Bölge Kastamonu, Çankırı ve Karabük Ecza Odası Başkanlığı’nın çelengi, Başkan Ecz. Aytaç Korhan Özcan tarafından anıta sunuldu.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programa, 26. Bölge Kastamonu, Çankırı ve Karabük Ecza Odası Başkanı Ecz. Aytaç Korhan Özcan, yönetim kurulu üyeleri, odaya bağlı eczacılar ve davetliler katıldı.
Törende konuşan Ecz. Aytaç Korhan Özcan, Türk Eczacıları Birliği tarafından bu yılın temasının “Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri – Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı” olarak belirlendiğini söyledi.
Özcan konuşmasında, Türkiye’de bilimsel eczacılığın temellerinin atıldığı 14 Mayıs 1839’dan bugüne 187 yıl geçtiğini belirterek, eczacılık mesleğinin bilimsellik, etik ilkeler ve halk sağlığının korunması anlayışı üzerine inşa edildiğini ifade etti.
Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ile kamuda, akademide ve sanayide görev yapan 55 bin eczacının sağlık sisteminin en yaygın, en erişilebilir ve en güvenilir noktalarından biri olduğunu kaydeden Özcan, dünyada sağlık sistemlerinin artık yalnızca hastalık tedavisi üzerine değil, koruyucu sağlık hizmetleri, erken tanı, kronik hastalık yönetimi ve toplum temelli sağlık hizmetleri üzerine şekillendiğini söyledi.
COVID-19 sonrası birçok gelişmiş ülkede eczanelerin aşılama, danışmanlık, kronik hastalık takibi ve risk değerlendirme gibi alanlarda birinci basamağın önemli bir parçası haline geldiğini belirten Özcan, Türkiye’de de toplum eczanelerinin en hızlı ve en kolay ulaşılabilen birinci basamak sağlık kuruluşları olduğunu ifade etti.
Eczanelerin güçlü bir sağlık ağı oluşturduğunu ancak eczacıların sağlık sistemine sunabileceği katkıdan yeterince faydalanılmadığını dile getiren Özcan, yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu reçeteleri kapsamında yılda yaklaşık 508 milyon reçetenin eczanelerde işlem gördüğünü söyledi.
Son TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün arttığını belirten Özcan, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre son bir yılda yaklaşık 30 milyon kişiye kronik hastalık taraması yapıldığını, 7 milyon yeni tanı konulduğunu ifade etti.
Yeni tanıların büyük bölümünü obezite, kardiyovasküler risk, hipertansiyon ve diyabet vakalarının oluşturduğunu söyleyen Özcan, her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında bulunduğunu belirtti.
Bu verilerin daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine ihtiyaç olduğunu ortaya koyduğunu kaydeden Özcan, eczacıların sağlık sistemi içerisindeki rolünün güçlendirilmesinin artık zorunluluk haline geldiğini söyledi.
Eczanelerin kolay ulaşılabilir yapısı, yaygın hizmet ağı ve bilimsel danışmanlık kapasitesiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin en güçlü paydaşlarından biri olması gerektiğini ifade eden Özcan, ilaç-eczacılık alanındaki mevzuat ve uygulamaların da bu anlayış doğrultusunda düzenlenmesi gerektiğini dile getirdi.
Kronik hastalıkların yönetimi, bağışıklama hizmetleri, çoklu ilaç kullanımına bağlı risklerin azaltılması ve ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi gibi alanlarda eczacıların daha etkin görev almasının gereksiz kamu harcamalarını azaltacağını, erken risk tespiti sağlayacağını ve ulusal ölçekte veri üretimine katkı sunacağını belirten Özcan, bu hizmetlerin aynı zamanda hasta memnuniyetini ve sağlığa güveni artıracağını söyledi.

Eczacıların kamuda, hastanelerde, akademide, ilaç endüstrisinde, kooperatif ve depolama ağlarında görev yaptığını ifade eden Özcan, özellikle kamu eczacılarının kadro yetersizliği, özlük hakları, ekonomik sorunlar ve çalışma koşulları gibi yapısal problemler yaşadığını dile getirdi.
Kamu eczacılığının güçlendirilmesi ve klinik eczacılık uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Özcan, sağlık sisteminin etkinliği, verimliliği ve kalitesinin ancak bu şekilde artırılabileceğini söyledi.
Genç eczacıların yaşadığı istihdam sorununun mesleğin en önemli problemlerinden biri haline geldiğini belirten Özcan, plansız açılan fakülteler ve artan kontenjanlar nedeniyle ciddi bir istihdam krizi yaşandığını ifade etti.
2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısının bugün 64’e ulaştığını kaydeden Özcan, yıllık mezun sayısının da büyük ölçüde arttığını belirterek, kontenjanların bilimsel verilere göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Yeni eczacılık fakültelerinin açılmasının durdurulması, eğitim kalitesinin artırılması ve genç eczacılar için kamu, klinik ve endüstri alanlarında sürdürülebilir istihdam modelleri oluşturulması gerektiğini dile getiren Özcan, sağlık alanındaki bir mesleğin mensuplarının işsiz bırakılmasının ülkenin insan kaynağının kaybedilmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Eczacılık mevzuatında yapılacak düzenlemelerin meslek örgütlerinin görüşü alınarak hazırlanması gerektiğini belirten Özcan, eczacılığı ticari bir faaliyet haline getiren anlayışlara karşı olduklarını söyledi.
Konuşmasında dünyada yaşanan savaşlar, ekonomik eşitsizlikler ve sağlık harcamalarına da değinen Özcan, OECD verilerine göre Türkiye’de sağlık harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içerisindeki payının OECD ortalamasının altında kaldığını ifade etti.
Kişi başı ilaç harcamasının da OECD ülkelerine göre oldukça düşük seviyede olduğunu belirten Özcan, yenilikçi ilaçlara erişimde ciddi sorunlar yaşandığını ve küresel ilaç şirketlerinin düşük geri ödeme seviyeleri nedeniyle Türkiye pazarından çekilmeye başladığını söyledi.
İlaç yokluklarının eczacıların iradesiyle oluşmadığını ifade eden Özcan, sorunun temel nedeninin mevcut ilaç fiyatlandırma politikaları olduğunu belirtti.
Yerli ilaç üretiminin stratejik bir ulusal hedef haline getirilmesi gerektiğini kaydeden Özcan, Türkiye’nin akademik birikimi, insan kaynağı ve Ar-Ge kapasitesiyle bunu başarabilecek güce sahip olduğunu söyledi.
Türk Eczacıları Birliği’nin halk sağlığını, eczacılık mesleğinin bilimsel niteliğini, mesleki bağımsızlığı ve vatandaşların güvenli ilaca erişim hakkını savunmaya devam edeceğini belirten Özcan, ülkenin dört bir yanında görev yapan tüm eczacıların 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nü kutladı.





