarak görevlendirdiler. Orada da il kongremizi yürüttük ve görevimizi seçim kuruluna teslim ettik. Ardından buraya kadar geldik. Öncelikle Amasya Kurucu İl Başkanımızın, Amasya Belediye Başkanımızın, Merzifon ve Taşova belediye başkanlarımızın ve bugün seçilen Amasya İl Başkanımızın selamları var. Üzerimde kalmasın; hepsinin selamını sizlere iletiyorum. Değerli arkadaşlar, az önce Yeni Parti’yle ilgili bir video izledik. Ekrem Bey’in ve Özgür Bey’in mesajlarında da ifade edildi. Yeni Parti, keyfiyetten kurulmuş bir parti değildir. Yeni Parti, zorunluluktan kurulmuş bir partidir. Bu ülkede eşitlik, adalet ve özgürlük isteyen; gelir dağılımında eşitlik, her kademede şeffaflık ve liyakat isteyen insanların önünün kesilmesine karşı verilmiş en güzel cevaplardan biridir Yeni Parti. Süreci hep birlikte yaşadık, değerli arkadaşlar. Mayıs seçimlerinde yaşadığımız hayal kırıklığı, değişim iradesiyle yeniden ayağa kalkmıştı. 31 Mart 2024 seçimleriyle birlikte bu irade ete kemiğe büründü. Türkiye’de bir şeyler değişmiş, her şey değişmeye başlamıştı. Türkiye’nin birinci partisi artık bizim irademizle yol almaya başlamıştı ki 19 Mart’ta bir siyasi darbe oldu. İçinde bulunduğumuz koşullar, değerli arkadaşlar, siyasi bir darbenin sonuçlarını yaşadığımız koşullardır. Koşullar ağırdır. Türkiye yangın yeridir. Hepimiz bir ateş çemberinin içinden geçtiğimizi bilerek hareket etmek zorundayız. Geçen hafta bu kürsüde, ön seçimde de ifade ettim, değerli arkadaşlar: Bu darbe koşullarında elbette saf değiştirenler olacaktır. Korkanlar, teslim olanlar olacaktır. İş birlikçileri, iftiracılar olacaktır. Ama bu salonları dolduran yürekli, yiğit ve kararlı insanlar da olacaktır. Bu kürsülerden yine bu iktidara meydan okuyanlar da olacaktır. Silivri zindanlarında direnen ve bedel ödeyenler de olacaktır. Hiç kimsenin morali bozulmasın. Teslim olmayanlar yola devam ediyor, devam edecek. Gecemizi gündüzümüze katarak Kastamonu için çalışıyoruz. Sokakta, çarşıda, pazarda bazen insanlar şöyle söylüyorlar: “Senin için dua ediyoruz. Senin başına da bunlar gelmesin.” Duaları için hepsine teşekkür ediyorum. Ama şunu canıgönülden bilmenizi istiyorum: ‘Aman yarın kapımız çalınır mı?’ diye zerre kadar korkumuz yok. “Aman yarın bedel ödeme sırası bize gelir mi?” diye de zerre kadar korkumuz yok. Tek endişemiz, bu memlekete verdiğimiz sözleri tutamamaktır. ‘Şu sarı otobüsleri söz vermiştik, bari onları alalım da ne olacaksa ondan sonra olsun. Bir köprü yapıyorduk, bari o bitse de ne olacaksa ondan sonra olsun’ diye düşünüyoruz. Bu memlekete verdiğimiz sözleri tutamamaktan başka hiçbir endişemiz, hiçbir korkumuz yoktur. Sabahın köründe, şafakta geleceklerse buyursunlar gelsinler; hoş gelsinler, sefa gelsinler. Biz buradayız. Eğilirsek, bükülürsek, yolumuzdan dönersek bize de yazıklar olsun.“ diye konuştu.


İl Koordinatörü Hikmet Erbilgin, “Sayın İl Başkanım, Sayın Divan, çok değerli Belediye Başkanım, ilçe başkanlarımız, belediye meclisi üyelerimiz, il genel meclisi üyelerimiz, partimizin gençleri, kız kardeşlerim, delege arkadaşlarımız, kongremizi şereflendiren sendika başkanlarımız ve muhtarlarımız; hepinizi saygı, sevgi ve hürmetle selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Değerli arkadaşlar, konuşmama başlamadan önce uzun zamandır sizlerle dertleşemedik. Bu nedenle birkaç kısa cümle kurmak isterim. Sosyal medya haberciliği adı altında geçmişte de birkaç kelam ettiğim bir konu var. İsim de vereyim: Ajans 37. Bazen bizim yol arkadaşlarımıza, kardeşlerimize; Tezcan kardeşime, Ali Can kardeşime ve kıymetli yol arkadaşım, belediye başkanımıza haddini aşan, gerçeklikle bağdaşmayan ifadelerle dil uzatıldığını görüyorum. Bilmenizi isterim ki bizim ezilecek, yıpratılacak, sizlerin önüne atılacak tek bir kardeşimiz, tek bir arkadaşımız yoktur. Tezcan da Ali Can da diğer arkadaşlarımız da bu memleketin evlatlarıdır. Bunun böyle bilinmesini isterim. Öte yandan, değerli kardeşlerim, hakikaten uzun bir yoldan geliyoruz. Yüzyıllık bir çınar olan partimize saray eliyle el konulmasının ardından, burada butlan sürecinde temsilci olanlar, bizim canımız ciğerimiz, göz bebeğimiz ilçe başkanımız Umut Başkan’a dil uzatmaya çalışıyor. Umut Araç, bu memleketin pırıl pırıl bir gencidir. Umut Araç, bu partinin en mücadeleci insanlarından biridir. Kendisine görevinde başarılar diliyorum. O nerede olursa olsun biz omuz omuza yanında olmaya devam edeceğiz. Bunun da böyle bilinmesini istiyorum. Ne söylüyorlar? “Belediye meclis üyeliğinden