Türk Ocakları’nın bölge istişare toplantısı Sakarya Şubesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya Türk Ocakları Kastamonu Şubesi de katılım sağladı.

11'inci Dijital Habercilik ve Medya Çalıştayı Dayanışma Gecesi ile sona erdi
11'inci Dijital Habercilik ve Medya Çalıştayı Dayanışma Gecesi ile sona erdi
İçeriği Görüntüle

Toplantı, Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz’ün Türkiye ve dünya gündemine ilişkin yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Ardından söz alan şube başkanları, gündeme dair görüş ve değerlendirmelerini paylaştı.

Kastamonu Şubesi Sakarya’daki Kritik Toplantıda Yer Aldı (1)

GÜNDEM BAŞLIKLARI MASAYA YATIRILDI

İstişare toplantısında; Türkiye’nin iç ve dış politikadaki gelişmeleri, Türk dünyasıyla ilişkiler, toplumsal yapı ve güncel sorunlar başta olmak üzere birçok başlık ele alındı. Katılımcılar, özellikle son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin Türkiye’ye etkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

SONUÇ BİLDİRİSİ YAYIMLANDI

Toplantı sonunda alınan kararlar doğrultusunda bir sonuç bildirisi yayımlandı. Bildiride şu ifadelere yer verildi:

Türk Ocakları 11 Nisan 2026 tarihli Bölge İstişare Toplantısı sonuç bildirisi

  1. Türk Ocakları, kuruluş felsefesi doğrultusunda, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında aile ve nüfustan dijital çağın meydan okumalarına kadar bir dizi soruna çözüm yolları önererek; 1990’lardan günümüze uzanan süreçte Türk Devletleri Teşkilatına evrilen, Türklerin “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” ülküsünü daha ileri seviyelere taşımak için kararlı bir şekilde çalışmalarına devam etmektedir.
  2. 3 Ekim 2009’da Nahçıvan Sözleşmesi ile kurulan Türk Keneşi’nin (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi), Kasım 2021’den itibaren “Türk Devletleri Teşkilatı” adıyla faaliyet göstermeye devam etmesi, “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” ülküsü doğrultusunda çok önemli yeni bir aşamaya geçildiğini göstermektedir. “Ortak Türk Alfabesi”nin hayata geçirilmesi de bu hedefe ulaşılmasında vazgeçilmez bir zorunluluktur. Güçlü bir Türk dünyası, kargaşa içindeki dünya dengeleri ve küresel barış açısından da hayati öneme sahiptir.
  3. Türkiye, bir yandan kırk yılı aşkın süredir ülkemizin başına bela olan etnik bölücü terör sorununu çözmeye, diğer yandan bu sorunu da içeren bölgesel tehditlere yönelik arayışlarını sürdürmektedir. Sonradan “Terörsüz Türkiye” adı verilen bu süreçte, vatanını seven herkes terörün sona ermesinden ve Türkiye’nin bölgesel bir güç hâline gelmesinden memnuniyet duyacaktır. Ancak söz konusu süreçte, “teröristbaşı”na adeta “baş müzakereci” konumu verilmesi ve başlangıçta pazarlığın söz konusu olmadığı yönündeki açıklamalara rağmen anayasal değişikliklerin gündeme getirilmesi kesinlikle kabul edilemez.
  4. Tasarlanmakta olan “çözüm” çerçevesinde, zaman zaman muğlak ifadelerle de olsa, devlet ve millet tanımı ile kimliği konusunda ciddi değişiklikler yapılacağına dair işaretler gözlenmektedir. PKK elebaşları ile uzantı parti temsilcilerinin egemenlik paylaşımı, iki resmî dil ve vatandaşlık tanımı konularındaki açıklamaları ortadadır.
    Herkes bilmelidir ki, binlerce yıllık tarihe sahip Türk milletinin Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan kimliği; Selçuklulardan beyliklere, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihimizle yoğrulmuştur. Bu topraklara “Türkiye”, bu millete “Türk” adı şehitlerimizin kanlarıyla kazınmıştır.

Türk Ocakları olarak her zaman olduğu gibi yüksek sesle hatırlatıyoruz:
Bu vatanın adı Türkiye’dir.
Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Bu devletin dili Türkçedir.
Bayrağımız, şehit kanlarının rengiyle boyanan ay yıldızlı Türk bayrağıdır.

Üniter millî devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini aşındırmaya yönelik her girişimin kaçınılmaz sonucu, devletin çökmesi ve milletin bölünmesidir. Vatanını ve milletini seven hiç kimse buna rıza göstermez, izin vermez.

  1. İsrail’in güvenliği ile başta petrol olmak üzere bölgemizdeki enerji, su kaynakları ve kıymetli madenlerin kontrolü gibi etkenlerin şekillendirdiği Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde; Irak ve Suriye’deki merkezi yapının zayıflatılmasının ardından, bölgenin en güçlü devleti olan Türkiye’nin üniter millî devlet yapısının hedefte olduğu açıktır.
    Gazze’de 21. yüzyılın en vahşi soykırımlarından birini gerçekleştiren İsrail’in, Epstein skandalının gölgesinde ABD ile birlikte uluslararası hukuku ihlal ederek İran’a karşı yürüttüğü savaşın boyutları, bizim için de önemli bir uyarıdır. İran’ın, uğradığı yıkıma rağmen İsrail’e karşılık vermesi ve Hürmüz Boğazı’nı kapatması; ayrıca rejim muhalifleri de dâhil olmak üzere İran halkının gösterdiği birlik ve direniş, kırılgan bir ateşkes sürecine girilmesini sağlamıştır. Ancak bölgemizdeki çatışma ortamının her an yeniden alevlenme ihtimali göz ardı edilmemelidir.
  2. Gerek söz konusu “çözüm” süreci gerekse ABD-İsrail ekseninin bölgemize yönelik faaliyetleri karşısında bir kez daha hatırlatıyoruz ki; tarihte pek çok zorlu sınavdan başarıyla geçen Türk milleti, kimliğini, bu topraklardaki tam bağımsızlığını ve egemenliğini sonsuza kadar sürdürecektir.
    Farklı etnik kökenlere sahip vatandaşlarımız, birey olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal ve yasal bakımdan eşit yurttaşlarıdır. Bununla birlikte hepimiz, Anayasa’ya göre vatandaşlık bağıyla “Türk”üz. Dolayısıyla millet olarak “Biz hep birlikte Türk milletiyiz.”
  3. Sosyal medyadaki paylaşımlar, televizyon dizileri ve çeşitli ortamlarda yapılan sözde komedi programları yoluyla ahlaki değerlerimize ve aile yapımıza yönelik yıkıcı faaliyetlere karşı idari ve hukuki merciler gerekli yaptırımları uygulamalıdır. Bu hususta Türk Ocakları şubeleri de bulundukları yerlerde gerekli uyarı ve yasal başvuruları yapacaktır.
  4. Türk Ocakları olarak, Türk milletinin birliği ve Türk Devleti’nin bekası için; aileden ekonomiye, gençlikten eğitime kadar her alanda üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye devam edeceğiz.

Kastamonu Şubesi Sakarya’daki Kritik Toplantıda Yer Aldı (2)

Muhabir: Serkan Kebecioğlu