Mahallede 2016 yılında meydana gelen heyelan sonrası AFAD tarafından 12 bina için “oturulamaz” raporu verildi. Aradan geçen 9 yıla rağmen köylüler, sorunun kökten çözümü için somut bir adım atılmadığını öne sürüyor.

Son kar yağışlarının ardından kar sularının erimesiyle birlikte heyelan sonrası oluşan dev yarıkların daha da büyüdüğü görüldü. Durumun yerel basında gündeme gelmesi üzerine AFAD ve Cide Kaymakamlığı ekipleri köyde yeniden incelemelerde bulundu. Yapılan açıklamada, hasarlı evlerin yapımına AFAD tarafından başlanacağı bildirildi.

Köy sakinlerinden Ahmet Öz, yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: “Heyelanlı bölgede benim de evim var. 2016 yılında burada heyelan meydana geldi ve o tarihten beri mücadele ediyoruz. Hasarlı evlerin yapılması gerekiyordu ancak hala bekliyoruz. Her yıl durum daha da kötüye gidiyor, yarıklar büyüyor. AFAD ve Kaymakamlık gelip inceleme yaptı ama somut bir sonuca ulaşamadık. 12 ev için oturulamaz raporu var. Ancak sadece 2 ev tamamen boşaltıldı ve elektrikleri kesildi. Diğer evlerde ise insanlar mecburen yaşamaya devam ediyor. Köyümüz 130 hane ve sadece 12 ev değil, tüm köy tehlike altında. Evleri boşaltılan vatandaşlar ise çok mağdur. Misafir gibi bir orada bir burada kalıyorlar. Yetkililer sürecin hızlandırılacağını söyledi ama net bir tarih verilmedi.”

Köy sakinlerinden Neşe Öz ise verilen sözlerin tutulmadığını belirterek, “9 yıldır yetkililer ‘5 ay, 6 ay, bir yıl içinde evleriniz yapılacak’ denildi. Ama aradan 9 yıl geçti. Annem burada yaşadığı için evde rahat kalamıyor. Evi tamamen boşalttık. Gideceği yerde de yalnız kalacak olması bizi endişelendiriyor. Bir an önce evlerimizin yapılmasını istiyoruz.” dedi.

Tuncay Öz de heyelan tehlikesinin her geçen gün arttığını vurgulayarak, “9 yıldır çözüm arıyoruz. Gün geçtikçe heyelanlı alan büyüyor. Artık gelip görüp gitmelerini değil, çözüm üretilmesini istiyoruz. Evlerimizin yanı sıra köy mezarlığımız da tehlike altında. Gün gelecek her şey aşağıya yığılacak.” ifadelerini kullandı.

Evi boşaltılan Kezban Öz ise yaşadığı duygusal zorluğu şu sözlerle anlattı: “Eşimin mezarı burada. Onu bırakıp İstanbul’a çocuklarımın yanına gidemiyorum. Bu çukurlardan geçerken korkuyorum. Allah rızası için bizi bu durumdan kurtarsınlar. 68 yaşındayım, nereye kadar gidebilirim? Ben yuvamı istiyorum.”