istifa etmeden ilçe başkanı oldu” diyorlar. Arkadaşlar, bizim arkadaşlarımızın, bizim anlayışımızın temelinde ilkeler vardır. Bu salonda bir belediye başkan yardımcımız vardı: Burak Livan kardeşimiz. Yuvasını kurduğunda belediye meclis üyeliğinden ayrılmasının bir gereklilik olduğunu ifade etti ve meclis üyeliğinden istifa etti. Elbette Umut Başkanımız da belediyede sorumluluğu altındaki görevleri tamamladıktan, işlerini layıkıyla yeni gelecek arkadaşımıza devrettikten sonra ilçe başkanlığı görevini üstlenecektir. Bizler hangi adımları atacağımızı biliyoruz. Onlardan öğrenecek bir işimiz yok. Çünkü bu parti, ülkenin hamiyetli ve erdemli insanlarından oluşmaktadır. Bir kez daha buradan hatırlatmak isterim. Değerli arkadaşlar, kongre deyince akla tutanaklar, oylamalar, imza listeleri ve önergeler gelir. Elbette bunları yapıyoruz, yapacağız. Ancak bugün bu salonu doldurmamızın sebebi başka. Memleket zor bir dönemden geçiyor. İnsanların yarına olan inancı sarsılmış, sabrı taşmış durumda. Biz, Kastamonu’dan o inancı yeniden inşa etmek ve ülkedeki dayanışmaya omuz vermek için hep birlikte buradayız. Siyaset, havanın güzel olduğu günlerde kolaydır. Asıl sınav fırtınalarda verilir. Halkın yanında olduğunu söyleyenler, iş başa düştüğünde en önde yürür. Bugünlerin de bir gün hesabını elbette soracağız. Kim dik durdu? Kim fırtına dinsin diye saklandı? Kim koltuğu için saraya yanaştı? Tek tek hatırlayacağız. Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı’yı da hatırlayacağız. İzmir’deki o belediye başkanını da hatırlayacağız. Daday Belediye Başkanı Selahattin Yanık’ı da hatırlayacağız. Afyon’da bize sataşan, kuyruğunu kıstırıp kaçanı da hatırlayacağız. İşte arkadaşlar, bu salonda bulunan herkes böylesi zor zamanlarda dik durmanın onurunu geleceğe miras bırakacak. Değerli kardeşlerim, bu ülkede insanların hayatlarıyla ilgili kararlar, o hayatları yaşayanlara hiç sorulmadan alınıyor. Askerin nereye gideceğine, ekmeğin kaç lira olacağına, emeklinin eline ne geçeceğine üç beş kişi bir masada karar veriyor. Hatta milletin iradesi yok sayılıyor. İşte biz bunu değiştirmek için Yeni Parti’yi kurduk. Meclisin gündeminde şu sıralarda bir anlaşma var. Suudi Arabistan’a asker göndermenin yolunu açmak istiyorlar. Husilerle savaşan bir ülkeye gönderilen asker o savaşın dışında kalabilir mi kardeşlerim? Buna kim inanır? Bu savaş bizim savaşımız değil. Kızıldeniz’i kendi çıkarlarına göre düzenlemek isteyen Amerika’nın ve İsrail’in savaşı. Trump istiyor, bunlar yapıyor. Amerikan atına binmiş, Osmanlı kılıcı sallıyorlar. Bu halk, yüzyıl önce Yemen çöllerine on binlerce evladını gömdü. O çöllerde Kastamonulu çocuklar da yatıyor. Bu memleketin gençlerini bir kez daha başkalarının savaşına, Trump’ın savaşına sürmeye kimsenin hakkı yok. Yurdunu seven insanlar olarak bu hakikati bilerek çalışacağız. Kürsüye çıkıp “İsrail’le ticareti tamamen kestik” diyorlar. Ancak İsrail’in kendi istatistikleri, geçen yıl Türkiye’den yaklaşık 1 milyar dolarlık mal gittiğini gösteriyor. Ceyhan’dan petrol akmaya devam ediyor. Meydanda bağırıp masada anlaşıyor, el sıkışıyorlar. Bu iktidar yalanı örgütlüyor, gerçeği değersizleştiriyor. Değerli kardeşlerim, içeride durum parlak değil. Yüz binlerce ailenin birikimi, bir fon vurgununda eriyip gitti. Adalet Bakanı’nın kendi ağzıyla söylediği haksız kazanç miktarı 190 milyar liraya yaklaşıyor. Soruşturma holdinglere, bankalara ve bakanlık koridorlarına kadar uzandı. “Meclis araştırsın” dedik. AKP ve MHP oylarıyla reddettiler. Neden araştırılmasını istemiyorlar? Çünkü bu vurgun o siyasetin gölgesinde büyüdü. İktidarın gölgesinde semirenlere koca pasta yetmedi. Şimdi gözlerini insanların çocukları için kenara koyduğu üç beş kuruşa dikmişler. Milyarlar el değiştirirken, geçen ay Ankara’da Anayasa Mahkemesi önündeki emeklilik eyleminde emekli polis Ali Şekeroğlu, mekânı cennet olsun, emekli olduğunu ve geçinemediğini söyledi; ardından canına kıydı. Elindeki dövizde “Para için değil, onurumuz için” yazıyordu. Bu yılın ilk yedi ayında elliden fazla polisimiz kendi canına kıydı, kardeşlerim. Kendi memurunu geçindiremeyen bir düzen, işçiye, emekliye ve gence ne söz verebilir? Bunlar ayrı olaylar gibi görünüyor. Ama hepsi aynı kapıya çıkıyor. Bu ülkede servet yeniden dağıtılıyor. Güçlülerin gücü büyüdükçe bedeli işçi, emekli, memur, esnaf ve çiftçi; yani bizler, bu salonda bulunanlar ve güzel Kastamonu’nun değerli insanları ödüyor. Burada bir sözüm de makamlarında oturan siyasetçilere: Halka