Saadet Partisi İl Başkanlığı 5’inci Olağan Genel Kurulu’nu Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirdi. Genel kurulda seçimlere tek liste giren Kadir Yalçın, Saadet Partisi İl Başkanı oldu.

Genel kurulda açılış konuşmasını gerçekleştiren Kadir Yalçın; “Tam 56 yıl önce Erbakan Hocamız Kastamonu'da Yaşanabilir Türkiye'nin, Yeniden Büyük Türkiye'nin ve Yeni Bir Dünya'nın nasıl kurulacağını anlatıyordu. O gün, o salonda inanç vardı, şuur vardı, samimiyet ve ihlas vardı. O gün bu teşkilat hangi inançla yola çıktıysa, hangi ruh ve heyecana sahipse bugün de aynı coşku ve heyecanla hedefe doğru yürüyoruz. Bu hareketin Kastamonu'muz da ruh iklimini oluşturan, maddi ve manevi temellerini atan ve rahmeti rahmana kavuşan Mehmet Yetisgen, Cahit Keloğlu, Hüseyin YazIcıoğlu, Celal Kuşoğlu, Rafet Yazıcıoğlu Burhan Yilmaz, Mehmet Doğru, Murat Ahmetoğlu, Ahmet Yalçın, Naim Karaman, Av. Tevfik Yamakoğlu ve adını sayamadığımız nice kahramanı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Bizim en büyük gücümüz 56 yıllık siyasal hafızamız ve değişmeyen ilkelerimizdir. Milli Görüş' ü kıymetli kılan; Hak, Adalet ve Kardeşlik değerleridir. Saadet Partisi'ni de kıymetli kılan bu değerleri taşımasıdır. Hem dünyanın, hem insanımızın yeni başlangıçlara ihtiyacının olduğu bugünde özüne, geleneğine sımsıkı sarılmış bir şekilde geleceğe umutla bakarak il kongremizi gerçekleştiriyoruz. Hepimiz bilmeliyiz ki, Saadet Partisi'nde Coğrafi sınırlar yoktur, Saadet Partisi'nin sınırlarında bütün insanlık vardır. İşte biz bunun için farklıyız. Bizim farkımız inancımızdır. Bizim farkımız ideallerimizdir. Bizim farkımız fedakarlığımızdır. Bizim farkımız samimiyetimizdir. Biz, bu Milletin tarihiyiz, aslıyız, inancıyız, umuduyuz. Biz büyük bir davanın mensuplarıyız. En zor şartlarda bile inancımızı, kararlılığımızı asla yitirmedik. Bundan sonra da asla yitirmeyeceğiz. Bu aziz millete sevgimizden, bu mübarek vatana bağlılığımızdan dolayı, aynı aşk ve aynı heyecanla hizmete devam edeceğiz. Durmak, yorulmak bize yakışmaz. Tüm Kastamonu'yu kapı kapı dolaşıp bu davayı aziz milletimize anlatacağız. Saadet Partisi partilerin değil sistemin alternatifidir. Bu düzen bozuktur. Bu tezgah bozuktur. Bozuk tezgahtan sağlam ürün çıkmaz. Biz var olan tezgaha tașeron olmaya değil bu bozuk tezgahın yerine adil bir düzen kurmaya geliyoruz. İnanıyorum ki gelecek 50 yılı yine Milli Görüşçüler olarak, bizler inşa edeceğiz. Çünkü Saadet Partisi; siyaseti mevki ve makam için değil, Allah rızası için yapan tertemiz bir kadronun adıdır. Bu kadronun tek bir derdi vardır, o da bu ülkeye, bu millete olan aşkıdır, sevdasıdır. Saadet Partisi Türkiye'nin umududur. Türkiye’nin aydınlık geleceğidir. Bu duygularla kongremize katılarak Genel Başkanıma karşı beni mahcup etmediğiniz için sizlere gönülden teşekkür eder, Rabbimin huzurunda sizlerin de mahcup olmamanızı niyaz ederim” dedi.

