DEPREMİN OLUŞUM MEKANİZMASI

Depremler, yer kabuğunu oluşturan levhaların hareketi sonucu fay hatlarında biriken gerilimin ani boşalmasıyla meydana geliyor. Levhaların birbirine yaklaşması, uzaklaşması veya sürtünmesi sırasında oluşan gerilim, belirli bir eşiği aştığında kırılma gerçekleşiyor. Kırılmanın olduğu nokta “odak” (hiposantr), yeryüzündeki izdüşümü ise “merkez üssü” (episantr) olarak adlandırılıyor. Açığa çıkan enerji, sismik dalgalar halinde çevreye yayılıyor ve yeryüzünde sarsıntıya yol açıyor.

BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET KAVRAMI

Depremin büyüklüğü, kırılma sırasında açığa çıkan enerjiyle ölçülüyor ve moment magnitüd (Mw) ölçeği ile ifade ediliyor. Her bir birim artış, enerjide yaklaşık 32 kat artış anlamına geliyor. Şiddet ise sarsıntının yeryüzündeki etkisini ve yapıların hasar durumunu gösteriyor. Şiddet, zemin yapısı, yapı kalitesi ve merkeze uzaklığa göre farklılık gösterebiliyor.

ZEMİN VE YAPI ETKİSİ

Deprem dalgaları, zemine bağlı olarak farklı etkiler yaratıyor. Gevşek ve dolgu zeminlerde sarsıntı daha şiddetli hissedilirken, sağlam kaya zeminlerde etkisi sınırlı olabiliyor. Aynı büyüklükteki deprem, farklı bölgelerde farklı hasarlara yol açabiliyor. Dayanıksız yapılar, can kayıplarının büyük bölümünün başlıca nedeni olarak öne çıkıyor.

ARTÇI SARSINTILAR

Arıkan’dan Kastamonu’da tarım uyarısı: “Çiftçi desteklenmeli”
Arıkan’dan Kastamonu’da tarım uyarısı: “Çiftçi desteklenmeli”
İçeriği Görüntüle

Ana şoktan sonra, kırılmanın dengeye ulaşması sürecinde daha küçük sarsıntılar yaşanabiliyor. Bu artçı depremler, özellikle hasar görmüş yapılar için ek risk oluşturuyor.

TÜRKİYE'NİN DEPREM GERÇEĞİ

Türkiye, Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alıyor. Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu fay hatları aktif durumda. Bu nedenle ülke genelinde deprem riski yüksek bulunuyor. Risk azaltma çalışmaları ve bilinçli hazırlık ise büyük önem taşıyor.

RİSK AZALTMA VE HAZIRLIK

Deprem önlenemese de riskler azaltılabilir. Güvenli yapılaşma, yapı güçlendirme, afet bilinci, aile afet planı ve doğru davranışlar can ve mal kaybını azaltıyor. Bilgi, hazırlık ve dayanıklı yapılar, depremden korunmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor.

KASTAMONU İLİ DEPREMSELLİĞİ

Deprem, yer kabuğundaki aktif fay hatları boyunca biriken tektonik gerilimin ani boşalmasıyla ortaya çıkan ve enerjisini sismik dalgalar halinde yayıp yeryüzünde sarsıntı oluşturan doğal bir olaydır. Yer kabuğunun dinamik yapısının sonucu olan depremler, özellikle aktif tektonik kuşaklar üzerindeki bölgelerde can ve mal kayıplarına yol açabiliyor. Türkiye, Alp–Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer aldığı için dünyanın en aktif deprem bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ülke topraklarının büyük bir bölümü deprem tehlikesi altında bulunuyor. Bu kapsamda Kastamonu da aktif tektonik yapıların etkisi altında yer alıyor.

Kastamonu, Türkiye’nin en önemli aktif fay sistemlerinden biri olan Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun etkisi altındadır. Yaklaşık 1500 km uzunluğunda ve sağ yanal doğrultu atımlı bir fay olan Kuzey Anadolu Fay Zonu, Kastamonu şehir merkezinin yaklaşık 35 km güneyinden, Tosya ilçesi yakınlarından geçiyor. Bu durum, ilin ve çevresinin deprem tehlikesi açısından kritik bir konumda olduğunu gösteriyor. Fay zonunun Tosya ve Ilgaz segmentlerinin yanı sıra, il sınırları içindeki Ekinveren Fayı da Kastamonu’nun aktif tektonik yapısının önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu diri faylar, ilin deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Kastamonu ve çevresi, tarihsel ve aletsel dönemde (1900 sonrası) farklı büyüklüklerde depremlere maruz kalmıştır. Özellikle 26 Kasım 1943’te Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde meydana gelen Tosya–Ladik Depremi (Ms=7.2), bölgedeki en yıkıcı depremlerden biri olarak kayıtlara geçti ve geniş alanda can ve mal kaybına yol açtı. Bunun dışında bölgede farklı dönemlerde görülen orta büyüklükteki depremler, Kastamonu’nun tektonik açıdan aktif olduğunu ve deprem üretme potansiyelinin sürdüğünü gösteriyor.