değil, koltuğunu korumaya odaklanan ve iktidarın şimdilik güvenli görünen limanına demir atanlara… “Bu iktidar galiba gitmez, iyi geçinelim de başımız ağrımasın” diyorsunuz. Sığındığınız yerde zemin her gün biraz daha kayıyor. Aynı sofrada ağırlananlar bugün birbirlerinin sandalyesini çekiyor. Böyle bir düzende hangi makama güveniyorsunuz? O koltukta milletin emanetiyle oturuyorsunuz. Yarın çocuklarınız, “O günlerde neredeydin?” diye sorduğunda hangi gerekçeyi göstereceksiniz? Ama bir şeyi unutmayalım kardeşlerim: Her sancı ölüm habercisi değildir. Doğum da sancıyla olur. Eski düzen nefes alamıyor. Yenisi de kendi kendine gelmeyecek. Bu sancıdan kim güçlenerek çıkacak? Bizim cevabımız bu salonun iradesinde belli. Kendi hayatına sahip çıkmak için ayağa kalkan halk ve o halkı örgütlemek için bu salonda bulunan yol arkadaşları… Bizlere sık sık “Neden Yeni Parti?” diye soruyorlar. Genel Başkanımız Özgür Özel anlattı. Kurultayımız yok sayıldı, partimizin başına kayyum getirildi, belediye başkanlarımız cezaevine konuldu. Bu salonda ömrünü o partiye vermiş çok arkadaşımız var. Biz bu yola heves edip çıkmadık. Millet sokakta talimat verdi: “Ya bu yola bir yol bulacaksın ya da yeni bir yol açacaksın.” Biz de yeni yolu el birliğiyle açtık. Bu partinin ismini bile halk koydu. Adımız yeni ama kökümüz çok derin, değerli kardeşlerim. Cumhuriyetin kurucu değerlerinden, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden, emekçilerin hak mücadelesinden ve bu topraklarda özgürlük için bedel ödemiş kuşaklardan besleniyoruz. Burada kimse kimsenin koltuğunu devralmadı. Bu büyük aileye, milletin sofrasına katılmaları için davet ettiğimiz insanlardan çok güzel sözler duyduk. Bu salonda ilk kez aramıza katılan, görev alacak arkadaşlarımız da var. Yılların tecrübesiyle gelen de siyasete ilk kez adım atan da dün aramıza katılan da aynı masada eşit şekilde oturacak. Hiyerarşi olmayacak. Bu memleketin dertlerini, yıllardır emek verenlerle aramıza yeni katılanlarla birlikte omuz omuza çözmeye çalışacağız. Değerli kardeşlerim, hepimiz biliyoruz ki bizim aramızda holdingler yok, büyük sermaye yok. Bu partinin kasasını halk doldurdu. Çayını, şekerini, sandalyesini getiren oldu. Emekli maaşından bir parça ayırıp gönderen, bir avuç buğdayını bağışlayan oldu. Bu teveccühü cebimize konmuş bir hazine sanmayın arkadaşlar. Bu, omuzlarımızdaki emanettir. Bu ülkede nice partiler büyük umutlar topladı, sonra o umutları heba etti. İşte biz bu yoldan yürümeyeceğiz. Milletin sinesinden kopmayacağız. Değerli kardeşlerim, bizi yeni yapan sadece adımız olmayacak; siyaset yapma şeklimiz olacak. O nedenle her birinizin eski ezberlerini bir kenara bırakması gerekiyor. Türkiye’de çoktandır siyasetçiler insanlar adına konuşuyor, insanlarla konuşmuyor. Seçimden seçime kapı çalınıyor, söz veriliyor, sonra o kapı kapanıyor. Biz halkımıza, milletimize bir kurtarıcı vaat etmiyoruz arkadaşlar. İnsanların birlikte karar verebildiği, haklarını birlikte savunabildiği bir siyaset kurmanın yolunu açtık. Bunu devam ettirecek kararlılığı göstereceğiz. Kardeşlerim, bu salonda yaşayanlar da var. Bu ülkenin bir numaralı sorunu geçim. Çalışan emeğinin karşılığını alamıyor. Gençlerimiz ve çocuklarımız okudukları eğitimin karşılığını bulamıyor. Çiftçi önünü göremiyor, esnafımız kepengini açık tutmaya uğraşıyor. Arkadaşlar, insan sadece karnını doyurmak için yaşamaz. Çocuğunu gönül rahatlığıyla parka götürmek, bir konsere gitmek, arkadaşlarıyla bir çay içmek, aklındakini korkmadan söyleyebilmek de insanca yaşamın parçasıdır. Bu düzen insanlardan bunları da esirgiyor. Biz bunları herkes için istiyoruz. Ekonomiyi konuşurken mutfaktaki hesabı, adaleti konuşurken vatandaşın başına geleni anlatacağız. Kardeşlerim, Kastamonu’ya bu gözle bakmalıyız. Bu gözle bakacağız. Evet, belediyeyi kazandık. Milletin evladı bir belediye başkanımız var. Bu bize büyük bir imkân verdi. Ama aynı zamanda omuzlarımıza daha büyük bir sorumluluk yüklemedi mi? Seçimi kazanmamışız gibi çalışmalıyız. Bir kez kapısını çaldığımız insanın kapısını yeniden çalmalıyız. Verdiğimiz sözlerin ne durumda olduğunu gidip anlatmalıyız. Eksiğimizi yüzümüze söylesinler; alınmayacağız. Belediye, bütün Kastamonululara eşit hizmet götürecek. Öyle de yapıyor. Partimiz de halkın taleplerini toplayacak, işlerin peşini bırakmayacak, gerekirse açık açık eleştirecek. Kız kardeşlerim, Türkiye’de kadınların ancak üçte biri çalışma hayatında. Evinde üç yaşından küçük çocuğu olan kadınlarda bu oran dörtte