Saadet Partisi Kastamonu İl Sorumlusu Hulusi Özbek, bir selamla konuşması gerçekleştirerek; “Malumunuz geçtiğimiz 31 Mart seçimlerinde Kastamonu'muzdan genel merkezimizin de teveccühüyle belediye başkanı adayı olduk. Davamızın Kastamonu'muza güzel hizmetler yapmasına bir vesile olması için gayret ettik, çalıştık. Bu manada bize gönül veren, destek veren tüm hemşerilerimize teşekkür ediyorum. Tabii ki olmadı. Vatandaşımızın mevcut yönetimden bıkması ve ondan uzaklaşması için biraz güçlünün yanında yer alarak henüz daha milli görüş belediyeciliğini Kastamonu'muzla tattıramadık. Ve inşallah biz ümit ediyoruz ki bu kongremizle birlikte en yakın zamanda yapılacak olan yerel ve genel seçimlerde Kastamonu'muzu milli görüşle barıştırmaya, milli görüşle tanıştırmaya ve milli görüşün yerel belediyedeki özellikle de o efsane hizmetlerinin Kastamonu'nu hemşerilerimizin de inşallah görmesi için gayret edeceğiz, çalışacağız. Malumunuz bugün aslında genel başkanımızı misafir edecektik burada. Ama Gazze'deki gelişen olağanüstü durumlar, zalim Trump'ın açıklamaları meydan okuması adeta ülkemizin de maalesef başında bulunduğu 57 tane İslam ülkesinin yöneticilerinin gıgı dahi çıkmadığı bir meydan okuyuşuna genel başkanımızın adeta bir meydan okuyuşu mahiyetinde İstanbul Beyazıt Meydanı'nda Trump'a saat 13'e kadar saat vermişti cumartesi günü bugün için. Madem siz on işe gün verdiniz, saat verdiniz, işte biz de sizin karşınızdayız diye güzel bir miting tertip edildi. Bu sebepten dolayı genel başkanımızı maalesef burada misafir edemedik” ifadelerini kullandı. 

Genel kurula katılan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cafer Güneş, “Zor bir süreçten geçtiğimiz belli. Tabir yerinde ise avuç içinde ateş tutmaktan daha zor olan bir dönemden geçerken en zoru da milli görüşçülerin sırtlandığını hepimiz biliyor, hepimiz görüyoruz. Cenab-ı Allah işlerimizi kolay etsin, bizlere yardımcı olsun, ayağımızı kaydırmasın, hayırlısıyla bu imtihandan başarıyla çıkalım inşallah. İkinci söylemek istediğim husus, değerli arkadaşlar, üslup diye bir şey var. Hani derler ya, insanlar kıyafetleriyle karşılanır, sözleriyle uğurlanırmış. Hani derler ya, Kırşehirli Neşet Ertaş'ın dediği gibi, ‘Tatlı dile güler yüze doyulur mu doyulur mu?’ diye. Hani Yunus Emre'den de atıfta bulunurlar ya derler ki ‘söz ola kestire başı söz ola dindire savaşı, söz ola ağulu aşı bal ede’ diye de Yunus Emre'den söylerler. Bir başka sanatçımız da dil yarası dil yarası der. Dil yarası geçmez hançer yarası geçermiş der. Bunun gibi o kadar güzel sözlerimiz, o kadar güzel şeylerimiz olmasına rağmen ne yazık ki siyasilerimiz birbirlerine sokak çocuklarının söylemeyeceği üslupla hitap edip birbirlerinin yüzüne bakamayacak hale geliyorlar. Halbuki öyle değil. Biz siyasi partiyiz, saadet partisiyiz, milli görüşüz. Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi biz de kimseye yapmayız. Bize hakaret edilsin, zinhar. İstemeyiz. Ama biz de kimseye hakaret etmeyiz. Biz siyasi partilerle ancak ve ancak rakibiz. Biz siyasi partilerle düşman değiliz. Ne sözler öyle Allah'ım. Sonra o sözleri bir kenara koyup el sıkışmalar, sarılmalar, bir de bakıyorsunuz ki insan hayretler içerisinde kalıyor. Hatırlayın Sayın Devlet Bahçeli Özgür Özel'e ‘Efendim, kürsüde söylediğim sözlerden dolayı incindiyseniz kusura bakmayın, o sözün gelişiydi’ diyor. Aşağıda insanlar neredeyse birbirini yiyecek. İnsanlar birbiriyle düşman oluyor. Birbirine hakaret ediyor. Şurada biri diğerine aynı hakareti yapsa yüz yüze bakacak haliniz kalmaz ya. Bu ne biçim bir üsluptur. Ha öteki de ondan aşağı mı kalıyor, o da ona daha fazlasını söylüyor. Emin olun bazı söyledikleri sözü ben burada söylerken yüzüm kızarır veyahut da söyleyemem. El insaf. Biz siyasi partiyiz. Rakibiz. Yarışa çıktık. Allah'ın izniyle kim iyi yarışacaksa kim iyi koşacaksa o yarışı kazanacak. Bizim iddiamız milli görüş kazanacak. Çünkü biz biliyoruz ki Cenab-ı Allah insan nüfusu ne kadar olursa olsun bugün 8 milyar diyorlar. 80 milyar da olsa Rabbimin vaadi var. ‘Sayınız ne olursa olsun verdiğim rızık hepinize yetecektir. Ancak adil bir düzen kurarsanız 9 kişiye bir pul bir kişiye dokuz pul vermez, adil olarak bölüşürseniz’ diyor Yüce Rabbimiz. Öyleyse hiç kimsenin rızık endişesi olmasın. Bozuk düzen endişesi olsun. Bozuk düzen hortumlarıyla sağı solu sömürüp kendi ülkesine taşırken diğer taraftaki insanlar maalesef açlıktan ölecek duruma gelirler. Yeni bir dünya diye yeni kurulacak dünyada hakim olacak milli görüş. Kimsenin hakkını oralardan sömürüp ülkemize getirmeyeceğiz. Ülkemizdeki kaynaklar faaliyete geçecek. Allah da buyuruyor ki sermaye tek elde toplanması sizin için felakettir. Sermaye ülkeler arasında, insanlar arasında gezen bir şey olmalı diye. Biz bütün bunları birleştiririz. Bunun adına yeni bir dünya, yeniden büyük Türkiye yeni bir Türkiye diye hitap ederiz. Biz emperyalistlere özenmeyiz. Güçlülerle beraber olup zayıf düşen devletlerin tepesine çökmeyiz. Onların varlıklarına el koymayı aklımızdan bile geçirmeyiz. Sadece onlara hakkı, hukuku ve adaleti tavsiye ederiz. Onun için sözlerimizden herhangi bir şekilde alınacak olursa ben baştan özür dilerim. Hiç kimsenin şahsını hedef alarak konuşmuyoruz. Sadece düşüncelerine hedef alıp düşüncelerini eleştiriyoruz” dedi.

