Kurban Bayramı kana bulandı: 4 günde 26 kişi öldü! Kurban Bayramı kana bulandı: 4 günde 26 kişi öldü!

Whatsapp Image 2024 05 31 At 22.32.04

Kastamonu’da, Filistin’e Destek Platformu tarafından organize edilen "Kastamonu Filistin’e Destek İsrail’e Lanet Yürüyüşü" gerçekleştirildi. Yürüyüş, Kışla Parkı’ndan başlayarak Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. Yürüyüşe katılan kalabalık Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen programla, İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği saldırıları protesto etti.

Filistine Destek Yuruyusu (1)-1

Program yürüyüşün sona erdiği Cumhuriyet Meydanı’nda Hafız Yiğit Veysel Arıcı tarafından okunan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından Eğitimci-Yazar Ayşe Müzeyyen Taşçı konuştu.
Filistine Destek Yuruyusu (6)-1

Taşçı “Kadim şehrimiz Kastamonu’nun vicdan sahibi, merhamet sahibi Filistin dostlarını saygıyla selamlıyorum” diye başladığı konuşmasında İsrail-Filistin gerilimini tırmandıran İsrail’in bugüne kadar yaptıklarını anlatarak sözlerine şu şekilde devam etti;

“İsrail 2007 yılından itibaren açık hava cezaevine çevirdiği Gazze’yi bu kez bir soykırım kampına dönüştürdü. Soykırım kampını biz ilk Nazi Almanya’sında gördük; insanların toplama kamplarında yakıldığı tarih. Sonra Bosna’da gördük; Birleşmiş Milletler’in gözetimi altındaki güvenli bölgelerde 35 bin çocuk katlettiler, 350 bin
masum ve sivili katlettiler, 55 bin Müslüman kadının namusuna tecavüz ettiler. Şimdi ise, Gazze’de bir soykırım uygulanıyor ve Doğu Türkistan’da aynı şekilde bir soykırım uygulanıyor. Bin 200 tane toplama kampında Çin, Doğu Türkistanlıların 5 Milyonluk nüfusunu zorla tutarak adeta sivil bir soykırım gerçekleştiriyor ve bunu gizleme ihtimali kalmadıktan sonra dünyaya kampları, eğitim kampı olarak ilan ediyor. Okuma yazma bilmeyen 80 yaşındaki amcayla, profesör olmuş bir akademisyeni aynı kampta neyin eğitimine tuttuğunu da akıllara zarar bir oyunla bize yutturmaya çalışıyor.
5 Milyon Doğu Türkistanlı, 1200 soykırım kampında Çinlileştirilmek ve asimile edilmek üzere soykırıma uğruyor.
Whatsapp Image 2024 05 31 At 22.29.11

Gazze’de 7 Ekim’den bu yana 35 bin sivil, kadın ve çocuk olmak üzere katledildi. Bugün İsrail geldiği noktada, gözü dönmüş bir şekilde birkaç gün önce, Birleşmiş Milletler’in bir yapısı olan güvenli bölge olarak ilan ettiği Refah’ta, sivil halkı toplayıp kurduğu çadır kentlere tam 8 bin ton patlayıcı ve yakıcı bomba atarak insanları bütün dünyanın gözü önünde diri diri yaktı, katletti. İşbirlikçi Amerika bu fotoğrafların karşısında bu cürme göz yumacağını ve desteğe devam edeceğini ilan etti, bütün bu vahşetler, bütün bu soykırımlar dünyanın gözü önünde gayri insani bir şekilde, modernleşmenin bilişim dünyasının, çağdaşlığın bu kadar çok dillendirildiği, özgürlük anıtlarının şehirlerinde yer aldığı Amerika ve İsrail’in denetiminde, Doğu Türkistan’da ve Gazze’de ne yazık ki, her birimizin ciğerini yakarak devam ediyor.”

“Hamas’a Terörist diyenler, Kurtuluş Savaşı’nı yapanlara da terörist der” şeklinde konuşan Taşçı; “Kendi topraklarını, kendi namusunu ve bağımsızlığını korumak için direnen kahramanların arkasından, meydanlardan sahip çıktığımız müddetçe, inşallah İsrail’in sonunu hep birlikte göreceğiz” dedi.

