Köylülerin sert tepkisi ve yaşanan anlaşmazlık sebebiyle yıkım çalışmaları başlamadan durdurulmak zorunda kaldı. Olayın ardında ise 45 yıllık ilginç bir iddia ve çelişkili rapor tartışmaları yatıyor.
"ASLINDA HEYELAN YOK, DEDELERİMİZ ŞEHRE GİTMEK İÇİN YAZDIRMIŞ"
Köy sakinlerinin iddialarına göre, dönemin şartlarında köydeki yoğun kar yağışı ve çetin kış koşullarından kaçmak isteyen dedeleri, 1980'li yıllarda şehre taşınabilmek için bölgeyi yapay bir şekilde "heyelan bölgesi" olarak kayıtlara geçirtti. Bu gerekçeyle kendilerine konut tahsis edildiğini ancak bu evlerin bedelsiz değil, parasıyla satın alındığını belirten vatandaşlar, yıkım kararına şu sözlerle isyan etti:
“Dedelerimiz eskiden köyde çok kar olduğu için orada oturmak istemeyip şehirden ev almak istemişler ve 1980'de 'heyelan var' diye yazdırmışlar. Bize ev verilmiş ama parasıyla verilmiş. Yani aslında burada heyelan falan yok. Köyde 100-150 yıllık evler var, hâlâ dimdik ayakta. Heyelan olan yerde bu evler böyle dik durabilir mi?”
AYNI GÜN İÇİNDE DEĞİŞEN "MÜHENDİS RAPORU" İDDİASI TIRMANDIRDI
Yıkım krizini büyüten en büyük etken ise bölgeye gelen jeoloji mühendisinin incelemeleri hakkındaki iddialar oldu. Köylülerin aktardığı bilgilere göre, köye gelen uzman mühendis ilk incelemesinde sahada "heyelan izine rastlanmadığını" ifade etti.
Ancak aynı günün akşamında Valilikte gerçekleştirilen resmi toplantının ardından, kararın tamamen değişerek "heyelan riski vardır" şeklinde raporlaştırıldığı öne sürüldü. Aynı bölgeye dair birkaç saat içinde ortaya çıkan bu çelişkili yaklaşım, köy halkının tepkisini daha da artırdı.
Çalışmaların durdurulduğu bölgede, tahliye ve yıkım kararına ilişkin belirsizlik sürerken, köylüler yetkililerden adil ve yerinde bir inceleme talep ediyor.