Milli Görüşü geriden bakıp değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Güneş; Lütfen çekirdeğin içine bir girin. Şu anda Avrupa'nın bütün şehirlerinde ülkelerinde demiyorum. Şehirlerinde Almanya'nın bütün şehirlerinde nasıl ki Kastamonu İl Başkanlığı diye levha asılıysa Frankfurt İl Başkanlığı Saadet Partisi, Köln İl Başkanlığı Saadet Partisi Fransa'daki iller için, Avrupa ülkeleri için, Amerika için Saadet Partisi'nin teşkilatları var. Resmen orada faaliyet gösteriyorlar. Genel başkanımız kongreye de yetişecekti. Ancak olağanüstü bir durum gelişti. Gazze Müslümanların meselesi olan insanlığın meselesi olan ilk kıblemiz olan İsrail orada biliyorsunuz yetmiş beş yetmiş altı yıldır işgalci konumunda. Hani Erbakan Hocamız diyordu ya, bana ne Amerika'dan diye. Mecliste söylüyordu bunu. Bir partinin başkanı olarak sonra da genel başkan ve başbakan olarak söylüyordu. Bizim genel başkanımız da bugün 12'de bir şey yapmamız lazım diye bir gün önceden Başkanlık Divanı olağanüstü toplandı. Birkaç tane seri kararlar alındı. Bu kararlardan bir tanesi İstanbul'da Beyazıt Meydanı'nda genel başkanımızın katılacağı bir açıklama olsun ve Trump'a hani bize söylüyordu ya bizim yetkililerimize aptal olma diye hatırlıyor musunuz? Aynı üslupla aptal olma o bölgeye nice krallar kan dökmek için gelmiş şu anda o kralların mezarı bile bulunmuyor diye hitap edecek o açıklamayı orada yapmak üzere karar alındı. Genel başkanımız bugünkü yapılacak kongreleri iptal etmek zorunda kaldı. Selamlarını getirdim” ifadelerini kullandı.

Gazze’de yaşananlara değinen Güneş; “Dünya, ülkemiz gerçekten çok sıcak olayların içerisinden geçiyor. Şimdi genel başkanımızın bugün gelme işini hatırlatınca aklımıza Filistin gelir. Bu Filistin nedir, ne değildir diye şöyle kısaca bir bakmayı ben faydalı görüyorum. Filistin 638 yılında Hazreti Ömer tarafından İslam toprakları olarak ilan edilmiş. 638 yılından sonra Müslümanlar 1100 yıl o Filistin toprakları, Filistin deyince Suriye'yi, Ürdün'ü de içine alacak şekilde Filistin toprakları diye hitap edilirdi. 1100 yıl Müslümanlar hakim olmuş. Bu 1100 yılın 400 yılı da Osmanlı'ya, bizim atalarımıza nasip olmuş. Oraların fethedilmesi, ihya edilmesi. Bu 1100 yıllık zaman zarfında hiçbir tane Yahudi’nin, hiçbir tane Hristiyan’ın tabir yerindeyse burnu bile kanamamış. Hakları neyse aynen verilmiş. Hatta Selahaddin Eyyubi tekrar Filistin'i aldığında oradaki azınlıklara, Müslüman olmayanlara hitaben varsa mallarınızı alabildiğiniz kadar alın, canlarınız emniyettedir, namusunuz emniyettedir. Müslüman olan askerler size gideceğiniz yere kadar eşlik edecek diye demokrasi, insan hakları, özgürlüklerin numunesini göstermiştir. Ve bu bin yüz yıl içerisinde hiçbir gayrimüslime dokunulmamış, ibadetlerini etmiş, haklarını vermişlerdir. Bu yıllar içerisinde bir yüzyıl var ki yüz üç yıl Hristiyanların eline geçmiş. Gelir gelmez Haçlı seferleriyle almışlar burayı. Buradaki Müslümanlara ve buradaki Yahudilere kan kusturmuşlar. Bunlar yüz üç yıl kalmış. Müslümanlar tekrar almış. Osmanlı 1917 yılında maalesef İngilizlere yenilmiş. 