Whatsapp Image 2024 05 31 At 22.29.11 (1)

Taşçı’nın ardından söz alan Birlik Vakfı Kastamonu Şubesi Başkanı Erdal Arslan, konuşmasında Kudüs'ün ve Gazze'nin önemine vurgu yaparak, İsrail'in Filistin halkına karşı gerçekleştirdiği zulme sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti. Arslan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde oldu:

“Selam olsun iki cihan serveri Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin ümmetine emaneti Kudüs’e... Selam olsun Nureddin Zengiler’in hasreti, Selahaddin Eyyubi’lerin vuslatı Filistin diyarına... Selam olsun Yavuz Sultan Selim Han’dan Abdülhamid’i Sani’ye, ecdadın 400 yıl barış huzur ve kardeşlik ikliminde yaşattığı Gazze’ye... Selam olsun vatan uğruna can feda eyleyen Şerife Bacılar’ın, İngiliz’e tarihin en büyük hezimetini yaşatan Halil Kut Paşa’ların, Siyonist teröristlere karşı Filistinli kardeşlerimizin yanında durduğu için şehit edilen Nuri Paşa’ların torunları olan Kastamonu halkına...”

Whatsapp Image 2024 05 31 At 22.32.04


Arslan, İsrail’in Filistin topraklarındaki saldırılarını “soykırım” olarak nitelendirerek, uluslararası toplumun ve İslam ülkelerinin bu vahşete sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı. Arslan, ayrıca İsrail ve Amerika ürünlerine boykot çağrısında bulundu.

“Bugün burada bu meydanda söz verelim: İsrail ve Amerika ürünlerini almıyoruz! Kanlı terörün ve soykırımın müsebbibi canilere destek veren ülkelerin ürünlerini almıyoruz! Duyguda, düşüncede, duruşta yerli ve milli diyoruz!”

Arslan’ın konuşmasının tamamı şöyle:

“Selam olsun iki cihan serveri Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin ümmetine emaneti Kudüs'e... Selam olsun Nureddin Zengi'lerin hasreti, Selahaddin Eyyubi'lerin vuslatı Filistin diyarına... Selam olsun Yavuz Sultan Selim Han'dan Abdülhamid-i Sani'ye, ecdadın 400 yıl barış, huzur ve kardeşlik ikliminde yaşattığı Gazze'ye... Selam olsun vatan uğruna can feda eyleyen Şerife Bacıların, İngiliz'e tarihinin en büyük hezimetini yaşatan Halil Kut Paşaların, Siyonist teröristlere karşı Filistinli kardeşlerimizin yanında durduğu, yerli ve milli savunma sanayisini şahlandırdığı için şehit edilen Nuri Paşaların torunları olan Kastamonu halkına... Selam olsun Gazze'deki vahşete sessiz kalmayan, Siyonist terörüne lanet okuyan, İbrahim ateşine bir damla su taşıma sevdasıyla şu meydanı dolduran sizlere...

1947 yılından bu tarafa Filistin topraklarında vahşeti, katliamı, soykırımı hiç ara vermeden sürdüren İsrail terör devletini; 7 Ekim tarihinden bu tarafa uluslararası bütün sözleşmeleri, ahlaki kuralları ve insan hakları mahkemesi kararlarını ayaklar altına alıp Gazze’de insanlık tarihinin en acımasız saldırılarını gerçekleştiren Siyonist terörüne, sınırsız destek veren Amerika’yı ve diğer emperyalist hükümetleri; kundaktaki bebekten beli bükülmüş ihtiyarlara, genç yaşlı kadın çocuk demeden vahşice bombalar, füzeler yağdıran, eli gözü gönlü kalbi kanlanmış vahşilerin göz göre göre gerçekleştirdiği soykırıma sessiz kalan İslam ülkelerinin liderlerini yüce Allah'ın adaletine tevdi ettiğimizi belirterek sözlerime başlamak istiyorum.

Filistine Destek Yuruyusu (5)

Çok kıymetli Kastamonulu kardeşlerim!

Bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşen ve 7 Ekim'den bu tarafa süregelen kanlı vahşet geçtiğimiz gün Refah’taki çadır kampına yapılan ahlaksızca ve kalleşçe saldırılarla zirve noktasına ulaştı. Büyük bir çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu kırk bine yakın masum insan katledildi sekiz aylık zaman diliminde. Gazze’de taş üstünde taş bırakmayan, camileri, kiliseleri, okulları, hastaneleri, hatta çadırları bile bombalayan, devlet eliyle terörün, vahşetin, katliamın en iğrencini yapan İsrail terör devletinin ve kendisini destekleyen başta Amerika olmak üzere emperyalist ülkelerin karşısında; Kudüsçe bir duruş, Gazzece bir haykırış, Müslümanca bir yakarış için toplandık.

Kıymetli kardeşlerim, sekiz aydır Gazze'de yaşanan zulüm artık dayanılmaz bir hal almış vaziyette. Ne yazık ki başı gövdesinden kopan çocukları, diri diri yakılan masumları, bedenleri paramparça olmuş kadınları televizyon ekranlarından izliyoruz. Ve biliyoruz ki, Siyonist Yahudi teröristleri bugün Filistin topraklarında, yarın sınırlarımızda, sonrasında Anadolu’muzda aynı vahşet ve katliamı sergileme rüyalarını görmektedir! Ve biliyoruz ki, Arz-ı Mev'ud denilen vaat edilmiş topraklar hedefleri için, bozdukları ve kendilerine uydurdukları Tevrat'taki dini metinlerin ardına sığınarak yaptıkları katliamlar Gazze’de durmayacaktır!

Ancak, haksızlık karşısında susan, zulüm, vahşet ve soykırıma sessiz kalan olamayız, olmamalıyız! Peki ne yapabiliriz? Hükümetlerinin vahşet ve soykırıma her türlü desteği verdiği Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, Fransa’da bile insanlar sokaklara, meydanlara akıyor ve İsrail terör devletinin sergilediği vahşet ve soykırımı lanetliyorken; Müslümanların ilk kıblesi olan, Peygamber Efendimizin ümmetine nasihat eylediği üç mübarek diyardan birisi olan, Selahaddin Eyyubi'nin şanlı zaferini tarihin altın sayfalarına, Yavuz Sultan Selim'in mübarek seferini yüreklere kazıyan ve dört asır boyunca özbeöz Türk yurdu olarak huzurun, barışın, kardeşliğin hüküm sürdüğü Filistin topraklarındaki vahşete biz sessiz kalabilir miyiz?

Kardeşlerim, öncelikle şunun bilinmesini sizlerden istirham ediyorum; toplumun vicdanını susturmak için yıllardır kullanılan ve bilinçli, planlı, maksatlı bir şekilde sürekli gündemde tutulan yalanlar var:

  1. İsrail devleti, Filistinliler topraklarını sattıkları için kuruldu yalanı: 1917 yılında başlayan ve 1948 yılına kadar süren 31 yıllık İngiliz mandası yönetimi esnasında, her türlü hukuksuzluğa, zorbalığa, baskıya rağmen satılan toprakların oranı sadece ve sadece yüzde birdir! 1947 yılında Birleşmiş Milletler tarafından yapılan taksimat planında, toprakların yüzde 95'ine sahip Filistinlilerin vatanlarının yarıdan fazlası ellerinden alınıp Yahudilere verilmiştir. Filistin diyarına Avrupa'dan kovulan, kaçan, sığınan ve Filistinlilerin acıyarak, merhamet ederek evlerini, gönüllerini açtıkları ve 1947 yılında toprakların yüzde beşinde misafir edilen Yahudiler, Birleşmiş Milletler kararıyla sığındıkları toprakların işgalcisi olmuştur. İsrail terör devleti, Filistinliler topraklarını sattıkları için değil, tam tersine satmadıkları için Birleşmiş Milletler denilen örgütün Filistinlilerden gasp ettiği kararla kurulmuştur.
  2. Zamanında Araplar bizi arkadan vurmuştu yalanı: Hamas’ın askeri kanadının, Filistin Devleti ordusunun ismini de aldığı İzzettin el Kassam’ın ömrünün sonuna kadar İngilizler, Fransızlar ve Siyonist teröristlerle mücadele ettiğini, ömrünün sonuna kadar Osmanlı'ya sadık bir nefer olarak kaldığını bilmeden, şanlı Medine müdafaasında hemşehrimiz Fahrettin Paşa’yla birlikte 46 gün boyunca İngilizlere ve hain Şerif Hüseyin’e kahramanca direnen Medineli Arap aşiretlerin çekirge yediğinden haberdar olmadan, İngilizlere tarihinin en büyük hezimetini yaşatan Kastamonulu Halil Kut Paşa’nın tarihin altın sayfalarına silinmemecesine kazıdığı şanlı Kut'ül Amare Zaferi'nin kazanılmasında büyük rol oynayan Uceymi Paşa’nın ardına 25 Arap aşiretini de alarak cephede verdiği mücadeleyi okumadan, Osmanlı’nın bir neferi olduklarını hem dille hem de mücadele ile gösteren Madra Mudran, Halil Ganem, Beracine aşiretlerinin Lawrencelerin ayak oyunlarına nasıl direndiklerini görmeden, ve Balkan Savaşları'ndan Kurtuluş Savaşı'na kadar Türk askeri ile omuz omuza cephede çarpışıp şehadete yürüyen Nablus, Cenin, Hayfa, Halilürrahman, Yafa, Gazze ve Kudüs'ten 640’tan fazla şehidin mezarını görmeden, Mustafa Kemal Atatürk’ün 20 Nisan 1920 tarihli gizli oturumda Arapların daima bizim yanımızda mücadele verdiğini ifade ettiğini bilmeden, sadece tek bir hain aşiret üzerinden "Araplar bizi arkadan vurdu" demek sadece tarih cehaleti değil aynı zamanda büyük bir vefasızlık değildir de nedir?
  3. Filistin, Arapların meselesi yalanı: 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılan ve 1917 yılına kadar 401 yıl boyunca Türk hakimiyetinde barış, huzur ve güven iklimini yaşayan Filistin diyarı, Peygamber Efendimizin nasihati, Yavuz Sultan Selim Han’ın ve Sultan Abdülhamid Han’ın emanetidir. Filistin diyarında binlerce Türk eseri, binlerce ecdat vakfı ve sayısız şehidimiz vardır. Ve Balkanlarda, Anadolu’da, Ortadoğu coğrafyasında 640’tan fazla Kudüslü, Gazzeli, Halilürrahmanlı, Cenilli, Yafalı, Hayfalı yani Filistinli şehit ecdadımızla yan yana omuz omuza yatmaktadır. Filistin, dini pencereden baksanız da milli pencereden baksanız da bizim meselemizdir.

Netanyahu denilen gözü dönmüş, ruhunu şeytana satmış, damarlarından merhametin ve insanlığın tüm hasletleri çekilmiş barbar ve hükümetine vatandaşlar olarak, fert olarak vurabileceğimiz en büyük ve tek etkili tokat hurma ağaçlarını kesmektir! Yeni bir Hayber fethi için, Gazze’de, Batı Şeria'da akan Müslüman kanının durması için, zalimin zulmünün yanına kar kalmaması için, insanlık onuru için, tarihe ve ecdada vefa için boykot diyoruz! İsrail ve işbirlikçisi, destekçisi Amerika ürünlerini Allah rızası için almayın, aldırmayın… Unutmayın… Biz soykırımcıların içeceklerini, yiyeceklerini, deterjanlarını, temizlik ürünlerini, kıyafetlerini almazsak ölmeyiz… Ama alırsak yürekleri sızlatan, kelimeleri, kavramları anlamsız kılan, akılların almadığı bu vahşi katliam ve soykırım devam eder.

Var mısınız Kudüsçe bir duruşa, Gazzece bir direnişe, Müslümanca bir haykırışa… Var mısınız bugünden itibaren terörist İsrail ve katil Amerika ürünlerini boykota, var mısınız yeni bir Hayber fethine…

Filistine Destek Yuruyusu (3)

Çok değerli Kastamonulular!

Boykotu küçümsemeyelim! Boykotu ihmal etmeyelim! Unutmayın ki; tarih bugünleri yazacak! Unutmayın ki; çocuklarımız, torunlarımız gelecekte bugünlerin vahşet ve katliamını okurken "İslam dünyası ne yapıyordu, benim milletim ne yapıyordu, babam, annem, dedem, ninem ne yapıyordu?" diye soracaklar. Unutmayın ki; tarih bugünleri sorgulayacak! Gazze kasabı vampirleşmiş Netanyahu, katil Amerika ve diğer soykırım işbirlikçileriyle birlikte bu zulme sessiz kalanlar da tarih önünde aynı kefeye konacak. İbrahim ateşine su taşıyan karıncalar olalım. Filistinli mazlum, masum çocukların, kadınların üzerlerine yağan bombaların, kurşunların sponsoru olmayalım. Soykırım ateşine biz de yakıt taşımayalım.