bire iniyor. Aynı durumdaki erkeklerin ise onda dokuzu çalışıyor. Bu tablo kendiliğinden oluşmadı. Kreş az, mesai uzun, yol zor, ücret düşük, evin yükü tek omuzda. Kadınlarla yapılan görüşmeler bize bunu anlatıyor. Kadın işe giriyor ama evdeki iş eksilmiyor. Kazandığı para evin bütçesine giriyor ama o paranın nereye harcanacağına her zaman kendisi karar veremiyor. Kadınların hayatını onlar yerine tarif etmeyeceğiz. Tek tek dinleyeceğiz. Kreşi, güvenli ulaşımı ve güvenceli işi Kastamonu’nun gerçek gündemi yapacağız. Kadınlar kararların alındığı masada olmalı. Emeklilerimiz, ömür boyu çalıştıktan sonra gönül rahatlığıyla yaşayacakları bir dönemi hak ediyor. Oysa bugün emekli, ayın sonunu getirebilmek için kâğıt kalemle hesap yapmak zorunda. Kastamonu için çok önemli bir bilgi paylaşayım: İlimizde yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 40’ının aynı ilde yaşayan bir çocuğu yok. Kastamonu’da emekli olan büyüklerimizin yüzde 40’ının evinde bir çocuğu yok. Nerede onlar? Gurbette, ekmek peşinde. Öyleyse bu yaşlılarımız bize bir görev veriyor. Kimin ulaşıma, kimin evde yardıma, kimin iki lafın belini kıracak bir komşuya ihtiyacı var? Kapı kapı dolaşıp öğrenmeliyiz. Köylerde doktora gidebilmek, bir resmî işi halledebilmek hayatı belirliyor. Köyleri ve ilçeleri kendi şartlarıyla dinleyecek, hizmeti ilgili kurumlarla birlikte insanların ayağına götüreceğiz. Önümüzde hazırlanmamız gereken temel süreçler var, değerli kardeşlerim. İşte sizlerle paylaştığım bu veriler, bunların önemini gösteriyor. Salonda genç kardeşlerimiz az. Türkiye’de her yüz gencimizden on beşi işsiz. Genç kadınlarda bu oran beşte biri geçiyor. Ancak Kastamonu’daki gençlerin hikâyesini yalnızca rakamlardan değil, kendilerinden dinleyeceğiz. Öğrencinin derdi başka, çalışanın derdi başka, okulu yarıda bırakmış bir gencin derdi başka. Barınma, beslenme, ulaşım, kültür ve spor meselelerini hep birlikte ele alacağız. Gençler bu şehirde misafir gibi değil, ev sahibi gibi yaşamalı ve yaşayacak. Kastamonu’yu tanımak, burada yaşayan insanların bilgisine saygı duymakla başlar. Araç’ta otları anlatan kadınları düşünün. Ot nerede biter, ne zaman toplanır, hangi yemeğe katılır? Hepsini bilirler. Bu bilgiyi kayda geçirip yeni kuşaklara ulaştırmak, üniversiteyle ve üreticilerle birlikte yapacağımız kıymetli bir iş olmalı. Tosya bağlarındaki yüzyıllık emeği, orman köylerinin geçimini, küçük işletmelerimizin kredi ve pazar derdini biliyoruz. Kararları onlarla birlikte vermeliyiz. Araç’ın yayla ve kış festivalleri, insanların bir araya gelmeye ve kültürünü paylaşmaya ne kadar değer verdiğini gösteriyor. Her etkinliğin ardından oturup soracağız: Yerel üreticiye yer açıldı mı? Ulaşım aksadı mı? Çevreye ne bıraktık? Bir sonraki etkinliği bu cevaplara göre daha iyi yapacağız. Kardeşlerim, Kastamonu’nun çeşmelerine bir bakın. Taşında ustalık, kitabesinde tarih, çevresinde mahallenin hatırası var. Bazı bezemeler onarımlar sırasında sıvanın altında kaldı. Hani AK Parti’nin il başkanı var ya, konakçı il başkanı… İşte Kastamonu’nun tarihinin ziyan edilmesinden sorumlu olanlar var. Çeşmeyi, konağı ve köprüyü kayıt altına alan, uzman bilgisine dayanan bir koruma anlayışını savunmamız gerekiyor. Suya ve doğaya da bilgiyle yaklaşacağız. Karaçomak çevresinde yapılan araştırmalar, yağmur suyunun akışıyla yeşil alanlar arasındaki bağı gösteriyor. Suyun nereden gelip nereye gittiğini bilmeden ne park yapabiliriz ne de yol. Enerjide de hesap kitap yapacağız. Üniversite çalışmaları için yapılan güneş enerjisi araştırmaları, kamu binalarının kendi enerjisini üretebileceğini gösteriyor. Bozkurt’u unutmadık, unutmayacağız. Dere yatakları, köprüler ve imar kararları bilimsel verilerle birlikte ele alınacak. Hangi kurum neden sorumlu, ne denetlendi? Herkes bilecek. Yerel basının bilgiye eşit erişimini sağlayacak, sorularına dolandırmadan cevap vereceğiz. Değerli kardeşlerim, okuyanlar bilir. Bitmeyen Kavga adlı güzel romanın kahramanı, ölen arkadaşının başında toplanan kalabalığa seslenir. İlk cümlesi şudur: “O kendisi için hiçbir şey istemedi.” Biz kendimiz için de bir şeyler istiyoruz, saklamayalım. Emeğimizin karşılığını alarak huzur içinde yaşamayı, yaşlandığımızda güvende olmayı istiyoruz. Çocuklarımızın geleceğini korkuyla düşünmek zorunda kalmamalarını istiyoruz. Bunları istemekten utanmıyoruz. Çünkü kendimiz için istediğimiz hayatın herkes için mümkün olması gerektiğine inanıyoruz. Biz siyasetçiler süper kahraman değiliz arkadaşlar. Sizin