1917 yılında Osmanlı yenilince İngilizlere geçince yanlış bilgilerinizi düzeltmek için söylüyorum. İngilizler orayı alınca ilk iş olarak Yahudilere, Siyonist Yahudilere zemin hazırlamak için orada 30 yıl hakimiyetlerini sürdürmüşler. Geldiklerinde yaptıkları ilk iş ev vergisini, arsa vergisini, dükkan vergisini aşırı derecede yükseltmişler. Vergiyi ödeyemeyen Müslümanların mallarına el koymuşlar. Tam o sırada da Hitler Almanya'da Almanya'daki Yahudilere zulmetmiş. Kimilerine göre para verdiği de söylenir. Zemin hazırlanmış. Theodor Herzl'ın çalışmaları, dünyadaki Yahudilerin destekleri, İngiliz'in ayak oyunu, Osmanlı'nın da sıkıntılı döneminden istifade ederek o bölgede bir avuç olan Yahudi azınlık mümkün olduğu kadar yukarıya çekilmeye çalışılmış. Yahudiler gelmiş, 30 yıl sonra oraya yerleşmişler. 1947 yılının sonu, 48'in başında Birleşmiş Milletler orada bir Yahudi Devleti olan İsrail'i ilan etmiş. Birleşmiş Milletler'de kurulmuş bir devlettir. Dünya Siyonizm’in kabul ettiği bir devlettir. Üzülerek söyleyeyim ki Amerika Birleşik Devletleri İsrail'i devlet olarak kabul ettikten sonra da Türkiye Cumhuriyeti de üzülerek söyleyeyim ikinci devlet olarak İsrail'i kabul etmiştir. 1948'den bugüne kadar yaklaşık 76 yıldır orada Yahudilerin zulümleri vardır. Hristiyan kalmamıştır. Müslümanlar vatan, bayrak, namus, şeref uğruna 75 yıldır mücadele vermektedir. Her gün ölüp ölüp dirilmekteler. Şehit olduklarına inandıkları için bir avuç azınlığı dünyanın en korkunç silahlarına sahip olan İsrailler bir türlü sindirememiştir. Şimdi yine maça dışarıdan müdahale edilir gibi Avrupa ülkelerinden Amerika'dan yardım alınarak oraya bir şeyler yapılmak isteniyor. İşte tam bu sırada da Türkiye'de her parti kendi fikrini gösteriyor. Dünya gündemine ilk defa 1980 yılının Eylül'ün ilk 6'sında Kudüs mitingi diye Konya'da bir miting yapıldı. Çok büyük bir miting. Erbakan Hocamız başta olmak üzere Cenab-ı Allah Erbakan Hocamıza da, geçmişlerimize de, bu ülkeye faydalı olanların hepsine de rahmet diliyorum. Onlara Cenab-ı Allah inşallah cennetiyle muamele eder diye de dua ediyorum. Dünya gündemine Filistin böylece taşınmış oldu. Filistin haftası diye bir hafta yapıldı. Milli görüşçüler bu haftayı sürekli andılar, kutladılar. İktidara geldiğimiz dönemlerde pek irtibat kurmadık. Ancak birileri gömleğini çıkarttı, İsrail'e övgüler dizmeye başladı. Zannettiler ki İsrail'e övgü dizersek, onları ayakta karşılarsak, misafir edersek dünyanın jandarması olan Amerika'da bizi ayakta karşılar diye. Onun içindir ki şu göstereceğim içler acısı resimleri maalesef bize yaşattılar. Şu İsrail askerini taşıyan Türk askeri Köşke, külliyeye adı ne olursa olsun Siyonist bayraklı adamları külliyeye getirdiniz. Getirirken havaalanından külliyeye kadar İsrail ve Türk bayraklarıyla şehri donattınız. Milli görüşün, milli gençliği gece belli bir saatten sonra sokağa çıktı o direklere asılı olan İsrail bayraklarını biri sandalye oldu, biri