Bugün burada bu meydanda söz verelim: İsrail ürünlerini almıyoruz! Amerika ürünlerini almıyoruz! Kanlı terörün ve soykırımın müsebbibi canilere destek veren ülkelerin ürünlerini almıyoruz! Sadece savunma sanayisinde değil, her sektörde yerli ve milli diyoruz! Duyguda yerli ve milli diyoruz! Düşüncede yerli ve milli diyoruz! Duruşta yerli ve milli diyoruz! Bugün burada bu meydanda söz verelim; Arz-ı Mev'ud hayaliyle önce Filistinlileri yok etmek isteyen, ardından gözünü Türkiye'mize dikecek olan İsrail terör devletine hiçbir ekonomik ve ticari katkı vermiyoruz. Gazze’de, Batı Şeria’da tarihin en korkunç vahşetini sergileyen terörist İsrail devletini sen kahr-u perişan eyle ya Rab! Aylardır süren soykırım ve vahşete rağmen vatanlarını terk etmeyen, imanlarını daha da güçlendiren ve tarihin gördüğü en şanlı ve onurlu direnişi sergileyen Filistinli kardeşlerimize sen yardım eyle ya Rab! Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Yemen’de ve dünyanın dört bir yanında zalimlerin zulmü altında olan mazlumların sen koruyucusu ol ya Rab! Bizlere onurlu bir tavır, bilinçli bir duruş ve birlik olmayı nasip eyle ya Rab!

Selam olsun iki cihan serveri Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin ümmetine emaneti Kudüs'e... Selam olsun Nureddin Zengi'lerin hasreti, Selahaddin Eyyubi'lerin vuslatı Filistin diyarına... Selam olsun Yavuz Sultan Selim Han'dan Abdülhamid-i Sani'ye, ecdadın 400 yıl barış, huzur ve kardeşlik ikliminde yaşattığı Gazze'ye... Selam olsun vatan uğruna can feda eyleyen Şerife Bacıların, İngiliz'e tarihinin en büyük hezimetini yaşatan Halil Kut Paşaların, Siyonist teröristlere karşı Filistinli kardeşlerimizin yanında durduğu, yerli ve milli savunma sanayiini şahlandırdığı için şehit edilen Nuri Paşaların torunları olan Kastamonu halkına... Selam olsun Gazze'deki vahşete sessiz kalmayan, Siyonist terörüne lanet okuyan, İbrahim ateşine bir damla su taşıma sevdasıyla şu meydanı dolduran sizlere...

Sözlerimi Üstad Necip Fazıl’ın İsrail şiiriyle bitirmek istiyorum:

Koca bir devleti yıktılar türlü oyun ile savaş ile Ve sonra bir devlet kurdular kan ile zulüm ile.. Ecdadımın gölgesinde kendinizi gizlediniz Ne kadar kanı bozuk, ne kadar da zalimmişsiniz

Kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden Kurşunlar yağdırır, can alır düşünmeden Elbet senin de bir sonun olacak eminim Göreceğiz inşallah Azrail'e can vermeden...

Bunca zulüm yanınıza kâr kalır mı sanırsınız? Ey Firavun'un çocukları kendinizi ne sanırsınız? Bu ümmetin çocukları elbet uyanacak bir gün İşte o zaman kaçacak yer ararsınız

Yıkılasın ey İsrail Enkazını göreyim Sana ülke diyenin Yüzüne tüküreyim!"

Yürüyüşe katılanlar, konuşmaların ardından edilen duaya eşlik etti. Kastamonu Müftü Vekili Selim Demir tarafından edilen dua sonrası katılımcılar; ellerinde Filistin bayrakları ve çeşitli pankartlarla sloganlar atarak Filistin halkına desteklerini ifade ettiler.

Gösteri, olaysız bir şekilde sona erdi. 

Muhabir: Ozan Furkan ATLAMAZ