gibi insanlarız. Bu memleketin suyunu içtik, ekmeğini yedik, sokaklarında büyüdük. Sizlerle aynı pazardan alışveriş yapıyor, aynı yarın için kaygılanıyoruz. O yüzden kimseye kurtarıcı vaat etmiyoruz. Bizim işimiz, insanların bir araya gelip birlikte iş yapabileceği yolları çoğaltmak, halkın kendi gücünü büyütmektir. Kardeşlerim, bu konuya gelmeden önce üyelerimiz sandık başına gitti ve kararını kendisi verdi. Genel Başkanımızın vurguladığı gibi, bu daha başlangıç. Asıl siyaset Ankara’da değil, mahallede yapılacak. Mahalle, ilçe ve il meclislerimizi kuracağız. İlçe başkanlarımızın önündeki en önemli görev budur. Kongreden hemen sonra küçük büyük bütün ilçelerde bir an önce mahalle meclisleri kurulmalıdır. Bu meclislerin gündemini önceden duyuracağız. Toplantılara gelemeyenlerin de seslerini ulaştırabilecekleri yollar bulmalıyız. Bilmediğimiz meselelerde ahkâm kesmeyeceğiz. “Bilmiyoruz” diyeceğiz ama öğreneceğiz. Ortaya çıkan her meseleyi kimin sorumluluğunda olduğuna göre değerlendireceğiz. Partinin mi, belediyenin mi, başka bir kurumun mu? Her işin bir sorumlusu ve takip tarihi olmalı. Tutamayacağımız sözü vermeyeceğiz. Altı ayda bir halkın önüne çıkıp hesap vermemiz gerekiyor. Ne yaptık? Nerede geciktik? Hangi öneriyi neden hayata geçiremedik? Yılın sonunda başarımızı kaç toplantı yaptığımızla ölçmeyeceğiz. İnsanlar kendi hayatları üzerinde daha çok söz sahibi oldu mu? Bir derdi birlikte çözebileceklerine daha çok inandılar mı? Buna bakacağız. Kıymetli yol arkadaşlarım, erkek kardeşlerim, kız kardeşlerim… Bundan yüz yıl önce İnebolu’dan Kastamonu’ya, oradan Ankara’ya uzanan İstiklal Yolu’nda cephaneyi sırtında, canıyla taşıyan kadınları, yaşlıları ve çocukları hatırlayın. Hakikaten hatırlayın. Öylesine değil, hakikaten hatırlayın. “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” İşte bu söz, o yollarda anlam buldu. Bu millet en karanlık günlerinde bile geleceğine kendisi yön vermeyi bilmiştir. Yine bilecektir. İşte kardeşlerim, elbette korkularımız var. İşini kaybetmekten korkan, çocuğunun geleceğini düşünen, eve ekmek götürme derdiyle yaşayan milyonlarca insanımız var. Bu kaygıyı hepimiz yüreğimizde taşıyoruz. Ama evimizde oturup “Bakalım ne olacak?” diye seyrettiğimiz her gün, hayatımız hakkında verilen kararlardan biraz daha uzaklaşıyoruz. Bu milletin kaderi, her birimiz bir ucundan tuttuğunda yeniden yazılabilir, kardeşlerim. Genel Başkanımızın dediği gibi, hiçbirimiz unutulmayacağız. Kim bedel ödemeyi göze aldı, kim kenarda bekledi? Bu milletin hafızası, makamların ömründen uzundur kardeşlerim. Yarın millet bizden memnun kalmazsa sandığa gidecek, daha iyisini seçebilecek. Biz de o kararın önünde saygıyla eğileceğiz. Uğruna mücadele ettiğimiz Cumhuriyet’in en büyük teminatı budur. Son sözü her zaman millet söyler, millet söyleyecektir. Bu kara düzen değişecek. Onu, bu hayatı yaşayan sizler değiştireceksiniz. Biz bu değişimin yalnızca sözcüsü olmaya değil, içinde yer almaya geliyoruz. Devletin bütün kurumlarında liyakat, adalet ve millete hesap verme anlayışı hâkim olacak. Devlet kapısından giren her yurttaş, karşısında kendisine hizmet etmekle yükümlü bir devlet bulacak. Dünyada da “Ben ne istersem yaparlar” denilen bir ülke olmaktan çıkacağız. Dünyayla eşit ve onurlu ilişkiler kuran bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz. Kardeşlerim, kader gayrete aşıktır. Yılmadan hep birlikte mücadele edersek Cumhuriyetimizi yeniden ayağa kaldıracağız evelallah. Sevgili Kastamonulular, bu partinin kapısı açık, sofrası geniş. Daha önce hiçbir partiye üye olmamış olabilirsiniz. Başka partilere oy vermiş, hatta siyasetten soğumuş, “Hepsi aynı” demiş olabilirsiniz. Kapımız sizlere de açık. Bizden kurtarıcı beklemeyin. Biz de sizden yalnızca oy beklemiyoruz. Sizi karar alma süreçlerine, ortak masaya davet ediyoruz. Gelin, üye olun. Mahallenizdeki, köyünüzdeki toplantılara katılın. Fikrinizle gelin, itirazınızla gelin. Gönlünüz başka bir partideyse oraya üye olun, orada mücadele edin. Bir derneğe, bir sendikaya girin. Sorumluluk alın. Haksızlığa uğrayanın yanında, hakkını arayanın arkasında durun. Atamalarda, ihalelerde ve vurgunlarla geleceğimizi elimizden almak isteyenlere verilecek en güçlü cevap bu olabilir. Bu salonun her gün biraz daha kalabalıklaşması, bu iddianın önemli bir göstergesidir. Bu memleket bizim, bu Cumhuriyet bizim, gelecek hepimizin. Hep beraber mücadele edersek her şey çok güzel olacak. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.” dedi.