AFAD koordinasyonunda; üniversiteler, TÜBİTAK ve çeşitli kamu kurumlarından uzman bilim insanlarının katkılarıyla hazırlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Deprem Tehlike Haritası incelendiğinde, Kastamonu genelinde beklenen en büyük yer ivmesi (PGA) değerleri yaklaşık 0.10 g ile 0.65 g arasında değişiyor. En yüksek değerler Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde yer alan Tosya ilçesi ve yakın çevresinde görülüyor. Bu durum, ilin güney kesimlerinin deprem tehlikesi açısından daha yüksek sismik tehlike altında bulunduğunu gösteriyor. İl genelinde deprem etkisi ve olası hasar durumu; aktif faylara olan uzaklık, yerel zemin koşulları, jeolojik yapı ve yapılaşma özelliklerine bağlı olarak yerel ölçekte farklılık gözlemlenebiliyor. Özellikle alüvyon zeminlerin yaygın olduğu ova ve vadi tabanı yerleşimlerinde deprem etkilerinin daha şiddetli hissedilmesi ve hasar riskinin artmasının mümkün olduğu ifade ediliyor.

İLİMİZDE 13 ADET GÖZLEM İSTASYONU BULUNMAKTADIR

Öte yandan, Kastamonu genelinde sismik aktivitenin izlenmesine yönelik olarak, AFAD tarafından kurulmuş olan ve il sınırları içerisinde Merkez, Araç, Cide, Seydiler, Tosya, Taşköprü, Daday, İhsangazi, İnebolu, Küre ve Şenpazar ilçelerinde konumlandırılmış toplam 13 adet deprem gözlem istasyonu aktif olarak çalışıyor. Söz konusu istasyonlar aracılığıyla bölgedeki sismik hareketler kesintisiz olarak izlenmekte olup elde edilen veriler depremlerin zamanı, konumu, büyüklüğü ve diğer sismolojik parametrelerinin doğru ve hızlı bir şekilde belirlenmesine imkân sağlıyor. Bu izleme faaliyetleri, Kastamonu'nun deprem tehlikesinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesine olanak sağlıyor.

Sonuç olarak, Kastamonu aktif fay zonlarının etkisi altında bulunan ve deprem tehlikesi açısından risk taşıyan iller arasında yer alıyor. İl sınırları içerisinde yer alan Kuzey Anadolu Fay Zonu (Tosya ve Ilgaz Segmenti) ile Ekinveren fayı, bölgenin deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Bu kapsamda, depremlerin olası olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik olarak imara esas jeolojik–jeoteknik etüt çalışmalarının ilgili mevzuata uygun olarak yapılması, yapıların yürürlükteki Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (2018) hükümlerine uygun olarak inşa edilmesi ve toplumun deprem konusunda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi büyük önem arz ediyor.

İLİMİZDE DEPREMDE ARAMA VE KURTARMA HAZIRLIKLARI

İçişleri Bakanlığının depremde 100.000 arama kurtarma personeli yetiştirme projesi kapsamında eğitim verilen kişiler de dahil olmak üzere Kastamonu AFAD İl Müdürlüğü olarak son 5 yılda 4.382 kişiye “Depremde ve Enkazda Arama Kurtarma” faaliyetleri adı altında toplam 55 eğitim verildi.

2026 yılında AFAD İl Müdürlüğüne 12 arama kurtarma personeli daha katılacak. Toplam arama kurtarma personeli sayısı ise 35 kişiye çıkacak.

Afet ve acil durum yönetimi çerçevesinde, müdahale kapasitesinin artırılması amacıyla yürütülen akreditasyon süreci kapsamında ilimizde faaliyet gösteren 6 ana ekip akreditasyon sürecini başarıyla tamamlandı ve olası afetlerde AFAD koordinesinde profesyonel müdahale imkanına sahip oldu. Kentsel Arama ve Kurtarma Alanından akredite olan ekipler; İl Özel İdaresi, Karayolları 15. Bölge Müdürlüğü, Kuzey Arama Kurtarma, ACACİA Maden, Küre Eti Bakır, MEB AKUB’ dur.

Bu ekipler aldıkları eğitimlerden sonra AFAD tarafından yapılan akredite sınavını başarıyla tamamlayıp akredite belgelerini almaya hak kazandı.

Ekiplerinin tam donanımlı kentsel arama kurtarma alanında kullanılmak üzere malzeme teminleri gerçekleştirildi. En az 27 kişiden oluşan bu gruplar enkazda arama kurtarma yapabilecek malzeme ve ekipmana sahip.

Ayrıca Afet müdahale ağını genişletmek amacıyla 2026 yılı içerisinde akreditasyon eğitimlerini tamamlayarak sisteme dahil olması planlanan yeni kurumlar; Kastamonu Üniversitesi, Kastamonu İl Müftülüğü, Kastamonu Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü, Tosya Belediye Başkanlığı, Kastamonu Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü dür.

Kastamonu AFAD bünyesindeki ekipler Kahramanmaraş, Hatay ve İslahiye bölgelerinde yürütülen arama kurtarma faaliyetlerinde aktif ve etkin bir rol üstlendi. Bölgeye arama ve kurtarma faaliyetleri için 1020 personel ve 290 personel görevlendirildi. Ayrıca, güvenlik, tahliye, arama ve kurtarma çalışmalarına destek amacıyla 3000’den fazla emniyet ve jandarma personeli bölgede görev aldı. İlimiz, müdahale çalışmalarının yanı sıra, afet bölgesindeki yönetim süreçlerini desteklemek amacıyla idari alanda da kapsamlı hizmet verildi; bölgedeki koordinasyon ve planlama faaliyetlerine doğrudan katkı sağlandı.

Muhabir: Haber Merkezi