onun üstüne çıktı, havaalanından külliyeye kadar ne kadar bayrak varsa gece sabaha kadar indirildi. Milli görüşçü, milli görüşçü Bir tek kişi bile kalsa Allah'ın izniyle hakkı hakim kılmak, yeni bir dünya kılmak idaremizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Vazgeçme işimizin sebebi de biz Kalubela’da inanırız. Kalubela'da Allah'a söz vermiş insanlarız. ‘Ey insanlar! Ben sizin Rabbiniz miyim?’, ‘Evet Ya Rabbi, Sen bizim Rabbimizsin.’ ‘Yaşınızın vakti geldiğinde, dünyaya gelip aklınız erdiğinde benim yap dediklerimi yapacak mısınız?’, ‘Evet Ya Rabbi’, ‘Kaç dediklerimden kaçacak mısın?’, ‘Evet Ya Rabbi’, ‘Bana düşman olana düşman, dost olana dost olacak mısınız?’ ‘Evet ya Rabbi’, senin uğrunda mücadele veriyoruz diyen kişiler, bu işi anlayanlara milli görüşçüler denir. Anlamayanlara da kardeşhane bir şekilde anlatmak sizlerin boynunun borcudur. Biz burada bir siyasi partiyi konuşuyoruz ama dünyanın tüm dertleri de bizim derdimiz olduğunu lütfen unutmayın. Zaman zaman bize soruyorlar, bu arkadaşlar da sizin arkadaşınız değil mi? Evet, bizim arkadaşımızdı. Gömleğini çıkarttı bu arkadaşlar. Bunları aklınızdan, hafızanızdan silmeyin. Bundan başka bir şeyler de var mı? Olmaz mı? Cumhuriyet kurulalı 100 yıl olmuş. Yüzyıl içerisinde hiçbir iktidar meclise İsrail Devlet Başkanı'nı getirip konuşturmamış. Kendi partisinin milletvekillerini de alkışlamaya mecbur etmemiş ancak şu andaki iktidar maalesef İsrail Devlet Başkanı'nı meclise getirmiş ve orada konuşma yaptırmış ve de alkışlattırmıştır. Bizim kimseye düşmanlığımız yok. Ama bu hareketlerini gittiğimiz her yerde anlatırız. Hepsini bunların yüzlerine vurmak boynumuzun borcudur. Ey Kastamonulular, Birleşmiş Milletleri'ni kendiniz kurup Hakk'a hizmet ettirmezseniz zalimler kurur, şerre hizmet ettirir. Bu Birleşmiş Milletler Hakk'a hiçbir zaman hizmet etmemiştir. Son olarak örneklerini görüyoruz. Birleşmiş Milletler'in aldığı hiçbir karara İsrail uymamıştır. İsrail'e övgüler dizmek, onunla fotoğraf çekinmek, onu en üst seviyede ağırlamak, ne yaparsanız yapın, hiç boşuna uğraşmayın. Küfür tek millettir. Yahudiler, Siyonistler bildiklerinden bir ayak geri kalmazlar. Öyleyse güçlü olmak zorundayız. Hakkı savunmak zorundayız” şeklinde konuştu.

Türkiye gündemine de değinen Güneş; “AK Parti'nin Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanımız diye eleştirirsem belki buradan çıkarken beni tutuklayabilirler. Onun için AK Parti genel başkanı, benim de il başkanlığından, ben Kırşehir il başkanıyken Sayın Recep Tayyip Erdoğan da İstanbul il başkanıydı. İl başkanlığını aynı dönemde yaptık. Arkadaşım olan Sayın AK Parti genel başkanı ne diyor? Şu yanlış diyoruz. Memur sıkıntıda, esnaf sıkıntıda, hayvancılıkla uğraşan sıkıntıda, sıkıntıda, sanayiyle uğraşan sıkıntıda. ‘Çıkıyor bize, biz bir kanalda zar zor konuşurken bir sürü kanalda canlı yayınla ‘Bekara karı boşamak kolay’ diyor. Aynen hitap bu. ‘Bekara karı boşamak kolay’ diyor. Biz de kendisine diyoruz ki, sevgili değerli arkadaşımız, biz iki