Di̇lek İlke Karabacak-3

Yeni Parti Kastamonu İl Başkanı Dilek İlke Karabacak, “Sayın Divan, Sayın Örgüt Koordinatörüm, Kastamonu Belediye Başkanım, Daday Belediye Başkanım, sivil toplum kuruluşlarımızın, sendikalarımızın ve odalarımızın kıymetli başkanları, değerli muhtarlarım, disiplin kurulu başkanım ve yöneticileri, kadın ve gençlik kolları başkanlarımız ve yöneticilerimiz, il genel meclisi ve belediye meclisi üyelerimiz, değerli basın emekçileri, her gün sizinle gurur duyduğum Yeni Parti’nin kurucu üyeleri; hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Değerli yol arkadaşlarım, dünden bugüne mücadeleye omuz vermiş, yıllardır birlikte yol yürüdüğümüz kıymetli arkadaşlarım ve Yeni Parti’nin kuruluşuyla birlikte aramıza yeni katılan değerli yol arkadaşlarım; bugün burada olduğunuz ve bu mücadeleye sahip çıktığınız için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Bugün Yeni Partimizin kuruluş kongresini gerçekleştiriyoruz. Kongremizin başında hep birlikte bir video izledik. Aslında bu günlere nasıl geldiğimizi o videoda sizlerle paylaşmak istedik. Her şey nasıl başladı, bugünlere nasıl geldik, hep birlikte neyin mücadelesini veriyoruz? Biraz geriye gidip bunları yeniden hatırlamak istedik. Değerli yol arkadaşlarım, Yeni Parti milletin partisidir. Partimizin kuruluş talimatını veren milletimizin ta kendisidir. Adını sokakta, kahvede, tarlada ve fabrikada milletimiz koymuştur. Bu mücadeleyi milletimiz büyütmüş, bütçesini milletimiz oluşturmuştur. Bu yol, vazgeçmeyenlerin yoludur. Bu yol, korkmayanların yoludur. Bu yol, teslim olmayanların yoludur. Milletimizin açtığı bu yol, iktidara giden yoldur. Bugün milletimizin sesine kulak veren, üstlendiği tarihsel ve ağır sorumluluk karşısında bir adım bile geri atmayan Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum. Genel Başkanımız Özgür Özel’in liderliğinde hep birlikte milletin iktidarını kuracağımıza söz veriyorum. Değerli yol arkadaşlarım, iktidara yürümek yalnızca rakiplerimizi eleştirmekle olmaz. Önce kendi partimizi güçlendirmeli, kendi içimizde güçlü bir çalışma düzeni kurmalıyız. Yeni Parti olarak önümüzde büyük bir sorumluluk var. Bu sorumluluğu yerine getirmek için önce kendimizden başlamalıyız. Hepimiz şunu çok iyi bilmeliyiz: Bir siyasi partinin ve siyasetçinin gerçek gücü, halkın içinde ne kadar karşılık bulduğuyla ve zor zamanlarda ne kadar kararlı davranabildiğiyle ölçülür. Bu nedenle bugün burada bulunan her arkadaşımın görevini ve sorumluluğunu yeniden hatırlatmak istiyorum. Parti yöneticiliği bir makam değil, sorumluluktur. Delegelik yalnızca bir görev değil, sorumluluktur. Yöneticilik unvan değil, emektir; ayrıcalık değil, fedakârlıktır. İl yönetiminde görev alacak tüm arkadaşlarıma buradan seslenmek istiyorum: Sorumluluğunuz yalnızca toplantılara katılmak, kararlar almak ve alınan kararları kayda geçirmek değildir. Sorumluluğunuz partimizi diri tutmak, ilçelerimizde güçlü bağlar kurmak, sahadaki sorunları doğru okumak ve her bir arkadaşımızın mücadeleye katkı sunabileceği bir çalışma düzeni oluşturmaktır. İlçe başkanlarımız ve ilçe yöneticilerimiz, bulunduğunuz yerlerde yalnızca partimizin sesini duyurmakla yetinmeyin. Halkın sesini dinleyin, sorunları yerinde görün, vatandaşlarımızın kapısını çalın. Hemşehrilerimize yalnızca seçim zamanlarında değil, zor günlerde de yanlarında olduğumuzu gösterin. Değerli kadınlar, sevgili annelerim, kız kardeşlerim; kadınların siyasette eşit, etkin ve karar verici biçimde yer alması için her zamankinden daha fazla mücadele edin. Kadın emeğini, kadınların yaşam hakkını, eşitlik ve özgürlük taleplerini partimizin en temel gündemlerinden biri hâline getirin. Kadınları yalnızca çalışmanın bir parçası değil, siyasetin kurucu gücü olarak görün. Sevgili gençler, kıymetli kardeşlerim; gençlerin umutsuzluğa mahkûm edildiği bir ülkede umudun örgütleyicisi olun. Gençlerin sorunlarını onlar adına konuşarak değil, onlarla birlikte çözüm üreterek ele alın. Gençlerin enerjisini, cesaretini ve değişim isteğini partimizin en önemli gücüne dönüştürün. Kıymetli yol arkadaşlarım, bu sözlerim sizlere. Sizler bu mücadelenin en temel gücüsünüz. Partiye üye olmak, bu ülkenin geleceğine ilişkin sorumluluğu paylaşmaktır. Hepinizin farklı yetenekleri, farklı imkânları ve farklı çalışma koşulları olabilir. Ancak herkesin yapabileceği bir şey mutlaka vardır. Bizim ihtiyacımız olan yalnızca seçim zamanı bir araya gelen bir parti değildir. Yılın her günü milletin içinde yaşayan, çalışan, üreten ve mücadele eden parti üyelerimizdir. Bunun için her birimizin sorumluluklarını unutmamamız gerekiyor. Birlikte çalışmayı öğrenmeli, farklı düşünenleri mutlaka dinlemeliyiz. Bizi bir arada