Kastamonu Eğitim Sen, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada emek sömürüsüne, yoksulluğa, piyasacı eğitim politikalarına ve çocuk işçiliğine karşı mücadele çağrısında bulundu.
Açıklamanın tamamı şu şekilde oldu:
Bugün 1 Mayıs! Bugün, işçi sınıfının 1886 yılından bugüne yürüttüğü zorlu mücadelenin en simgesel günü! Bugün Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında; sermayenin baskılarına, derinleşen yoksulluğa ve her türlü ayrımcılığa karşı direnenlerin, hakkına ve alın terine sahip çıkanların günüdür! İşçi sınıfının iki yüz yılı aşkın süredir yürüttüğü mücadelenin simge günü olan 1 Mayıs’ta Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında sermayenin karşı direnen, eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürüten, hakkına alın terine sahip çıkan bütün işçi ve emekçileri selamlıyoruz.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında meydanlarda buluşan emekçiler, soframızdaki ekmeğin her gün küçülmesi, adalet terazisinin tamamen bozulması, temel hak ve özgürlüklerimizin gasp edilmesine karşı sessiz kalmayacaklarını haykırıyorlar.
Siyasi iktidar, yıllardır toplumun farklı kesimlerinin giderek artan ve acil çözüm bekleyen sorunlarını geri plana iterken, kendi siyasal-ideolojik hedeflerini hayata geçirmek için her fırsatta toplumu ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya ve bölmeye çalışıyor.
Eğitim sistemi bugün kamusal bir hak olmaktan hızla uzaklaştırılmakta, piyasanın insafına ve ideolojik kuşatma ve dayatmalara terk edilmektedir. Bugün dünya ve Türkiye, emek ve özgürlük düşmanları tarafından sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirilmek istenmektedir.
Ülkemizde emek sömürüsüne, işten atmalara, açlığa ve yoksulluğa karşı, ÇEDES ve MESEM gibi uygulamalar üzerinden çocukların geleceğinin karartılmasına, eğitim ve sağlık hakkı başta olmak üzere, kamu hizmetlerinin tamamen piyasaya açılmasına neden olan tüm uygulamalara karşı, birleşik bir emek mücadelesinin oluşturulması zorunludur.
Dünyanın en uzun çalışan, en az izin kullanan, durmaksızın iş cinayetlerine kurban giden emekçileri bu ülkede yaşam savaşı veriyor. Ülkemiz bir ucuz emek cenneti haline getirilmek istenmektedir.Çocuklar işçi değil, öğrencidir! MESEM ve benzeri projelerle çocuklarımız sermayeye ucuz iş gücü olarak sunulamaz! Eğitim haktır, piyasanın insafına bırakılamaz!
ÇEDES ve benzeri projelerle okullar, pedagojik formasyonu olmayan kişilerin ideolojik faaliyet alanına dönüştürülemez. Eğitim; laiklikten, bilimsellikten ve evrensel çocuk haklarından koparılarak siyasi ajandaların insafına bırakılamaz!
Çocuklarımızın zihinleri, liyakatsiz kadroların ve karanlık protokollerin deneme tahtası değildir. Bizler açısından okullar sorgulayan, özgür düşünen ve bilimin ışığında yürüyen nesillerin yetiştiği kamusal bir kaledir.
Eğitim kurumlarında, okullarda ve üniversitelerde, görev yapan idari, teknik ve yardımcı hizmetler sınıfındaki arkadaşlarımız düşük ücretlere ve belirsiz görev tanımlarına mahkûm edilmektedir. Eğitim hizmetinin niteliği, ancak bu alanlarda çalışan tüm emekçilerin haklarının tanınması ve iyileştirilmesiyle mümkündür.
Ülkenin geleceğin kendi siyasal-ideolojik hedeflerine göre şekillendirmek isteyenlere karşı birleşmek, birlikte mücadele etmek zorundayız. Bu nedenle bugün taleplerimizle 1 Mayıs alanlarındaki buluşmamız, 1 Mayıs sonrasında yürütülecek olan mücadelenin güçlendirilmesi açısından ayrıca önemlidir.
Sermayenin ve gericiliğin el ele vererek hayatlarımızı kuşattığı bu dönemde, bizler;
ü İnsanı insana kul eden, emeği değersizleştiren sömürü düzenine karşı onurlu bir emek mücadelesini,
ü Halkları birbirine kırdıran emperyalist savaşlara ve silahlara aktarılan kaynaklara karşı, çocukların ölmediği adil bir barışı,
ü Eğitimi ve toplumsal yaşamı dogmalarla kuşatan karanlığa karşı, aklın ve özgürlüğün teminatı olan laikliği savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!
Sömürüye karşı alın terimizi, savaşa karşı kardeşliğimizi, gericiliğe karşı aydınlık geleceğimizi savunuyoruz.
Bizler, sadece soluduğumuz havanın değil, eğitimden sağlığa her türlü kamusal hakkın sermayeye peşkeş çekildiği bu adaletsiz düzeni reddediyoruz! Bizim kavgamız; her bireyin onuruyla çalıştığı, demokratik ve laik bir Türkiye kavgasıdır.
Mücadelemiz; okulların şiddetten bütünüyle arındırıldığı, çocuklarımızın okul kapısından içeri güvenle girdiği “şiddetsiz okul” ve her bir ferdin korkusuzca yaşadığı “güvenli toplum” idealini gerçek kılmak içindir. Devletin her çocuğa en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek sunmakla yükümlü olduğu; çocuk haklarının her türlü sistematik saldırıya karşı sarsılmaz bir kale gibi korunduğu aydınlık bir gelecek için mücadele ediyoruz.
1 Mayıslar emeğin, hak aramanın, barışın, kardeşliğin tesis edildiği demokratik bir mevzi olmak zorundadır. İşçi ve emekçilere düşen hepimizin geleceğine yönelik saldırılara karşısında; birlik, dayanışma ve mücadele bayrağını yükseltmektir.