kere hükümete geldik. Biri 1974'te hükümete geldik, bir tanesi de 1996'da, o zaman Erbakan, 1996'da başbakan olmuştu. Başbakan olduğundaki olaylardan birkaç tanesini size hatırlatayım. Şöyle bir bakın, ondan sonra 1974. Erbakan Başbakan Yardımcısı. O gün sağ partilerin hepsi bizi solcularla koalisyon kurduğumuz için ne komünistliğimiz kaldı, ne dışlamadıkları. Doğru mu? Doğru. Hepimiz sindik. Ya sol ile sağ bir araya gelir miymiş diye. Ya arkadaş biz düşman mıyız ya? Türkiye Cumhuriyeti'nin bir anayasası var. Bir de kanunları var. Bu kanunlara uyan tüm partiler bu ülkenin partisidir. Zaman zaman görüşür, zaman zaman da koalisyon kurulur. Niye bu kadar abartıyorsunuz bu meseleyi? Çok abarttılar. Neredeyse sokağa çıkılmayacak hale getirdiler. İşte o dönemde yapılan bazı çalışmalar. Bir tanesi şu arkadaşlar. Şu elimde gördüğünüz Türkiye haritası. 1974'te rahmetli genel bakan ve Ecevit'in hükümetinde temeli atılan fabrikalar, 225 tane fabrikanın temeli atıldı. Atılan bu temellerden 75 tanesi faaliyete geçti. O dönemde Kıbrıs Barış Harekatı o dönemde yapıldı. Kur'an kursları o dönemde açıldı. İmam Hatiplerin tüm okullara girişi askeriye hariç o dönemde sağlandı. ABD üsleri Kıbrıs'tan dolayı bize ambargo koyunca ABD'nin 16 tane üssü kapatıldı. Ne anlatıyorum size bakar mısınız ve bu fabrikalar şöyle bir kitap haline getirdik. Ağır sanayi diye. Erbakan hocamızın da olduğu. Bu kitapta iki yüz yirmi beş tane fabrika, bunun yetmiş beş tanesi faaliyete geçmiş ve bu fabrikaları bugün mirasa konmuş evlat gibi hepsini satıp kapattırdılar. Şeker fabrikaları kapandı. Sümerbanklar kapandı. Çimento fabrikaları kapandı. Petlas'ı kapatmak üzereydiler. Bütün fabrikalar arsa niyetine satıldı. Birilerine tabir yerindeyse hibe edildi. Satıldı. Şu 225 tane. Bakar mısınız? Şu fabrikalar faaliyete geçmiş olsa Türkiye'de göç nedir Yaşamamış olacağız. Şimdi köyler ilçelere, ilçeler şehirlere, şehirler büyük şehirlere. Büyük şehirler yaşanmaz hale geldi. Küçük şehirler onlar da kimse olmadığı için yaşanmaz hale geldi. Emin olun çok büyük bir felaketin içinden geçiyoruz. 23 yıl tek başına iktidar en alttaki devlet kademesinde en üste kadar devlet kademelerini elinde tutan arkadaşlarımız hala yapacağız demeleri yok mu? Yahu siz Erbakan Hoca'nın talebesiydiniz. Erbakan Hoca bir yıl geldi memur ihya oldu. İşçi ihya oldu. Emekli ihya oldu. Hayvancılıkla uğraşanlar ihya oldu. Sanayi, ticaret hareketlendi. Bir kuruş borç almadı. Biraz sonra onu da söyleyeyim. 1974 Kıbrıs savaşı Erbakan hocamız başbakan vekili iken Sayın Ecevit Allah rahmet eylesin İngiltere'de garantörlük görüşmeleri yaparken komutanlar Erbakan hocamıza bir an önce müdahale etmemiz gerektiğini söylüyor. Bunun üzerine başbakan vekili olarak telefonlar, görüşmeler yapılıyor. Kıbrıs'a çıkartma harekatı. Amerikan'ın 2 gün sonra ancak veya 1 gün sonra haberi ancak oluyor. Amerikan'ın haberi olduğunda kan beynine sıçrıyor. Kan beynine sıçrayan bu Amerikan zalimi 6’ncı filoyu Kı

Muhabir: Kastamonu İstiklal Gazetesi - TV366