tutan ortak bir irademiz, ortak bir hedefimiz ve halkımıza karşı ortak bir sorumluluğumuz olduğunu unutmamalıyız. Her ilçemizde, her mahallemizde, her sokakta ve her köyde partimizin varlığını hissettirelim. Vatandaşlarımızın sorunlarını yalnızca dile getiren değil, çözüm önerileri geliştiren bir siyaset anlayışını hep birlikte büyütelim. Kastamonu’da umudu büyütmeye, Türkiye’de değişimin önünü açmaya, milletimizin hak ettiği adil ve özgür bir geleceği kurmaya kararlıyız. Hedefimize ancak kararlılıkla, omuz omuza yürüyerek birlikte ulaşabiliriz. Değerli yol arkadaşlarım, bugün verdiğimiz mücadele yalnızca bir partiyi iktidara taşıma mücadelesi değildir. Türkiye’nin nasıl bir ülke olacağına ilişkin bir mücadeledir. Bundan tam yüz altı yıl önce bir yanda saray çevresinde manda ve himayeyi kabul etmek isteyenler vardı. Diğer yanda ise her türlü imkânsızlık içinde kuruluş ateşini yakan, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen, bizlere güzel Cumhuriyet’i armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşları vardı. Evet, kıymetli yol arkadaşlarım, teslim olanlar ve ihanet içerisinde olanlar bugün de var. Korkanlar oldu, teslim olanlar oldu, kaçıp gidenler, topuklayanlar oldu. Ama bir de dik duranlar var. Tarihin doğru tarafında saf tutanlar, kaçmayanlar, aslanlar gibi milletin emanetine sahip çıkanlar var. “Onlara teslim olacağıma aslanlar gibi gider, içeride hapis yatarım” diyen yol arkadaşlarımız var. On iki metrelik karanlık hücrelerde cesaretleriyle ve onurlarıyla direnen Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere birbirinden kıymetli belediye başkanlarımız ve yol arkadaşlarımız var. Kıymetli yol arkadaşlarım, işte bugün Türkiye’nin önündeki mesele tam da budur. Bir tarafta korku ve teslimiyet siyaseti var. Diğer tarafta halkın iradesine, milletin iradesine, demokrasiye ve Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkan bizler varız. Kıymetli yol arkadaşlarım, “Turbun büyüğü” dediler, turbun büyüğü kendi heybelerinden çıktı. “Ahtapotun kolları” dediler, yüzyılın büyük vurgununun kollarının nereye bağlı olduğu ortaya çıktı. Devasa bir soygun sistemi kurduklarını, genel başkan yardımcılarının milletin cebinden iki milyar TL’yi çaldığını tüm Türkiye gördü. Çok şükür, milletimiz vicdanlı olduğu için dostu da dost olmayanı da görüyor. İktidar kanadından her gün açıklamalar yapılıyor. “Öyle yaptı, bu böyle yaptı, biz öyleyiz, biz böyleyiz” diyerek her gün yeni bir açıklama yapıyorlar. Ancak iktidar hiçbir şekilde sorumluluk üstlenmiyor. Sorunu çözmek yerine yalnızca halının altına süpürüyor. AK Parti’nin kara düzeni tam olarak budur, değerli yol arkadaşlarım. Bizler Kastamonu’da bunu hep birlikte yaşadık, gördük. AK Parti İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu’nun belediye başkan yardımcılığı yaptığı 2014-2019 yılları arasında neler yaptığına ilişkin iddiaları ve belgeleri kamuoyuyla paylaştık. Yetmedi, delilleriyle birlikte savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Aradan tam bir buçuk yıl geçti, kıymetli yol arkadaşlarım. Bugüne kadar olumlu ya da olumsuz hiçbir geri dönüş yapılmadı. Buradan bu şehrin savcılarına ve hâkimlerine tekrar seslenmek istiyorum: Kastamonu halkının vicdanındaki bu sorunun cevabını bir an önce açıklayın. Değerli yol arkadaşlarım, bir de kırk yedi yıllık zaferin ardından kaybetmeye görevlendirilenler var. “Erdoğan Türkiye’de iktidar olsun, biz de parti içindeki koltuğumuzu koruyalım” diyenler var. Aslında onları önemsemenizi gerektirecek herhangi bir durum yok. Onları uzun uzun dilimize dolayacak hâlimiz de yok. Ama bir iki söz söylemeden geçmek istemiyorum. Butlancıların Kastamonu İl Başkanı bir açıklama yapmış. Bu kadim şehrin sorunlarını bilmeyen, gecesini gündüzüne katan belediye başkanımıza, Kastamonuluların ve Allah’ın şahit olduğu çalışmalarına rağmen, ortaya bir fark koyamadığını söylemiş. Millet Bahçesi’ndeki ağaçların kuruduğunu ifade etmiş. Butlancı arkadaşa buradan seslenmek istiyorum: Belediye Başkanımız Sayın Hasan Baltacı bunu aslında birçok kez açıkladı. Yapılması gerekenleri açık açık ortaya koydu. Keşke biraz gündemi takip etseydin de Millet Bahçesi’ndeki sorumluluğun belediyemize ait olmadığını, TOKİ’nin sorumluluğunda olduğunu bilseydin. Henüz dünyadan haberin yok. Sen git, o koskocaman bomboş binada, bomboş odalarda, bomboş duvarlara bakarak il başkanlığını yap. Değerli yol arkadaşlarım, Hasan Başkanımızın, bizim Hasan’ın, nasıl gecesini gündüzüne kattığının herkes farkında. Belediye hizmetlerinden memnuniyetin her geçen gün arttığını görüyoruz. Seçimlerde tercihini başka bir adaydan yana kullanmış olan birçok hemşehrimiz, bugün seçim olsa Hasan Başkan’ın yanında olacağını ve oyunu Hasan Başkan’a vereceğini ifade ediyor. Hasan Başkanımızın ortaya koyduğu farkı size kısaca ben de anlatmak istiyorum. Sarı otobüslerimiz bir yıldır sokaklarımızda, caddelerimizde vızır vızır geziyor. Bugüne kadar bir milyonun üzerinde hemşehrimizi taşıdık, ulaşıma nefes olduk. Alın size fark! Bu kadim şehrin çocukları dershaneye gitmek için 150 bin ila 200 bin lira arasında ödeme yapmak zorunda kalıyordu. Bugün yaklaşık bin öğrencimize Akademik Kastamonu’da ücretsiz eğitim veriyoruz. Alın size fark! Yine Kastamonu tarihinin en büyük altyapı seferberliğini başlattık. Belediye ekiplerimiz şehrin altında arı gibi çalışıyor. Altmış yıllık içme suyu ve kanalizasyon hatlarını yeniliyor. Alın size fark! İhtiyaç sahibi ailelerimizin çocukları süt içmeden yatağa girmesin diye aylık sekiz litre süt ulaştırıyoruz. Alın size fark! Yıllardır el değmeyen mahallelerimizde sokakların neredeyse tamamında asfalt, parke, kaldırım ve bordür çalışmaları yapılıyor. Belediyemiz kendi öz kaynaklarıyla İnönü Mahallesi’nde köprü yaptı, parke ve bordür fabrikası kurdu. Alın size fark! Değerli yol arkadaşlarım, belediye başkanımızın milletvekilliği döneminde en çok içini acıtan meselelerden biri, hemşehrilerimizin Ankara’da hastaneye gittiklerinde hastane kapılarında, hastane köşelerinde, araçlarında uyumak zorunda kalmalarıydı. Bu nedenle Ankara’da vatandaşlarımızın konaklayabilmesi için Sayın Mansur Yavaş’la birlikte Derman Evi’ni açtı. Alın size fark! Değerli yol arkadaşlarım, kısacası Kastamonu Belediyemiz üretim yapıyor, kaynaklarını daha verimli kullanıyor. Bu şehrin parasını yandaşlara değil, milleti ve halkı için harcıyor. Alın size fark! Kıymetli yol arkadaşlarım, adını bile sayamadığım, belki burada sabaha kadar konuşabileceğimiz daha birçok hizmet yapılıyor. Kendisine huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyorum. Değerli yol arkadaşlarım, hayli uzak yerlerden geldiniz, ilçelerinize geri döneceksiniz. Geçtiğimiz hafta bütün ilçelerimizde üyelerimizin katılımıyla ön seçimimizi gerçekleştirdik. İl başkanı olarak her biriniz oy kullandınız, beni seçtiniz. Bugün de resmî kongremizi gerçekleştirmek için buradasınız. Her birinize teşekkür ediyorum. Sizlerle birlikte yol yürümekten, şehrin sorunlarını birlikte omuzlamaktan ve inşallah partimizi iktidara taşımak için mücadele etmekten büyük mutluluk ve gurur duyuyorum, kıymetli yol arkadaşlarım. Bu salondaki iradenin önümüze gelecek ilk sandıkta iki milletvekili çıkaracağına ve partimize milletin iktidarını kurduracağına güveniyorum, inanıyorum. Kıymetli yol arkadaşlarım, biz az değil, çokuz. Bizim cesaretimiz onların öfkesini boğacak. Onlar daha yolun sonundalar, biz ise daha yolun çok başındayız. Biz daha yeni başlıyoruz. Teslim olmayacağız, geri adım atmayacağız. Sandığa varacak, milletin hakkını söke söke alacağız. Biz kazanacağız, biz başaracağız!” dedi.

YOĞUN KATILIM

Kongreye, Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı, önceki dönem İl Başkanı ve Parti Meclisi Üyesi Hikmet Erbilgin, Yeni Parti merkez ve ilçe başkanları ile yönetimleri, partililer ve davetliler katıldı. Genel kurulda, 3 Ağustos 2026-25 Ekim 2026 dönemine ait çalışma ve hesap raporları okunarak görüşüldü. Raporların ayrı ayrı oylanarak ibra edilmesinin ardından il başkanı, il yönetim kurulu ve kurultay delegelerinin seçimine geçildi. Kongrede konuşan Kastamonu Yeni Parti İl Başkanı Dilek İlke Karabacak’ın açıklamalarına ilişkin bölüm, metinde boş bırakıldığı için habere konuşma içeriği eklenmedi.

YENİ YÖNETİM KURULU BELİRLENDİ

Yapılan seçimler sonucunda Dilek İlke Karabacak başkanlığındaki yönetim kurulu, il disiplin kurulu ve kurultay delegeleri belirlendi. Yönetim Kurulu Asil Üyeleri: Erkan Akın, Şerife Bahçeci, Kadriye Başaran Kaptan, Abdullah Bolat, Aydın Böbüroğlu, Ceren Çakır Atalay, Seda Çetin Ataç, Ozan Musa Çoban, Cansu Dediloğlu, Semih Demiroğlu, Ali Dikel, Erkan Ergüloğlu, Aykut Gülnar, Nihan Hayaloğlu Doğan, Murat Kankal, Nüket Kansız, Nebahat Kargacıoğlu, Ümit Levent Kurtoğlu, Sefer Küçük, İlker Maden, Can Emre Minik, Gonca Özdeş, Erkan Özgül, Pınar Özmen Portakaloğlu, Yasemin Sağlam, Şeyma Sırtlı, Metin Topaloğlu ve Selim Topuksuzoğlu. İl Disiplin Kurulu Asil Üyeleri: Sema Akıncı, Sami Bacanak, Gülten Göksoy, Mısra Sarıca Şensoy, Gülden Sezer, Hidayet Tekin ve Murat Yavuz. Kurultay Delegeleri: Umut Araç, Hasan Baltacı, Leyla Fatma Güney, Dilek İlke Karabacak, İrem Yasemin Savaş ve Erdal Savcı. Dilek ve temennilerin dile getirildiği kongre, kapanışın ardından sona erdi. Yeni Parti Kastamonu İl Başkanlığı, kongrenin parti teşkilatına ve Kastamonulu vatandaşlara hayırlı olmasını temenni etti.

Muhabir: Mehmet Salman